Çocuk Obezitesinde Eşik Aşıldı: Ultra-İşlenmiş Gıdalar Neden Bu Kadar Baskın?
UNICEF’in yeni “Feeding Profit” raporu, dünyada ilk kez 5–19 yaş grubunda obezitenin zayıflığı geçtiğini söylüyor: 2025’te obezite %9,4, zayıflık %9,2. Bu yalnızca “fazla kalori” meselesi değil; çocukların etrafı ucuz, erişilebilir ve agresif biçimde pazarlanan ultra-işlenmiş yiyecek-içeceklerle çevrili. Evde çocuğa “sebze ye” demek yetmiyor; okul kantini, mahalle marketi, sosyal medya reklamları aynı anda tersine çekiyor.
Peki ne yapabiliriz?
1) Kantinde su, yoğurt, taze meyve gibi 3 sağlıklı ürünün hep bulunmasını şart koşmak.
2) Haftalık okul menüsü şeffaflığı: ailelere menüler ve içerik listeleri önceden gönderilsin.
3) Evde hızlı ama gerçek: tam tahıllı sandviç, nohut-ton balığı salatası, ayran gibi 5 dakikalık alternatifleri rotasyona alın.
4) Ekran-pazarlama farkındalığı: çocukla beraber reklamlardaki “sağlıklı görünen” mesajları çözümlemek.
5) Etiket okuma kuralı: ilk üç bileşen şeker/türeviyse rafa geri.
Unutmayalım: Çocukların yeme davranışını en çok ortam şekillendirir; bireysel iradeyi destekleyen sağlıklı ortam kurmadan sonuç beklemek gerçekçi değil. Türkiye’de okul ve yerel yönetim düzeyinde küçük, ölçülebilir müdahaleler dahi birkaç dönem içinde fark yaratır. UNICEF’in önerdiği düzenlemeler (pazarlama kısıtları, daha iyi etiketleme, okul ortamlarının iyileştirilmesi) belediye-okul-veli üçgeninde hemen uygulanabilir.