Her yaz olduğu gibi haberlerin bir kısmını boğulmalar oluşturuyor. Özellikle sıcak günlerde serinlemek için göl ve göletlere girip çıkamayan insanımız az değil.

Her yıl Türkiye’de 1000-1200 boğulma vakası gerçekleşiyor ve bunun %60-70’ini tatlı sularda meydana gelen boğulmalar oluşturuyor.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre yılda yaklaşık 300 bin kişi suda boğularak hayatını kaybediyor. Yine aynı örgütün verilerine göre son on yılda yaklaşık iki buçuk milyon insan boğularak hayatını kaybetmiş durumda.

Peki, göl ve göletleri milyonlarca insanın girdiği denizlerden istatistiki olarak daha tehlikeli kılan nedir? İlk akla gelen cevap, tatlı suyun tuzlu sudan daha az yoğun olmasından ötürü insanların su yüzeyinde daha zor kaldığıdır. Gerçekten de birçok gölün yüzeyi, normal şartlar altında yaklaşık 997.5 kg/m3 yoğunluğa sahiptir. Deniz suyu ise ortalamada 1027 kg/m3 yoğunluğa sahiptir. İnsanın ciğerlerinde hava olmadığında ortalama bir erkeğin ortalama yoğunluğu 1001-1008 kg/m3'tür. Akciğerlere hava çekmek suretiyle bu yoğunluğu daha da düşürerek su yüzeyinde daha kolay kalmak mümkündür. Ancak ne olursa olsun, tatlı suyun yoğunluğu daha az olduğu için vücut su içerisinde serbest haldeyken daha fazla batmaktadır. Bu da, boğulma riskini arttırmaktadır. Fakat iki su türü arasındaki yoğunluk farkı, boğulma vakaları yönünden dikkate değer düzeyde değildir. Bu nedenle sadece yoğunluğun gölleri tehlikeli yaptığını düşünmek doğru değildir.

O zaman asıl neden nedir? Ani akıntılar. Göl, güçlü rüzgarlar alıyorsa ani akıntılar kaçınılmazdır. Su yüzeyinden karaya doğru esen rüzgarlar, büyük su kütlelerini karalara doğru iterler. Bu su, bir şekilde geri dönmek zorundadır. İşte bu, ani su altı akıntılarının oluşmasına neden olur. Su, kıyılardan gölün orta kısımlarına dönerken beraberinde insanları da dibe çekip sürükler.

Bilinenin aksine boğulmakta olan bir insan bağıramaz, çırpınamaz, tepinemez. Boğulma, son derece sessiz ve sakin yaşanan bir olaydır. Kişi yavaşça su dibine çekilir, su akciğerlerine dolduğu için bağıramaz, vücut dokuları oksijensiz kalacağı için ani hareketler yapamaz ve panik nedeniyle kaskatı kesilir. Olay başlar başlamaz bir çırpınma görülebilir; fakat bunun da bir yardım çağrısı olduğunu anlamak oldukça güçtür. Bu nedenle özellikle küçük çocuklar oynuyor zannedilir.

Göl ve göletlerin önemli bir tehlikesi de tabanının çamur olmasıdır. Özellikle saplanma ve çıkamama riskleri de bulunmaktadır.

Göl ve göletlerde yüzme amaçlı pek kimseye rastlanmamakla birlikte, serinlemek için dahi olsa çok fazla giren bulunmaktadır. Bu nedenle can güvenliği ve boğulma vakalarına karşı mutlaka tedbirli olunmalıdır.