Daha önce bu konuda bazı yazılar kaleme almış ve görüşlerimi kamuoyuyla da paylaşmıştım.
Birçok arkadaşımız, bu konuda bana hak verdiği gibi, bazı arkadaşlarımız da mevsimsel bazı olumsuzluklar olabilir, bunları abartmamak gerekir, demişti...
Biz de çok şaşırmıştık;çünkü, benim baktığım pencereden görülenler, üretimin azaldığını ve bu yüzden de gıda enflasyonun da Dünya rekorları kırdığımızı bize hatırlatıyordu...
Biz, madencilik yasasıyla zeytinlikleri, fındıklıkları, meyve bahçelerine tarumar ettik... Kendi özel mülkü olan arazileri, kendi köy meralarını, ormana komşu köylerde de orman imkânlarından istifade edip yaban hayatının devamını sağlayan bizim insanlarımızı, ne kendi arazisine ne de kendi hayvanlarını otlatacağı meralarına sokmak istemediniz...
Hem hukuku hem de kolluk kuvvetlerini, kendi insanının hak aramasını önlemek için yanlış değerlendirdiniz... Hatta, köy kadınlarını jopla hizaya getirmeye çalıştınız ve bir de tutuklattınız...
Hapislerde çürütmeye kalktınız...
Adalet sistemini de alt üst ettiniz... Liyakati yerlerde süründürdünüz... Üretimdeki köylüyü, değişik bahanelerle köyünden ettiniz.
Yine, yılda üç defa ürün alınabilecek tarım arazilerini ranta açtınız... Bilhassa, Çanakkale Karacaören Ovası, Bursa Ovaları, Ege Bölgesi'deki sahil bantlarını, Çukurova'yı üretim üssü olmaktan çıkarttınız...
Buna, yerel yönetimlerde, İmar işleriyle görevli olanlar da dahil olunca talan daha da arttı...
Hatay ve Kahramanmaraş Depremlerinde de zemini kötü olan yerlere çok katlı binalar yaptırtarak, dolaylı yoldan facialara sebep oldunuz...
Ayrıca, bazı sahillere de Termik Santrallerin yapılmasını sağladınız...
Bunların baca gazları iyi incelenmediği gibi, bu santrallerin olduğu yerlerde, Tarım üretiminin de PM 10, PM5, PM 2,5 ve PM1 oranlarını hiç kontrol etmediniz...
PM10, saç kılını otuz iki de biri kadar ince kimyasal maddelerdir. Küldür...
Diğerlerini gözle bile görmek mümkün değildir.
İşte, bu Termik santrallerin olduğu yerlerden olan Biga Ovası, Bursa Ovaları, Elbistan Ovaları, Muğla tarım üretim merkezlerinde PM oranlarını açıklayarak, bu bölgelerde oluşan kanser vak'alarını da açıklayarak bizim bilimsel Bilgi üretmemiz için bir karşılaştırma yapmamızı niçin engellemektesiniz...
Ben, Çanakkale Merkez İlçe, Çan İlçemiz, Biga İlçemiz sınırları içinde kanser vak'alarının sayısını ayrıca tedavi merkezleri neresidir, diye sizin kamu yönetimize sordum. Bana, bilgi edinme Kanunu kapsamı dışındadır, bu yüzden cevap veremeyiz, diye bilgi verdiniz.
On yıldır, bu bilgileri kamuoyundan niçin saklıyorsunuz? Anlamış değilim.
Ülkemizde, köy hayatında her evin en az iki adet sağılırı olurdu. Hem hayvancılık hem de tarım üretimi halkın ihtiyacını karşılayacak seviyedeydi...
3 Kasım 2002'den sonra uygulanan eğitim ve tarım politikaları ile vahşi madencilik uygulamaları köylerin boşalmasına sebep oldu...
AB'ye yaranacağız, diye yapmayacağınız, uygulamayacağınız şey kalmadı. Devletin var olan bütün mal varlığını elden çıkardınız. Eğitimi özelleştirdiniz... Tarımda ithalatı patlattınız... Ülkemizde suyu bile parayla alır olduk... Elli yıl önce gelecekte şunlar şunlar olacak, denilseydi... Bunu söyleyene deli muamelesi yapılırdı... Biz, bunları hep yaşadık.
Kamu emeklisi bir kişi olarak, ilk defa bu dönem kadar gıdaya ulaşamadığımız bir dönemi hiç hatırlamıyorum.
Yukarıya yazdıklarımın sebebine gelince...
Bu gün Çinli bir bilim adamının gelecekle ilgili bir konuşmasını dinledim.
Ülkemiz için bazı tehlike çanlarının çaldığını ifade etti. En kırılgan ülkelerin başında geldiğimizi de ifade etti... Önümüzdeki, On'lu yıllarda, oluşacak olan gıdaya ulaşmadaki bir kriz anında,
yerkürede yaklaşık altı milyar insanın öleceğini ifade etti...
ABD'nin enerji yollarını tıkaması ve savaş çığlıkları, olası bir kitlesel savaşın etkilerini düşünmek bile istemiyorum, dedi...
Bu olur mu bilemem?
Ancak, biz böyle bir senaryoya ne kadar hazırlıklıyız?
Bu iş için sizin planınız, 12. Beş Yıllık Kalkınma Planı, hedef olduğuna göre, tarım üretiminde damlama sulamaya geçmemiz kaçınılmaz olmaktadır.
Bu konuda, resmi bir dairemiz, 2024 yılı İl Çevre Durum Raporu 'nda herhangi bir çalışma bulunmamaktadır, demekte...
Yani, işlerimiz, gıdaya ulaşma konusunda hiç de hazır değil...
Hayvancılığımız, yerlerde sürünüyor...
Gıda sevkiyatı ve gıdayı koruma konusunda da yeterli alt yapı çalışması yapılmamaktadır...
Halk çaresizce çıkış yolları aramakta;ancak, bulamamaktadır...
Sorumuz şu olsun?
Sekiz yıldır, dünya şampiyonu olduğumuz, gıda enflasyonunu ne zaman tek haneli rakamlara düşüreceksiniz? Bunun için ne gibi tedbirler aldınız? Halk, bu konuda ne zaman felaha kavuşacaktır?
Bir kamu görevlisi bilgi verirse mutlu oluruz ve geleceğe umutla bakmış oluruz...
Bilgi edinmeniz dileğiyle...
******
Düşünmeye, okumaya, yazmaya ve konuşmaya devam...