Abdülhamit güzellemesi yapıp, İttihatçı düşmanlığında sınır tanımayan herkese cevabımdır...

Yunanlılarla 1897 Savaşını kim yaptı. Bu dönemde Padişahımız Efendimiz Hazretleri kimdi? Hatta, Savaşı kazanmamıza rağmen Teselya Bölgesi'ni, yani Türk Toprakları'nı Yunan'a kim verdi...

93 Harbi, kimin zamanında yapıldı. 1881 yılında Mısır elden çıktı.. Tunus elden çıktı. Bulgarlar özerk oldu. Romanya ve Sırbistan bağımsız  oldu. Bu dönemde Padişah kimdi?

Bu üfürmeler, N. F. Ve K. M  üfürmeleridir...  Bu tür söylemleri dikkate almamak gerek...

İttihatçılar, daha önce Trablusgarp da vatan için savaştı... İktidarda da İttihatçılar yoktu...

Balkan Savaşı için  "ver kurtul" politikası uygulayan Abdülhamit'in yaptığı gibi yapılarak, toprak verip savaşa girilmeyebilinirdi... Yönetim erkinde vatan duygusu olmadığı için toprak verip savaşmadık, dinilebilinirdi.

Mevzubahis vatansa onun için savaşılır ve mücadele yapılır ve ölünürdü... İttihatçılar bunu yaptı. Savaştılar, mücadele ettiler ve bu dünyaya hoş bir seda bırakarak, gittiler...

Balkan Savaşları'nda, ordu içindeki padişahçı ve alaylı subayların basiretsizliği sonucu büyük  facialar yaşanmıştır... Türk' ün iffeti lekelenmiştir... Bu kadar handikapa rağmen, yine de Edirne'yi geri alanlar da İttihatçı subaylardır...

Birinci Dünya Savaşı, bizim kaçınılmaz olarak gireceğimiz bir savaştı. Çünkü, hem Almanların hem de İngiliz öncülüğündeki  gücün asıl hedefi, Osmanlıyı yıkmaktı.

İttihatçılar, Avrupa'da bulunan  birçok ülkeyle  de müttefik olalım, diye  on dört farklı girişimde bulundu. Ruslar, Almanlar, İngilizler, Avusturya - Macaristan, İtalyanlar, Fransızlar bu girişimlerdeki İşbirliği talebimizi kabul etmediler.

 Biz, Sırplarla, Yunanlılarla, Romenlerle bile İşbirliği görüşmesi yaptık ve hiçbiri bizi kabul etmedi. Herkesin hesabı Osmanlı toprağından pay almaktı.

Yani, iktidarda kim olsa savaşa girilecekti...

İttihatçılar, ülkeyi savaşmadan teslim etmek ( Abdülhamit Politikası) veya savaşarak, mücadele ederek, kurtarmak gibi,  iki yol ayrımından ,  savaşarak mücadele etmeyi tercih etti... Çünkü, onlar, ölümlerle eğlenen tunç yürekli Türklerdi...

 Ordu'da subayların maaşı altı aydır ödenmiyordu. Para yoktu.  Borç alma dönemi de 1 Ağustos'ta  savaş başladığı için mümkün değildi. İttihatçılar, Almanlarla bir görüşme yaptılar, savaş kaçınılmazdı. O halde, beş milyon altın paraya kadar ulaşabilecek bir borçlanma ve Osmanlıya saldırılırsa, Osmanlı'nın yanında savaşa girmeyi kabul ederlerse, şartıyla Baltalimanı' nda bulunan ve  şimdiki İstanbul Üniversitesi'nin kullandığı binada, bir anlaşmaya varıldı. Bu  anlaşma, denize düşen yılana sarılır, anlaşmasıydı.

Sonra, dokuz cephede savaştık...

Bizim, Avrupa cephelerine asker göndermemiz yanlıştı...

Yine, Irak' ta başarılı olup, bir zafer kazanılınca, Türk Ordusu'nun İran Seferine  yönlendirilmesi, Ordu'nun İran'a gönderilmesi yanlıştı.

Bizim Ordu, yalınayak, başı kabak, verilen görevi yerine getirerek Tebriz'e girdi. Bu harekât, Almanların âlî çıkarlarına, ters bir harekât olduğundan, Almanlar bastırdı ve çekilmek zorunda kaldık...

Araplara gelince, zaten her zaman otonom yapıdaydılar. Osmanlı, borç para alarak onları hoşnut etmek için hep para gönderdi... Onlarla birlikte olmak için uğraştı, didindi ve Arapları kontrol altına alamadı. Çünkü, Türkler, mevaliydi... Araplar da, ümmet bilinci yoktur...

 Türk Halife'ye de para karşılığında biat ediyorlardı. Kim fazla para verirse kıblelerini de o yöne  değiştirebiliyorlardı.

Faysal, Abdullah ve Zait'in yaptıklarını okuyun, El Ahd Cemiyeti'nin Kurulduğu yer ve faaliyetlerini Ruslar, çok güzel yazdı. Okuyun! Sonra bu konuda fikir serdedin, derim.

Reis Paşa, Genel Kurmay Başkanlığını, birçok kez uyarmış. Ancak, enaniyet ön planda olmuş... Reis Paşa, dinlenilmemiş... Reis Paşa, sevk ve idarede daha akılcı ve gerçekçidir...

Filistin Cephesini çalıştım. Orada, çoklu ihanetler var.

Araplar, Almanlar, İçimizdeki Arap Subaylar, diğer azınlıklardan da ihanetler gördük.

Bu yüzden, bence, Filistin ve Suriye Cepheleri'nde Türk Çocukları, kahramanlıklarıyla destanlar yazmıştır... Türk'ün kendisine yapılan ihanetler de  gördüğü bir cephedir...

Burada, Bombacı Yüzbaşı Mehmet, Gönenli Minik Ömer, Farecikli Ali Galip büyük kahramanlardır...

Bütün Şehitlerimizi rahmet ve minnetle anarım.

Ha! İttihatçı önderler, Ermeni kumpasıyla ve bütün Avrupa'nın Ermenilere  kuçak açmasıyla da hemen hepsi Ermenilerce  şehit edilmişlerdir.

Bunun böyle biteceğini hepsi biliyordu. Ortam oluştuğunda da ülkeye döneceklerini ifade ettiler ve yargılayın ve gerekirse hangi cezaya hükmedilecekse de ona uyacaklarını ifade etmişlerdi.

İttihatçılar, , Ermeni tehcirini  yaparak, Anadolu'nun bir bütün olarak Türk Devleti olmasını sağlamışlardır. Bu bile onları, sevmemiz için yeterlidir.

Yalnız, hâlâ onları tahkir etme yarışında olanlar da (Altan Kardeşler gibi)vardır... Bunlar, günümüzün "Ermeni Muhipler Cemiyeti" üyesidirler, derim.

Ben, Türk'ten yana tarafım. Bu konuda da herkes tarafını seçsin isterim ki Türk'ün dostu kim, düşmanı kim bilelim... Piricimizdeki beyaz taşları da öğrenmiş olalım. PKK gibi siyah taşları zaten ayıklayacağız...

Bu vesileyle Yeni yılınız kutlu olsun.

Var olun.

Gönülden selamlar...