Ülkemizi bekleyen tehlikeler ve  içinde bulunduğumuz ekonomik, siyasi durumumuz üzerine bir değerlendirme...

Misyonerlik, laiklik ilkesi içinde değildir. Milli yapıyı değiştirme işlemidir. Göz yumulamaz... Yasaklanmalıdır... Ayrıca, Bizdeki misyonerlik faaliyetinin merkezi, Boston ve Teksas'tır. Bu, bize bir şey söyleyebilmelidir...

 İngiltere ise kendi bünyesine alarak, devşirme yapmaktadır. Bizim, dini bütün arkadaşlar da endişelenmeyin, din kendisini korur, demektedirler.

Bir ülke, kalkınmak istiyorsa mutlaka sömürecek bir kitle üzerine boğaz tokluğuyla çalıştıracağı kitleleri bulur ve elde ettiği gelirle sanayileşir ve güç olur.

İngiltere ve Almanya, işçileri sömürdü... Fransa ve İtalya da aynı yolu denedi. İngiltere, sömürgelerini kullandı...

Fransa'nın on dört Afrika ülkesini hâlâ sömürmesi de dikkate alınmalı...

İslam ülkeleri tam milletleşemediği için kalkınmış ülke durumuna gelemez...

Çin, geçmişte kendi insanını ve günümüzde de Doğu Türkistan, Tibet, Mançurya gibi esaretinde tuttuğu yerlerdeki insanları boğaz tokluğuyla çalıştırmakta ve  sömürmektedir.

 Rusya'da da Gulak Takım Adalarını unutmadık. Ayrıca, Ukrayna'da ve Türkistan'da yaptığı katliamları da unutmadık... Kolhozların işleyişini de unutmadık...

Kalkınma meselesi, üretim meselesidir... Üretmediğiniz müddetçe ilerlemeniz mümkün değildir. Çanakkale içinde var olan Akfa Konserve, Tekel Şarap ve Kanyak Fabrikası, Sümerbank Deri Sentetik Fabrikası, Petkim Fabrikası, Akfa, Trutaş, Sancak Ziraat, Kepez Bilkon gibi fabrikaların hepsi üç otuz paraya satıldı ve hemen hepsi de ranta açıldı... Bizim, kalkınma, sanayileşme gibi bir derdimiz yok. Yarı mamül madde alıp mamül madde hale getirip satmayla ülkemizin insanını değil ;ancak, yarı mamül madde aldığımız ülke işçilerin zengin etmiş oluruz.

Ayrıca, yetişmiş insan gücüne göre Dünya üzerinde hangi  alanlarda rekabet edeceğimizi tespit edip o alanlarda yatırım yapıp, çalışmalıyız...

2024-2028 Dönemi Kalkınma Planını incelediğimizde, bizim kalkınmamızın hayal olduğunu görürüz... Çünkü, o planın da ruhu yok...

Siyaset, günü kurtarma, yandaşı zengin etme, Türk İnsanının geleceğini karartma gibi işlemlerin aptalca yapıldığı bir alan değildir. Ayrıca, sayısını net bilmediğimiz ve yıllarca baktığımız milyonlarca insan için kendi insanını fakirleştirmek hiç değildir...

Kore, Karadeniz Bölgesi karşılaştırması da dikkate alınmalı, dersler çıkarılmalıdır.

Sadece, Giresun Seka Fabrikasını satıp, arazisinin ranta açmakla aynı uygulamayı devam ettirmekle  üretimden çekilirsek, kağıt alma işinde Çin'i zengin etmiş oluruz...

Biz, milli bir Kalkınma ruhuyla yeni bir planlamayla hareket etmeliyiz...