Evet Akşener iki kere haklı çıktı. Üç sene öncesini hatırlayalım. Millet İttifakının cumhurbaşkanı adayı belirleme çalışmaları epey uzamıştı. Bu arada liderler ve ekipleri sürekli çalışıyordu. En son yapılan aday belirleme toplantısında Akşener’in teklifi kabul edilmemiş, beş lider kendi aralarında anlaşıvermişlerdi. Hatta sayın Kılıçdaroğlu kapıyı ya imzalarsın ya da kapı orada demişti. Hiç seçime girmemiş, oy oranı belli olmayan partilere onar tane milletvekilliği vermişti. Üstelik bir tanesi son derece netameliydi.
Altılı masada İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener karara itiraz ederek Ankara ve İstanbul Belediye Başkanlarına adaylık çağrısı yapmıştı. Canlı yayınlanan çağrısında adeta feryat etmişti. Bir kırılma yaşanıyordu. Belediye Başkanları da doğal olarak Genel Başkanlarının sözünden çıkmayacaklarını belirtmişlerdi. Çıksalardı bugünler yaşanır mıydı? Elbette hayır.
Akşener’in tutumu çok eleştirilmiş, masayı dağıttı gibi ifadeler kullanmışlardı.
Siyasette milletin sesine kulak vermek koltuk hesabı yapmamak gerekiyor. Daha önceki deneyimlerden ders almak gerekiyor. Millet İttifakının paydaşları mükemmel politikalar üretmişlerdi. Memleketi adalet, eğitim, ekonomi gibi alanlarda üst seviyelere çıkaracak programlar oluşturmuşlardı. Hangi hükümet uygulasa veya yararlansa başarılı olurdu. Sayın Kılıçdaroğlu içine tükürdü geçti.
Akşener milletin sesini dillendirmişti. Çünkü yıllardır sokaklarda, kan ter içinde bu ucube sistemi devirmek için savaş veriyordu. O günlerde altılı masada bulunan liderlerin en az on katı yol katetmişti, bin katı daha fazla insanla yüzleşmişti.
Millet cumhurbaşkanlığı adaylığı için kazanabilecek adaylarla karşılarına gelmelerini sürekli telkin etmişti. Bu süreç içerisinde sürekli anket yapılmış, anketler değerlendirilmiş ve milletin istekleri doğrultusunda hareket edilmişti.
Ak Parti yaklaşık 21 senedir iktidarda bulunuyordu. Hatta iktidarını evirerek elini daha da güçlendiriyordu. Devletin her kademesini siyasi amaçları doğrultusunda kullanıyordu. Karşısında 2010 yılından bu yana CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu vardı. Hatta uzun süre MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de muhalefetteydi. Bir türlü tek adamlığa giden yolu bozamamışlardı. Oy oranları bir gram kıpırdamamıştı.
Akşener ittifak masasına sürekli kamuoyu anketlerini getirmişti. Bu ucube sistemi yıkmak için önce seçimi kazanmak gerekiyordu. Hatta televizyonda isim vererek Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın kazanabileceğini defalarca dile getirmişti. Hatta iktidar erki en önemli rakiplerini saf dışı bırakmak için mesnetsiz bir vakadan İmamoğlu’na ceza kesmişti. Çünkü onlar da kime kaybedeceklerini biliyorlardı.
Nitekim dağılan masanın sonucunda CHP, ittifakın küçük ortaklarına rüyalarında bile göremeyecekleri 39 tane vekil verdi.
Şimdi Adalet yürüyüşü yapan beyefendi saçma sapan bir kararla ana muhalefet partisini çökertmeye geri döndü. Siyaset sosyal bilimler alanındadır. Ancak mühendis gözüyle değerlendirmek gerekiyor. Adamın ne yaptıklarını gözden geçirip neler yapabileceğini de hesap edip önüne geçmek gerekiyor. Koltuğunu bırakmayacağını, Baykal gibi partisini barajın altına gömünceye kadar oturacağını hesap etmekte yarar var.