Arıcıların icat etmediği kalmadı. Özellikle varroa ve varoanın bulaştırdığı kanatsız arı virüsü arı kayıplarında çok etkili ve bunlarla mücadelede her yol deneniyor. Kek, şurup ve benzeri ürünlere karıştırarak medet umulmayan madde neredeyse kalmadı.

Dünya genelinde de arı kayıpları çok yüksek düzeylerde bulunuyor. Bu toplu ölümlerin bir nedeni olarak, arıları öldürebilen veya polen, nektar toplamaya çıkan arıların geri dönme yeteneklerini bozabilen ölümcül bir virüs gösteriliyor. Virüsün kesin bir ilacı bulunmamakla birlikte, yardımcı ürünler nispeten işe yarıyor.

Araştırmacılar, ucuz ve doğal olarak oluşan bir kimyasal bileşiğin, arılardaki virüsün etkilerini önleyebileceğini veya tersine çevirebileceğini bildiriyorlar. Arılar enfekte olmadan önce bu bileşikle beslenen arıların, beş gün sonra virüsten kurtulma olasılıklarının dokuz kat daha fazla olduğu dikkati çekiyor. Araştırmacılar, kovanları gerçek zamanlı olarak izleyerek, bileşikle beslenen arıların, yiyecek arama gününün sonunda kovana geri dönme olasılıklarının daha yüksek olduğunu da bildiriyorlar.

Varroa paraziti tarafından bulaştırılan kanatsız arı virüsü, arıları yaşam döngülerinin her aşamasında enfekte edebiliyor. Ağır enfekte olan arılar birkaç gün içinde ölüyor, uçma ve yiyecek arama yeteneklerini kaybediyorlar. Önceki araştırmalar ayrıca virüsün arının öğrenme ve hafızasını bozabileceğini, bunun da polen ve nektar arama eyleminden sonra kovana dönme yeteneğini olumsuz etkilediği gösteriyor. Geri dönemeyen arılar kesinlikle ölüyorlar.

Varroayla mücadelede genellikle böcek ilaçları kullanılıyor. Ancak kullanılan ilaçların çoğunluğu arılarda stres yarattığı gibi arı ürünlerinde de kalıntı bırakmak suretiyle sağlık açısından risk oluşturuyor.

Araştırmalar, kanatsız arı virüsünün arılarda sinir sinyali iletimiyle ilişkili genleri, öğrenme ve hafıza fonksiyonlarıyla ilgili diğer birçok biyolojik süreci baskılıyor. Tayvanlı araştırma ekibi, birçok bitkide bulunan ve hayvanlarda bağışıklık sistemlerini güçlendiren, öğrenme de dahil olmak üzere çeşitli genlerin gücünü artırdığı bilinen bir kimyasal bileşik olan sodyum bütiratın (NaB), arıları virüsten koruyabilecek potansiyel bir kaynak olabileceğini belirtiyor.

Araştırıcılar yaptıkları çalışmada arıları deforme kanat virüsüyle enfekte etmeden önce bir hafta boyunca NaB katkılı şekerli suyla beslemişler ve bu arıların %90'ından fazlası beş gün sonra hayatta kalırken, aynı süre içinde NaB almayan enfekte arıların %90'ı öldüğünü tespit etmişler.

Bulgular, böcekleri virüse maruz kalmadan önce NaB ile beslemenin patojenin olumsuz etkilerini ortadan kaldırabileceğini gösteriyor.

Araştırmada, ortalama olarak, enfekte olmuş arıların sadece yarısının kovana geri dönebildiği dikkati çekiyor. Ancak enfekte olmadan önce sodyum bütiratlı şekerli su ile beslenen arıların %80'inden fazlası günün sonunda kovana geri dönmesi çok iyi bir sonuç olarak görülüyor.

Sodyum bütirat gerçekten ucuz. Baklagillerde, tereyağında bol miktarda bulunuyor. Bağışıklık sistemini desteklediği için güçlü koloni oluşturmada da önem arz ediyor. Zaten güçlü koloniler varroa ve kanatsız arı virüsünden daha az etkileniyor.