ALTI OLUNCA
Vicdanında bir sızlama hisseden politikacı, papaza fikir danışmış:
“Ben halka 6 defa yalan söyledim peder” demiş, “Bana günahımın affı için ne yapmamı tavsiye edersin?”
İhtiyar papaz, soru üzerinde düşünmüş, sonunda şu cevabı vermiş:
“İki koç kurban et, peşinden tövbeyi unutma” demiş.
Politikacının yanındaki arkadaşı da fırsatı kaçırmadan sormuş:
“Ben, beş kez yalan söyledim, bana ne tavsiye edersin?”
Papazı bir düşünce almış, ama onun da çaresini bulmuş:
“Bir defa daha yalan söyle. Altı olunca, sen de iki koç kesip tövbe edersin.”
ADAMIN BİRİ
Adamın metresi varmış, karısının santimetresi.
Adamın ayakları kokmuş, elleri linyit.
Adamın gözü dalmış, burnu yaprak.
Adamın inadı tutmuş, bir türlü bırakmamış.
Adamın evi yanmış, odaları düz.
Adamın canı çıkmış, bir daha yerine takamamışlar.
Adamın canı sıkılmış, gevşetememişler.
Adamın o lafa karnı tokmuş, gözü aç.
Adamın saçı kırmış, sakalı çayır.
Adam düşmüş, karısı gerçek.
Adam gülmüş, karısı lale.
Adam yatmış, karısı tekne.
Adam sinirliymiş, karısı kemikli.
Adam karısına "inek" demiş, birlikte aşağı inmişler.
Adam aklını kurcalamış, bozulmuş.
Adam “Yalana yer yok” demiş, yalan da ayakta kalmış.
Adam karısının yüzünde bakmamış, doksan dokuzuna bakmış.
Adam “Saat kaç?” demiş, saat de kaçmış.
Adam kafasını toplamış, burnunu bölmüş.
Adam bol keseden ATmış, dar keseden eşek.
Adam yazmış, karısı kış.
Adam donmuş, karısı fanila.
Adam şişmiş, karısı tığ.
Adam şişmiş, karısı ızgara.
Adam almış, karısı mor.
Adam yaymış, karısı halter.
Adam basmış, karısı soprano.
Adam kazmış, karısı ördek.
Adam kurmuş, karısı döviz.
Adam bezmiş, karısı kumaş.
Adam çekmiş, karısı senet.
Adamın kahvesi taşmış, çayı kaya.
Adam kartmış, karısı mektup.
Adam SATmış, karısı RTL.
Adamın birinin gözleri yaşlıymış, kulakları genç.
Adamın biri güneşte yanmış, ayda düz.
Adamın biri yolda elli lira bulmuş ama ayaklı lira bulamamış.
Adamın birinin uykusu gelmiş içeri almamış.
Adamın birinin beli tutulmuş eli kaçmış.
Adamın birinin gözü şişmiş, burnu tığ.
Adamın biri televizyona çıkmış bir daha indirememişler.
Adamın biri hakkını aramış meşgul çıkmış.
Adamın birini bir gün salıvermişler; çarşamba almışlar.
KONUŞAN KURBAĞA
Adamın biri bir gün yolda giderken bir kurbağa görür ve kurbağa dile gelir;
“Ben aslında bir insanım, eğer beni bir kere öpersen çok güzel bir prenses haline gelirim…”
Adam kurbağayı eline alır ve cebine koyar. Kurbağa tekrar dile gelir
“Eğer beni öpersen çok güzel bir prenses olacağım ve seninle 1 hafta kalmaya razıyım.”
Adam kurbağayı cebinden çıkarır, şöyle bir bakar ve gülümseyerek yeniden cebine koyar.
Kurbağa yalvarmaya başlar
“Eğer beni öper ve güzel bir prenses haline çevirirsen seninle bir hafta kalırım ve istediğin her şeyi yaparım…”
Adam tekrar kurbağayı çıkarır, şöyle bir bakar ve gülümseyerek cebine koyar
Sonunda kurbağa dayanamaz
“Senin neyin var? Sana çok güzel bir prenses olduğumu ve beni öpersen 1 hafta seninle kalıp istediğin her şeyi yapacağımı söyledim. Neden beni öpmüyorsun?”
Sonunda adam konuşur
“Bak, ben bir mühendisim. Kızlarla uğraşacak vaktim yok, fakat konuşan bir kurbağa çok ilginç geliyor.”
SEZONLUK
Üniversitede, dönemin ilk gününde rektör yeni gelenleri toplamış, üniversite kurallarını anlatırken sıra yurt olayına gelmiş. Rektör demiş ki:
“Kız yurtları erkek öğrenciler için yasak bölge. Erkek yurtları kız öğrenciler için. Yasak bölgede yakalanan kişiye ilk seferinde 200 milyon ceza kesilecek. İkinci yakalanışında 300 milyon, üçüncü yakalanışında da 500 milyon ceza kesilecek. Sorusu olan var mı?”
Arka taraftan bir erkek öğrenci sesi:
“Sezonluk bilet ne kadar?”
SİNİRLENMEYE GEREK YOK!
Ormanda bir kaplan uyandığında, kendini canavar gibi hissetmiş.
Hatta kendini öyle iyi hissetmiş ki, bir küçük maymunu köşeye sıkıştırmış ve ona gürlemiş,
“Ormandaki hayvanların en güçlüsü kim?”
Ve zavallı maymun tir tir titreyerek cevap vermiş,
“Sizsiniz tabii ki, sizden güçlüsü yok.”
Kısa bir süre sonra kaplan, bir geyiğe rastlamış ve kükremiş,
“Ormandaki hayvanların en büyüğü ve en güçlüsü kim!?”
Geyik öyle çok titriyormuş ki kekeleyerek,
“Eee… şeeşeyyyy… Büübüüüyüüüük kaa kaaakaplan… siz ormandaki en güçlü hayvansınız.” demiş.
Kaplan hızını almışken, sessizce ot yiyen bir file caka atmaya başlamış ve en yüksek sesiyle gürlemiş,
“Ormandaki hayvanların en güçlüsü kim!?”
Fil hiç sesini çıkarmadan hortumuyla kaplanı yakaladığı gibi havaya kaldırmış, yere vurmuş, tekrar kaldırmış ve kaplan portakal ve kömür renkli bulanık bir görüntü halini alana kadar silkelemiş.
Sonunda onu şiddetle yakındaki bir ağaca fırlatmış.
Kaplan sendeleyerek ayaklarının üzerinde doğrulmuş, file bakmış ve,
“Yahu kardeşim, sırf cevabı bilmiyorsun diye bu kadar sinirlenmene gerek yok ki!” demiş.
3 YAŞLI ADAM
Üç yaşlı adam doktorda hafıza testindedirler.
Doktor ilk yaşlı adama sorar:
-“Üç kere üç kaç eder?”
-“274…”
Doktor üzgün bir şekilde İkinci yaşlı adama döner:
-“Şimdi sizin sıranız. Üç kere üç kaç eder?”
-“Salı...”
Doktor artık iyice ümitsiz şekilde üçüncü yaşlı adama döner:
-“Evet, şimdi de sizin sıranız üç kere üç kaç eder?”
-“Dokuz...”
Yanıtını sevinçle karşılayan doktor
-“Bu harika, nasıl buldunuz?”
Üçüncü yaşlı adam sakince:
-“Oh, çok kolaydı. Sadece 274 ten salıyı çıkardım!”
YAŞLI KADIN VE KÖPEĞİ
Yaşlıca bir bayan evindeki koltuğunda oturup uzun geçmiş hayatını gözden geçirirken birden bir peri karşısına çıkıverir ve ona üç dilekte bulunabileceğini söyler.
“Peki!” der yaşlı kadın:
“Zengin olmak istiyorum!”
Peri bir el hareketiyle kadının koltuğunu som altına çevirir.
“İkinci olarak ta güzel ve genç bir prenses olmak istiyorum!” der.
Birden başında paha biçilemez bir tacı olan dünya güzeli bir prenses oluverir.
“Üçüncü ve son olarak ne istersin?” diye sorar peri...
O sırada yaşlı köpeği ağır bir şekilde kafasını kaldırır ve zayıf bir “Hav” sesi çıkartır.
Prenses olan yaşlı kadın çok sevdiği köpeğine bakar ve şöyle der:
“Köpeğimi yakışıklı genç bir prense dönüştürebilir misin?”
Tam o anda, şimdi güzel bir prenses olan yaşlı kadının önünde dünyada hiç kimsenin görmediği kadar yakışıklı bir prense dönüşür köpek...
Hiç kimsenin hayal bile edemeyeceği kadar yakışıklıdır bu prens...
Kadın ona büyük bir hayranlıkla bakar ve o anda ona âşık oluverir.
Prens ona doğru yaklaştığında kadının heyecandan dizleri titremeye başlar.
Prens ona doğru eğilir ve dudakları neredeyse kadının kulağına değecek şekilde şöyle fısıldar:
“Eminim şu an; zamanında beni hadım ettirdiğine çok pişmansındır!”
DURAMAM
75 yaşındaki adam, doktora şikâyette bulunuyordu:
-“Evladım birinci iyi, ikinci de eh şöyle böyle idare ediyorum. Ama üçüncüde dizlerim kesiliyor, hele dördüncüde nefes nefese kalıyorum.”
-“Hop! Amca ne yapıyorsunsen, delirdin mi? Senin birincide durman gerekir!”
-“Nasıl durayım evladım, beşinci katta oturuyorum!...”
ONU DİYORUM
85 yaşında bir adam doğumhane kapısında beklemektedir.
Doğum odasından çıkan hemşire şöyle bir bakındıktan sonra yaşlı adama sorar:
-“İçeride doğum yapan kadın yakınınız mı?”
-“Evet, eşim!”
-“Ama bayan 25 yaşlarında...”
-“Tamam işte, eşim o. Niye şaşırdınız, baba olamaz mıyım yani?”
-“Yok... Aklıma benim dedem geldi de!”
-“Nesi varmış dedenizin?”
-“Kendisi av meraklısı idi. Sürekli ava çıkardı. Ancak yaşlanınca zorlanmaya başladı. Bir gün ava çıkacakken onu uyardık ama kendisi ısrar etti ve hazırlandı. E... Tabii yaşlılık, çıkarken tüfek yerine baston aldı eline. Ben de kendisiyle gittim. Ormanda epey yol yürüdükten sonra bir geyik gördük. Dedim ya, dedem yaşlı. Bastonu omzuna koydu, doğrulttu ve geyiğe bastonla ateş etti. Geyik o anda vurulup yere düştü...”
Yaşlı adam:
-“Olur mu öyle canım… Başkası vurmuştur onu!”
Hemşire:
-“Eh işte, ben de onu demeye çalışıyorum deminden beri!...
RİCA ETSEM
Hayli yaşlı kadın alışveriş merkezinde arabasını nereye park ettiğini unutmuş, o kattaki güvenlik görevlilerinden biri onun telaşlı halini görüp:
“Bir şey mi var?” diye sorunca:
“Arabamı bulamıyorum” demiş yaşlı kadın heyecanla.
Yardımcı olmak için, “Ne markaydı arabanız?” diye sormuş görevli.
Yaşlı kadın görevliye bakmış, bakmış
“Rica etsem” demiş, “Bana biraz marka sayabilir misiniz?”
BU ADAM KİM?
Temel trafik polisi, kuralları ihlal eden bir milletvekilinin otomobilini durdurmuş, ceza yazacak.
Milletvekilinden o meşhur laf:
-“Sen benim kim olduğumu biliyor musun?”
Temel telsizine sarılmış:
-“Amirim, birisini çevirdim. Adam kim olduğunu bilmiyor, bana soruyor!”
BİZİM PARA OLUNCA
Vaktiyle bir Amerikan kasabasında hâkimlik yapan bir adam, emekli olunca da bankada veznedarlık yapmaya başlamış.
Kovboyun biri bankaya gelip çek bozdurmak isteyince veznedar başlamış sormaya:
-“Doğum yerin? Sürekli oturduğun adres? Kimlik kartın? Kefil göstereceğin kişiler vs...”
Kovboy:
-“Buraya bak veznedar. Sen daha önce bu kasabada yargıç olarak adam asarken bile, bu kadar belge aramazdın; ne oldu sana?”
Veznedar:
-“E, demiş, burada giden bizim para; şayet giden senin hayatın olsa yine üstünde o kadar durmazdık...”
NE YAPARSINIZ?
Komutan; eğitimde erlere sormuş;
-“Bir ciple çölde gidiyorsunuz ve yukardan düşman uçağı sizi bombalıyor siz ne yaparsınız?”
İdris; “Ben cipi durdurup altına girerim...”
Dursun; “Ben cipi bırakır ve kaçarım...”
Temel; “Ben de sağa sinyal verip, sola dönerim...”
YASAKMIŞ
Temel otobüste cep telefonuyla Dursun ile konuşuyormuş.
Otobüs şoförü Temel'i uyarmış:
“Beyefendi cep telefonuyla konuşmanız yasak!”
Bunun üzerine Temel:
“Dursun benum telefonla konuşmam yasakmuş! Sen konuş ben dinliyrum!”
DUAYI KES!
Kazaya uğramış iki arkadaş, batmak üzere olan sal üzerinde umutlarını yitirmişlerdi.
Biri diz çöküp yalvarmaya başladı.
“Tanrım... Korkunç bir imansızım. Beni kurtarırsan, tövbeyle dolu bir yaşam sürdüreceğim. Manastıra kapanacağım... Malımı mülkümü fakirlere bağışlayacağım… Kiliseden hiç çıkmaya…”
Tam bu sırada arkadaşı omzuna vurup, “Duayı kes!” dedi. “Bir vapurun geldiğini görüyorum.”
GEREK YOKTU
Hâkim, kaynanasını dövmekten sanık bir adamı yargılıyordu.
Şahide sordu:
“Bu adamı kaynanasını döverken gördün mü?”
“Gördüm efendim...”
“Neden müdahale etmedin?”
“Neye müdahale edeyim. Yardıma ihtiyacı yoktu ki, rahat rahat dövüyordu…”