Yazın en sıcak günlerini yaşıyoruz. Termometreler kimi yerde 35 derecenin üzerine çıkarken, şehirlerde de kırsalda da hayat adeta sıcağın ritmine göre şekilleniyor. Kliması olmayan evlerde serinliğin tek adresi eski usul vantilatörler; gölgelik arayan insanlar parkların ağaçlarının altına sığınıyor. Bu noktada aklımıza şu geliyor: “Gölge” aslında ne kadar değerli bir şey.

 

Bir ağacın altındaki serinlik, sadece insan için değil, hayvanlar için de adeta bir can simidi. Özellikle sokak hayvanlarının yaz aylarında gölgeli bir köşe bulması, yanına bırakılan bir kap su kadar önemli. Birçok belediye ve gönüllü dernek, yazın park ve bahçelere su kapları yerleştiriyor. Ama bireysel olarak da yapabileceğimiz çok şey var: evimizin önüne bırakacağımız bir kâse su, bir ağacın altına yerleştirdiğimiz gölgelik, sıcak günlerin en büyük iyiliklerinden biri olabilir.

 

Bir diğer önemli konu da su tasarrufu. Kuraklık tehlikesi artık hayatımızın doğal bir parçası. Basit görünen küçük önlemler bile büyük fark yaratıyor: Diş fırçalarken musluğu kapatmak, çamaşır ve bulaşık makinelerini tam dolmadan çalıştırmamak, yağmur suyunu biriktirip bahçe sulamada kullanmak… Bu küçük adımlar, hem doğaya hem de geleceğimize yatırım.

 

Belki de bu yazın en çok hatırlamamız gereken şey şu: Biz doğaya ne verirsek, o da bize fazlasıyla geri veriyor. Bir ağacın gölgesi, bir damla suyun serinliği, aslında gündelik hayatın sessiz kahramanları.