Rahmetli Demirel bir gün bir Arnavut fıkrası anlatmış:

Arnavut, hamama her gidişinde güzelce yıkanır, para ödemeden çıkarmış.

Ödememek için de kavgaya kadar işi götürürmüş.

Hamamcının canı çok sıkılırmış ama ne yapacağını bilemezmiş.

Bir gün hamamcı Arnavut yıkanırken, elbiselerini hamamın fırınına atıp, yakmış.

Ancak, beline sardığı kırmızı kuşakla, kamasını bırakmış.

Arnavut yıkanıp dışarı çıktığında elbiselerini göremeyince durumu anlamış. Ama çaresiz...

Sessizce kırmızı kuşağı beline dolamış, kamayı da aşağı sarkıtıp, anadan üryan hamamcının yanına gitmiş ve sormuş:

“Kızdığını anladık da, Allah’tan kork. Biz buraya böyle mi geldik?”

Bütün devlet malları satıldı.

Elimizde bir şey kalmadı.

Kimine kayyum atandı.

Kimi belediye başkanları gözaltına alındı, kimi tutuklandı.

Kimi siyasiler hala tutuklu.

Yakında “Biz kimseye bir şey yapmadık” diyebilirler diye, bunu yazdım.

Bir kenara koyun…

Sümerli bir şair ve öğretmen olan “Ludingirra” binlerce yıl öncesinden bize bir mektup yazmış.

Muazzez İlmiye Çığ da bize bu mektubu tercüme etmiş, yayınlamış.

Şair ve öğretmen mektubunda şunları söylüyor;

“Ben bir Sümerli öğretmen, şair ve yazarım.

Yaşım yetmiş beşi bulduğundan öğretmenliği bıraktım fakat şairlik ve yazarlık ölünceye kadar sürecek.

Bu yaşam öykümü daha çok gelecek kuşaklar için yazmaya başladım.

Bizim ulusumuz, dilimiz, geleneklerimiz, sosyal yaşantımız, sanatımız unutuluyor artık.

Bu güzel ve uygar ülkemize her yerden göz diktiler.

Göklere uzanan basamaklı kulelerimizin,

Görkemli tapınaklarımızın,

Arı gibi çalışan çarşılarımızın,

Her tarafa ulaşan kervanlarımızın,

Dümdüz uzanan yollarımızın,

Bol ürün veren tarlalarımızın,

Nehirlerimizde ve açtığımız kanallarda salına salına yüzen teknelerimizin,

Her türlü bilgiyi veren okullarımızın ünü uzak ülkelere kadar yayıldığından;

İlkel olan bu ülkelerin halkı kıskandı bizi.

Fırsat buldukça üzerimize saldırdılar. Kentlerimizi yakıp yıktılar.

Biz yaptık, onlar yıktılar; biz yaptık, onlar yaktılar.

Halkımız hatta krallarımız tutsak oldu.

Ailelerimiz dağıldı.

Tarlalarımız, bahçelerimiz bakımsızlıktan kurudu,

Hayvanlarımız açlıktan öldü

Ve böylece kökü binlerce yıl önceye dayanan ulusumuz yoruldu, dayanamayacak hale geldi ve içimize yavaş yavaş sızıp bizi yiyen yabancıların kucağına bırakıverdi kendini.

Onlar yönetiyor bizi şimdi. Topraklarımıza ilkel geldiler; sayemizde uygar olmaya başladılar.

Ne yazıdan,

Ne tarımdan,

Ne sanattan,

Ne dinden,

Ne okuldan,

Ne attan,

Ne arabadan,

Ne aydan,

Ne yıldan haberleri vardı.

Hepsini bizden öğrendiler.

Sonra da “Biz yaptık, biz bulduk” diye övünmeye başladılar.

Hep korkuyorum, bir gün gelecek, adımız da uygarlığımız da unutulacak.

Biz ne yaptık, ne başardıysak hepsini onlar üstlenecekler.

Bu durum beni yıllardan beri üzüyordu.

Ben küçük bir adamım, bunu önlemek elimden gelmez diye yakınıyordum.

Bir gün aklıma geldi.

Ben bir yazar olduğuma göre; ulusumuzun bulduklarını,

Başardıklarını,

Geçmişini,

Geleneklerimizi yazmaya karar verdim.

Böylece herkese ulaşacağını umut ediyorum.

Bizim uygarlığımız belki binlerce yıl sonra yaşayan insanlara da geçecek.

Bizim attığımız temeller üzerine yenilerini koyacaklardır.

Ah! Onlar da bizi hatırlayıp bıraktığımız kültür mirasları için teşekkür edebilseler!..”

Not: Şairin asıl adı “Lu-digira”

Alıntıdır…

BALKON KAPATMAK!

Son yıllarda apartmanlarda balkonların “PVC doğrama, cam balkon veya çeşitli sistemlerle kapatılması” oldukça yaygın hale geldi.

Kimi vatandaş yağmurdan ve rüzgârdan korunmak,

Kimi ek yaşam alanı kazanmak,

Kimi ise ısınma giderlerini azaltmak amacıyla balkonlarını kapatıyor.

Ancak birçok kişinin bilmediği önemli bir konu var:

“Balkonlar üzerinde istenilen değişiklik her zaman serbest değildir.”

Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre “Apartmanların dış cepheleri ve mimari görünümü ortak alan niteliğindedir.”

Bir balkonun bağımsız bölümün kullanımında olması, o balkonun dış görünüşü üzerinde sınırsız tasarruf hakkı vermez.

Yapılan değişiklik binanın dış cephesini etkiliyorsa, diğer kat maliklerinin haklarını ilgilendiriyorsa veya mimari projeye aykırıysa hukuki sorunlar ortaya çıkabilir!

Özellikle PVC ile balkon kapatma, alüminyum doğrama ekleme veya cam balkon sistemleri kurma işlemleri bazı belediyelerde ruhsata tabi olabilmektedir.

Bazı yerlerde ise belirli şartlarla izin verilmektedir.

Bu nedenle işlem yaptırmadan önce belediyenin imar biriminden bilgi alınması önemlidir.

Peki herkes balkonunu istediği gibi kapatabilir mi?

Bu sorunun cevabı genellikle “Hayır” dır. .

Eğer yapılacak işlem “Binanın dış görünümünü değiştiriyorsa, yönetim planına aykırıysa veya diğer maliklerin haklarını etkiliyorsa” itiraz konusu olabilir.

Özellikle bir binada balkonların tamamı açıkken tek bir dairenin farklı renk ve şekilde kapatma yapması sıkça uyuşmazlıklara neden olmaktadır.

Şikâyet edilirse ne olur?

Bir kat maliki veya apartman yönetimi belediyeye ya da mahkemeye başvurabilir.

Belediyenin projeye aykırılık tespit etmesi halinde idari işlem uygulanabilir.

Bazı durumlarda eski hale getirme kararı verilebilir.

Mahkemeler;

Yapılan değişikliğin binanın ortak alanlarına veya mimari bütünlüğüne zarar verdiğine karar verirse balkonun eski haline döndürülmesine hükmedebilir.

Balkon kapatmayı düşünen vatandaşların daha sonra masraf ve hukuki sorun yaşamamak için;

Öncelikle apartman yönetim planını incelemeleri,

Belediyeden bilgi almaları ve

Mümkünse diğer kat maliklerinin görüşünü almaları yararlı olacaktır.

Kısacası balkon sizin kullanım alanınız olabilir; ancak binanın dış görünümü ve ortak yaşam kuralları söz konusu olduğunda karar yalnızca size ait değildir.

Balkon kapatma kararı aldıysanız, dikkat eteniz hususlar var.

Önce onları inceleyin sonra masrafınız boşa gitmesin…

12. YARGI PAKETİ

Merak ettiniz mi bilmem.

Biz milli takım ile oyalanırken, bir yargı paketi komisyondan geçti, yakında mecliste oylanacak.

12. Yargı Paketinde öne çıkan düzenlemeler:

IBAN hesabını kullandırma suçu

Başkasına banka hesabını veya IBAN'ını kullandırarak dolandırıcılığa aracılık edenler için özel suç düzenlemesi getiriliyor.

Hesabını "Haberim yoktu" diyerek kullandıran kişiler de şartları oluşursa cezalandırılabilecek.

Dolandırıcılık davalarının hızlandırılması

Bazı nitelikli dolandırıcılık suçları daha hızlı yargılama yapılabilmesi amacıyla farklı mahkemelerde görülebilecek.

Amaç dosya yoğunluğunu azaltmak.

HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) sisteminde değişiklik

HAGB kararlarına karşı yalnızca itiraz yerine istinaf yolu genişletiliyor.

Böylece kararların daha kapsamlı denetlenmesi amaçlanıyor.

İşkence ve eziyet suçlarında HAGB uygulanmaması

İşkence ve eziyet suçlarında HAGB yasağı getiriliyor.

Dijital delillere yeni güvenceler

Bilgisayar ve telefon incelemelerinde hâkim denetimi güçlendiriliyor.

Dijital verilerin saklanması ve imhasına ilişkin yeni kurallar getiriliyor.

İnceleme sırasında alınan kopyaların ilgililere verilmesi öngörülüyor.

Kaçak sanıklarla ilgili düzenleme

Sorgusu yapılmadan mahkûmiyet kararı verilmesine ilişkin uygulamalar sınırlandırılıyor.

Teslim olan sanığa yeniden yargılanma talep etme imkânı getiriliyor.

Ceza yargılamalarının hızlandırılması

Dava sürelerini kısaltacak çeşitli usul değişiklikleri yapılıyor.

Mahkemelerin iş yükünün azaltılması hedefleniyor..

İcra ve iflas işlemlerinin sadeleştirilmesi

Bazı icra işlemleri elektronik ortama taşınıyor.

Usul kuralları güncelleniyor.

Noterlik işlemlerinde kolaylıklar

Dijital işlemlerin kapsamı genişletiliyor.

Bazı noter işlemleri daha hızlı yapılabilecek.

Mahkemelerde elektronik uygulamaların artırılması

UYAP ve elektronik tebligat uygulamalarına ilişkin yeni düzenlemeler getiriliyor.

Pakette OLMAYAN ama kamuoyunda çok konuşulan konular

Aşağıdaki başlıklar 12. Yargı Paketinde yer almıyor:

Genel af

Kısmi af

Toplu tahliye

Genel infaz indirimi

COVID izninin yeniden genişletilmesi

12. Yargı paketinde şu konu çok önemli.

Şöyle ki:

“Miras yoluyla kalan malın satışı” başlıklı madde.

Bu düzenleme tam olarak ne getiriyor?

Sadece şu şartların birlikte gerçekleşmesi halinde uygulanacak:

Taşınmaz miras yoluyla intikal etmiş olacak.

Taşınmazın bütün malikleri mirasçı olacak (üçüncü kişiye ait pay bulunmayacak).

Mahkeme, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine (izale-i şüyu) karar vermiş olacak.

Bu durumda:

Birinci açık artırmaya yalnızca malik olan mirasçılar katılabilecek.

Bu uygulama bir defaya mahsus olacak.

İlk artırmada satış gerçekleşmezse, ikinci artırma herkese açık yapılacak ve üçüncü kişiler de ihaleye katılabilecek.

Bir başka önemli değişiklik

Teklifte ayrıca ilk artırmada, sadece mirasçıların katıldığı bu satışta teklifin taşınmazın muhammen (takdir edilen) değerinin %100'ünü karşılaması öngörülüyor.

İkinci artırmada ise genel icra satışlarındaki mevcut eşikler uygulanacak.

Bu düzenleme neden getiriliyor?

Amaç;

Aileye ait ev, arsa ve tarlaların ilk aşamada yabancı kişilere gitmesini önlemek,

Mirasçıların kendi aralarında çözüm bulmasını teşvik etmek,

İhalelerde yaşanan suiistimalleri azaltmak,

Aile mallarının değerinin altında el değiştirmesini engellemek.

Bu düzenleme özellikle köylerdeki tarla, bağ, bahçe ve aile konutları açısından milyonlarca mirasçıyı ilgilendiriyor.

Örnek verilirse:

Mevcut sistemde:

Dört kardeşe kalan bir tarla için satış kararı verildi.

İlk ihaleye dört kardeşin yanında komşu Ahmet Bey de katıldı.

En yüksek teklifi Ahmet Bey verdi ve tarla aile dışına çıktı.

Yeni sistemde (kanunlaşırsa):

İlk ihaleye yalnızca dört kardeş katılabilecek.

İçlerinden biri veya birkaçı en yüksek teklifi verirse tarla aile içinde kalacak.

İlk ihalede satış gerçekleşmezse ikinci ihaleye Ahmet Bey de katılabilecek.

(Yeni Sistem) Kimleri kapsıyor?

Bu düzenleme her satış için geçerli değildir.

Yalnızca:

Miras nedeniyle paylı mülkiyete konu olan taşınmazlar,

Ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilen dosyalar,

Teklifte belirtilen şartları taşıyan durumlar için uygulanacaktır.

Bu değişiklik, özellikle miras kalan ev, arsa, tarla ve zeytinlik gibi taşınmazların ilk aşamada aile dışına çıkmasını önlemeyi amaçlamaktadır.

Ancak tekrar hatırlatmak gerekir ki 28 Haziran 2026 itibarıyla bu düzenleme henüz yürürlüğe girmemiştir;

TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilip Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra uygulanacaktır.