İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Legacy Biyoteknoloji şirketi tarafından ABD’deki bir doku merkezinden ithal edildiği iddia edilen ve ortopedi ile diş tedavisinde kullanılan ürünlerin sahte olduğu tespit edildi. Resmen cinayete teşebbüs. Malum sağlık sektöründe yenidoğan çetesini de gördük. Paranın esiri olmuş sahtekârlar artık her alanda her adımda insanın karşısına çıkıyor.

Kocaeli Dilovası’nda altı cana mal olan parfüm üretiminde bile yasaya uyan hiçbir yer yok.

Öteden beri vatandaşın ayağına bir şey takılsa genelde “yok mu bir çaresi” kelimesi kullanılır. Evet çare üretmede sınır tanımayan vatandaş, sahtekarlıkta da sınır tanımıyor artık. Hak mı helal mi, doğru mu yanlış mı kavramları düşünülmeden vicdani değerlendirme yapılmadan menfaat sağlayan her şey mübah sayılıyor. Üstüne üstlük yapanı da ne kanun cezalandırıyor ne de toplum.

Memlekette sahtekarlık, hırsızlık, kaçakçılık, adam öldürme, gasp sürekli artıyor. İşin ilginci bazıları da korunuyor sanki. Kim suçüstü yakalanırsa yirmi otuz tane sabıkası çıkıyor.

Memleketin vekili arabasıyla Kapıkule’den kaçak mal sokuyor. Memleketin vekilinin oğlu arabasında yirmi kilo uyuşturucuyla yakalanıyor. Memleketin vekili Kıbrıs’taki üniversitesiyle sahte diploma veriyor. Tık yok. Neticede meclis de sokağın seçtiklerinden oluşuyor. Cezaevlerinde yer kalmamış herhalde denetimli salıverme gibi ceza olmayan ceza türedi.

Gıdada sahtekarlık aldı başını gidiyor. Bakanlık liste yayınlıyor, sanki firmanın reklamı yapılıyor. Listeye giren kurum rekor satışlar yapıyor.

Zincir marketlerde yüz elli liraya bal satılıyor. Arıcılar isyanda. Çözüm yok. Satışlar devam ediyor.

Akşamdan sabaha kim zengin olduysa, milletimizde bir hevestir devam edip gidiyor. Haram malın yaramadığı da hep söylenir ama haram ve hile için ne yeminler ediliyor ticarette akla zarar.

“Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” gibi atasözlerimiz artık yerini “gemisini kurtaran kaptan” gibi özdeyişlere bırakmaya başladı. Günü kurtarmak insanımıza yetmeye başladı. Bu anlamda haramı helâlı birbirine karıştırmaya başladı.

Gıda sektöründe gün geçmiyor ki hileli gıdalar ortaya çıkmasın. Mısır şurubundan bal yaparak, bal üretiminde dünya yedinciliğinden dünya ikinciliğine oturduk geçmiş yıllarda. Kovan sayısı bile 9 milyonu geçiverdi. Yıllardır kuraklıktan memleket kavruluyor. Bu kovan sayısının yarısını bulmak zor. Meralarda bayırlarda koyun keçi görünmüyor ama istatistiklerde ikisinin toplamı 55 milyonu geçiyor.

Et ve et ürünlerinde, baharatlarda, alkollü içeceklerde, bitkisel yağlarda, süt ve süt ürünlerinde, bitkisel çaylarda, soslarda acayip isimlerle dünya kadar sahtekarlık var.

Diploma skandallarının ardı arkası kesilmiyor. Her türlü diploma ve sertifikayı orijinaline uygun veren çetelerden içerde yatan yok. Aldıkları paralarla keyif sürüyorlar.

Futbolda hakemler, topçular kendi oynadıkları yönettikleri maçlara bahis oynuyorlar. Penaltı mı, sarı kâğıt mı, kırmızı kâğıt mı diye millet tartışadursun. Sahtekarlığın, hilenin girmediği yer kalmadı.