Toplumumuzda, çözülmenin ve dini yaşayışın azlığından şikayet eden bir dosta katkı...

Cahil kitlelere, kendi dini ve inanç  bakış açılarını, "din" diye yutturan zatların sayısı ve etkileri artmıştır.

 Fetö, bu işin en önünde  olan bir kişiydi... Ayrıca, günümüzde, bütün cemaatler de az veya çok, tahrip ve tahrif edilmiş değil midir?

Yine, müritlerinin ırzına geçerek, erdem aktardığını ifade eden zat da hangi dinin adamıdır(Bursa örneği) ... Din adına iktidar olup tâgût rejim deyip devleti soymak, hangi dinin emridir?

Batı, ne hikmetse  tarikat şeyhlerini veya bir makamda olan zatları bulup çok rahat  kullanabiliyor.

Ben, Batı'nın kullandığı din dışı unsur olarak (PKK hariç) olumsuz yapı pek görmedim.

Tabii ki onlardan da vardır.

Mustafa Sabri iti, Adnan Oktar sapığı, Rabin oğlu Fetö, hangi dinin mensubu olduğunu beyan ediyorlardı...

Hangi dini kullanıyorlardı...

Din adına konuşan, Allah adına söylem geliştiren zatların kötü tavırları, din bu adamların yaşadığıysa ben, bu dinden değilim, deme durumunu oluşturuyordu.

Yine, geçmişte Konya ve Yozgat kaynaklı, Avrupa 'da çalışan işçilerimizin parasına çöken müselmanlar, iyi örnek miydi ki bütün üç kağıtçı zümreler din adına konuşanlar arasından çıkmakta yargısı oluştu...

Batı(!) yaşam tarzı, yirmi üç yıllık iktidar döneminde zirve yaptı. Bunun sebebini sorgulamak gerekir (uyuşturucu, grup seks, dolandırıcılık, insan ve mal kaçakçılığı haberleri bütün televizyonlarda gösterilmekte ve halk olarak bunları ibretle seyretmekteyiz.)

Sınırsız cinsellik, dört eşe izin var, deyip din adına yapılanlar, değil midir? Burada da bizim "medeni Kanunumuz"un ırzına geçilmemekte midir?

 Türk Toplumu, tarihin her devrinde tek eşliydi...

Ortaşark'a geldik, erdemimizi kaybettik... Karakterimiz değişti...

Toplumumuz, çevremizde gördüğümüz iyi insan örneklerini kaybetti...

Bunun  sebebi, imam hatip okullarımızın  sayısının  azlığımıdır, diye mi düşünmemiz gerekir?

Her tarafı, imam hatip okulu yaptık;ancak, çözülmenin önüne geçemediğimiz gibi, bilakis çözülme daha da arttı...

Ha!

Geçmişte yapılanlar, doğruydu, diyen yok... Yalnız, bu gün geldiğimiz nokta, dinden uzaklaşmadan değil, Türklükten uzaklaşıldığı için, üniter yapı, ulus devlet yapısı örselendiği için gelinmiştir, derim...

Din orada duruyor.

Onu, değerli bulup sarılan sayısı azaldı.

Ben de dindar ve muhafazakâr bir kişi olarak," dindarım!", diyenlerin yalanlarını, çapsızlığını, liyakatsizliğini  görünce, geldiğimiz durumun, seviye itibarıyla daha da kötü olmasını beklerdik. Sebebimiz de "Türk Milleti" bir kuşatma altında... Buna rağmen yine de insanlarımızın  içinde, az da olsa Allah sevgisi kalmış, derim. Zamanla bunların da sayısı biter, diye kaygılanıyorum.

Biz öldükten sonraki zamanda neler olacağı bilinmez. Süremiz, on - on beş yıl... İşte o zaman asıl kıyamet kopmuş olacak. Sağ olup o günleri görürsek bizim de vay halimize...

İlginize için çok teşekkür ederim.

 Var olun.

Gönülden selamlar...

Bilgi edinmeniz dileğiyle...

******

Düşünmeye, okumaya, yazmaya ve konuşmaya devam...