Türkiye'de milliyetçilik kavramı üzerine yapılan bir anket çalışmasını bana ulaştıran ve kendi değerlendirmelerini de yazan bir dosta katkı...
Burada, noksan gördüğüm, ortak tarih açısından Büyük Selçuklu, İlk Anadolu Türk Devletleri, Anadolu Selçuklu Devleti, İkinci Beylikler ve Devletler Dönemi, Osmanlı Devleti, Türkiye Cumhuriyeti ve günümüz değerlendirilmeliydi...
Bu devletlerin kuruluş ve yıkılışları ve bu süreçte 1789 Fransız İhtilali dikkate alınmıyor... Milletlerin oluşumu, ümmet kavramını geriletmiş ve ümmet içinde olan, Cezayir, Tunus, Mısır ve en sonda da bütün Arap toplulukları, Türklerden ayrılmıştır...
Türkler, Lord Curzon'un dediği gibi Türkistan'a gönderilmelidir. Çünkü, bu Türkler, ne yapıp edip bize zorluk çıkarıyor, görüşündeydi...
Kurtuluş Savaşı sırasında yapılan mücadele, Anadolu'da Türk'ün varlığını sürdürmek içindi. . Bu mücadele, bizimle birlikte olmak isteyen ve Türk varlığının varlığıyla kendi varlığını özdeş hale getiren bütün ümmetin aynı sancak altında birleşmesiyle başarıya ulaşmıştır.
Burada, alt grupların ne kadar destek verdiği de önemli değildi... Ama, ortak irade vardı.
Sonra, Kurtuluş Savaşı bitti. Lozan'a gittik. Görüşmeler İngilizlerce akim bırakıldı. Heyet, Türkiye'ye döndü. Meclis'te o kadar çok tartışmalar oldu ki günümüzde bu sözleri mecliste söylemek yürek ister. Neyse, bu görüşmelerden birisinde, Milletvekili Yusuf Ziya Bey konuşur. Bu günü anlatır ve Türk Devleti vahdeti içinde Kürt olmazsa, Musul, Süleymaniye, Kerkük olmazsa Kürt'ün Ruhuna zehiri aşılamak için "İngiliz Şırıngası" hazırdır, der. Buna fırsat vermeyelim, demektedir.( Bilal Şimşir, Lozan Telgrafları, Cilt-2, Giriş, sayfa38-39)
Sonra, Lozan imzalandı. Reis Paşa, üniter ve iyi eğitilmiş bir Türkiye Devleti'nin bütün düşmanlara karşı daha rahat mücale edebileceğini düşündü.
Bunu, tez zamanda hayata geçirmek için gayret gösterdi... Burada, çizdiği vatandaşlık kavramıyla herkesi, hukuk önünde eşit kıldı. Kimsenin dini inancına, etnik kökenine bakmadan herkesi liyakatine göre devlet içinde görevlendirdi...
Eğitimi, herkesin ulaşabileceği bir seviyeye getirdi. Burada, görev alanların kimlik ve inançlarına bakmadı.
Laiklik kavramıyla dini inançlara da eşit mesafe koydu.
Elinde, inanç metre olup ona göre halkı ayırmadı.
Herkese, seküler bakmayı bildi...
Dini inanç, ferdin kendi inancıydı ve kimse karışamazdı. İyi de yaptı.
Üniter yapıyı örseleme dönemi, onun ölümüyle başladı.
İngiliz şırıngası devreye girdi...
Günümüze geldik.
Şırınga tutan el sayısının arttığını gördük...
Şırınga da şırıngayı tutan elde yabancıydı...
Türk Halkı, şırınga yiyen ve bölücülük aşısı yapılanların ilk katliamlarını görünce büyük şaşkınlık içine girdi. Ne yapacağını şaşırdı. Zaman içinde, hedefin ABD ve İngiltere için alan açma olduğunu gören yöre insanı bu tuzaktan uzak durdu.
Yusuf Ziya Bey gibi hareket etti.
Üniter yapının şerefli bir üyesi olduğunu söyledi. Üniter yapıdan uzaklaşan ve biz ümmetiz, diyenlerin Gazze, Irak, Libya, Sudan meselelerinde ümmet olmadığını gördük. Aynı aşı şimdi de Suriye'de üniter yapıyı bozmakta ve yeni aşı aparatı olarak da İsrail'in emellerine hizmet etmektedir...
Ülkemizin üniter yapısı bozulduğunda da iç cephe çökecek ve hepimiz kan ve
gözyaşı içinde sürü haline gelmiş olacağız...
Türkiye içinde yaşayan bütün sosyal yapılar, aklını başına toplamalı ve üniter yapımız içinde birlikte yaşama sistemimize destek vermeleri gerekmektedir... ...
Dünyayı okuyamayan, kendi çıkarlarını, milletin çıkarlarını önünde gören tüm siyasi yapıların Türk Milleti'nin huzurunu temin edeceği kanaatinde değilim.
Ha!
Kendi mahallesindeki sosyal yaşayışına da kimse karışmamalı...
Anketçilerin söylemlerde de "Türkiye Toplumu" söylemi yerine, Türk Toplumu, demesi gerekirdi... Çünkü, Anadolu'da ve Trakya'da yaşayan vatandaşlarımız Türk toplumudur. Türkiye toplumu, beş milyon Arap, iki milyon Afgan ve bir milyon Afrikalıyla ve en az yedi milyon turistler de dahil birlikte değerlendirilir.
Türkiye, bir coğrafyadır. Coğrafyada yaşayanların tamamı, Türk toplumunun oluşturmaz; evet, içinde Türk Toplumu da var ama, başkaları da var... bence sözcük seçiminde de daha hassas olmak gerekir, derim.
Yine, bölücülüğe destek veren onu kutsayan yerli şırıngaları ve onların basında ve sosyal medyadaki trollerini de unutmadan, Türk Toplumu kavramını yok etmek isteyenlerle de mücadele etmek gerekir.
Bu konularda, siyasilerimize büyük iş düşmektedir.
Milli bütünlüğümüz için ağzınızdan çıkacak sözlere dikkat edin...
O kadar!
Bilgi edinmeniz dileğiyle...
******
Düşünmeye, okumaya, yazmaya ve konuşmaya devam...