Arkeolojik bulgulara göre eski insanlarda nişastayı parçalayan amilaz enzimini determine eden 4 gen varken günümüzde 7 gen bulunuyor. Bu demektir ki insanoğlu nişasta bazlı beslenmeyi hep tercih etmiş. Ancak son zamanlarda ekmek obezitenin en önemli kaynağı olarak kabul ediliyor.
Ekmek ve diğer karbonhidratlı temel gıdalar sadece tabakları doldurmakla kalmıyor, sessizce metabolizmayı da yeniden şekillendiriyor sanki. Şaşırtıcı bir şekilde, araştırmacılar farelerin ekmek, pirinç ve buğday gibi karbonhidratları tercih ettiğini ve normal beslenme düzenlerini tamamen terk ettiğini ortaya koydular. Deney hayvanları yapılan çalışmada daha fazla kalori tüketmeden kilo ve vücut yağlanması kazanıyorlar. Aşırı yemeseler de nişasta bazlı beslendiklerinde daha az enerji harcıyorlar.
Ekmek, uzun zamandır beslenmenin temel taşlarından biri olmuş ve nesiller boyunca toplumları beslemiştir. Günlük yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır. Ancak obezite oranlarının artmaya devam etmesiyle birlikte, araştırmacılar temel karbonhidratlara olan bu bağımlılığın modern diyetlerde hala mantıklı olup olmadığını sorguluyorlar.
Obezite, yaşam tarzıyla ilişkili birçok hastalığın riskini artırdığı için önleme, halk sağlığı açısından öncelik taşıyor. Geleneksel olarak, araştırmalar kilo alımının ana etkeni olarak yüksek yağ tüketimine odaklanıyor. Ancak, ekmek, pirinç ve makarna gibi karbonhidratlar dünya çapında günlük olarak tüketiliyor, buna rağmen obezite ve metabolizmadaki rolleri yeterince araştırılmıyor.
Birçok insan "ekmek kilo aldırır" veya "karbonhidratlar sınırlandırılmalıdır" diye düşünse de sorunun gıdaların kendisinde mi yoksa insanların onları nasıl seçip tükettiğinde mi olduğu belirsizliğini koruyor.
Araştırıcılar ekmek, pirinç ve yüksek yağlı diyet kombinasyonlarını test ettiklerinde farelerin karbonhidrat açısından zengin yiyecekleri tercih ettiğini ve standart yemlerini tamamen yemeyi bıraktığını bildiriyorlar. Deney hayvanlarının kalori alımları değişmese de kilolarının arttığını ve yağlandığını ifade ediyorlar. Pirinç unu tüketen deney hayvanları da aynı şekilde kalori olarak düşük beslenseler de kilo almışlar.
Araştırma sonuçları kilo artışının aşırı yemekten değil, enerji harcamasındaki azalmadan kaynaklandığını gösteriyor. Yapılan detaylı analizler, kanda yağ asitleri seviyesinin daha yüksek, temel amino asitlerin seviyesinin ise daha düşük olduğuna dikkat çekiyor. Karaciğerde ise yağ birikimi artarken, yağ asidi üretimi ve lipid taşınmasıyla ilgili genlerin aktivitesi de yükseliyor.
Buğday unu diyetten çıkarıldığında hem vücut ağırlığı hem de metabolik anormallikler hızla düzeliyor. Bu, buğday ağırlıklı bir diyetten uzaklaşıp daha dengeli bir diyete geçmenin vücut ağırlığını daha etkili bir şekilde düzenlemeye yardımcı olabileceğini gösteriyor.
Çalışmalar genelde kilo vermek için ekmek tüketiminin azaltılması gerektiğini gösteriyor. Ancak ekmeğin azaltılması ne yazık ki çok işe yaramıyor. Enerji tüketimi azaldığı için vücutta yağlanma kaçınılmaz oluyor.