Enerji kullanımı arttıkça karbon kullanımı da sürekli artıyor. Milyonlarca yılda depolanmış olan kömür ve petrol gibi karbon kaynakları kullanımı da artıyor. Çin tek başına yılda 3 milyar ton kömür yakıyor. Paris İklim Antlaşması imzalanalı 11 yıl oldu ama karbon tüketimini azaltmada çok mesafe alınamadı. Üstüne üstlük ABD’nin enerji şirketleri Trump’ı yeniden devlet başkanı yaptı. Hatırlamak gerekirse, daha önceki seçimlerden hemen sonra Trump Paris İklim Antlaşmasından ABD’nin imzasını geri çekmişti.

Halihazırda yürürlükte olan küresel politikalar, yeni taahhüt edilen karbon salınımını azaltma uygulamaları, gümrüklemede karbon ayak izi gibi tedbirler birleştirildiğinde, bu yüzyılın sonuna kadar küresel sıcaklık artışlarını 2.9 derecenin altında tutma ihtimali %50 gibi düşük düzeylerde bulunuyor.

Paris İklim Anlaşması bütün dünyanın yüreğine su serpmişti. Ülkelerin karbon piyasaları, emisyon ticareti ve az gelişmiş ülkeleri uluslararası, ulusal ve yerel düzeylerde destekleyerek nasıl işbirliği yapabilecekleri konusunda ciddi görüşmeler yapılmıştı. Ardından çok sayıda iklim zirveleri yapıldı ve yapılmaya devam ediyor.

Dünyanın, karbon tüketen ormanlarının korunması ve genişletilmesini öngören doğa odaklı kararlar ve ülkelerin uygulamaları sürekli sorgulanıyor.

Bazı ülkeler küresel ısınmayla ilgili olarak, dünya atmosferine ciddi katkılar sunuyorlar. Örneğin mavi karbon habitatları atmosferdeki karbondioksiti adeta yutuyorlar. Mangrov ormanları, tuzlu bataklıklar ve deniz çayırları adeta karbon tüketicisi.

Yapılan incelemelere göre 151 ülke bu doğal karbon depolarından en az birini içeriyor. Sadece bu ekosistemlerin korunmasıyla yılda milyarlarca ton karbon depolanabilecek.

Bu ekosistemlerin korunması için genel olarak fakir olan ülkelerde insanların desteklenmesi gerekiyor. Örneğin dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan Kenya, sahip olduğu topraklarda atmosfere saldığı karbondioksitin 11 katını depoluyor. Zengin ülkelerin Kenya ve benzeri ülkelerdeki mavi karbon yaşam alanlarının korunmasını finanse etmesi gerekiyor.

Çevreciler gelişmekte olan ülkeler için emisyon ticareti, finansmanı ve desteğini düzenleyen kuralları belirlemek gerektiğini belirtiyorlar. Atmosferi hangi ülke daha çok kirletiyorsa, kim daha çok karbondioksit üretiyorsa, dünyanın yağmur ormanlarının, akciğerlerinin korunması için katkı sunması gerekiyor. Karbon bakımından zengin ekosistemlere bağlı toplulukların haklarına saygı duyulması ve onların desteklenmesinde yarar görülüyor.

Uzun süren kuraklıklar ve söndürülemeyen orman yangınları küresel ısınmanın açık göstergesi olarak kabul ediliyor. Amazon nehrinin taşıdığı su miktarı bile her geçen yıl azalıyor. Kuzey yarıkürede buzullar hızla azalıyor. Mısır yetiştirilen alanlar daha kuzey enlemlere kayıyor.

Kim daha çok kömür ve petrol tüketiyorsa, karbon tüketen ormanları korumak ve geliştirmek için çaba ve para harcaması gerekiyor.

Türkiye’de elektrikli araç kullanımı karbon salınımını azaltmada etkili görünmüyor. Elektriğin çoğu fosil yakıttan elde ediliyor. Oysa kullananlar küresel ısınmayla mücadeleye katkı sunduklarını zannediyorlar.