Bu, bildiğimiz bir Haçlı Savaşı'dır...

Yalnız, bu Haçlıların yanında Yahudiler ve

bazı gafil Müslüman görünümlü devletçikler de vardır...

Bu yüzyılda, Haçlıların uygulaması daha farklı, önce güler yüzle gelip o ülkelerin üniter yapısını bozuyor;sonra, direnci kırılan devletçikler üzerine, iç cepheyi de düşürerek saldırmaktadırlar...

Daha önceleri Tunus ve Cezayir elden geçirildi... Fransa, on dört farklı ülkeyi ekonomik olarak sömürmektedir...

Sıra, BOP'a geldi. Bu proje kapsamı içinde birçok ülke işgal edildi, bölündü, sömürü düzeni kuruldu...

Libya, Sudan, Somali, Irak ve yakın tarihte Suriye bölündü... Proje gereği sıra İran'a geldi...

İran, görünürde üçe, görünmez yapı ile birlikte beşe bölünecektir...

Bunlar. Fars, Türk, Kürt, Arap ve Beluci olarak gerçekleşecektir...

Bu arada, Sevr'in hortlaması için de gayretli çalışmaları görüyoruz.

Karabağ'ın Azerbaycan' a bırakılmasıyla, Ermenilere Karadeniz - Akdeniz çıkışlı bir devlet kurdurulacak ve bu işe Türklerin rıza göstermesi için de "Terörsüz Türkiye Dolması" iç kamuoyuna yutturulmak istenmektedir...

Bu projeye göre Türkiye Bölünecek, toprakları, Ermeniler ve Bölücülere paylaştırılacak, Batı Türklüğünün, Anayurt olan Türkistan'la da bağı koparılacak, arada, Büyük Ermenistan ve Büyük İsrail olacaktır." Kürt toprakları" diye yutturulan coğrafya ise Büyük İsrail'in olacaktır.

Çünkü, önümüzdeki dönem, su savaşlarına şahit olacağımız bir dönem olacaktır...

Dicle ve Fırat suları, Büyük İsrail'in hayat suyu olacaktır...

Bizim siyaset kurumumuz da bu konularda fikri olmayan zatlar topluluğu gibi bir görüntü vermektedir...

Ekonomik yıkımın dokuzuncu yıla girmesi, hukukun iğdiş edilmesi, işsizlik, bilimde geriye gitmemiz, komşuluk ilişkilerinin dibe vurması, üniter yapımızın çökertilmek istenmesi, hırsızlık, yolsuzluk, yoksulluk, yasaklar ve liyakatsiz kamu yönetimi, bunun için hem genel yönetim hem de yerel yönetim yerlerde sürünmektedir...

Yine, Basının gerçekleri ve doğruyu yazamaması, uyuşturucu müptelası olan kişi sayısının ne kadar olduğunun bilinememesi ki cezaevinde yatanların üçte birinin uyuşturucudan yattığı ifade ediliyor ki bu kabul edilir bir rakam değildir...

Bu durumda, iç cepheyi güçlü kılmak için aklımızı başımıza toplayıp derhal tedbirler almalıyız...

Açlığın yıkamayacağı Ahlâki kural yoktur...

O takdirde, bütün siyaset kurumu mensupları acil eylem planı yaparak, gereğini yapmalıdır.

Yoksa, kaos olur...

Benden uyarması...

Bilgi edinmeniz dileğiyle...

******

Düşünmeye, okumaya, yazmaya ve konuşmaya devam...