Malum geç olsa da arılar hızla çoğalmaya, kovanları doldurmaya başladı. Temizlik zamanı da geldi. Günümüzde arıların kendi kendini sürdürmesi neredeyse imkânsız hale geldi. Pek çok arı uzmanı bu görüşte hemfikir görünüyor.
Arıların her yıl mutlaka hastalık ve zararlılara karşı desteklenmesi gerekiyor. Aksi takdirde nesilleri tehlike altında olan canlılar listesine girecekler.
Arı hastalık ve zararlılarıyla mücadelede kimyasallara çok bağımlı olmamak gerekiyor. Toleransı iyi olan ırklarla arıcılık yapmak hem daha rahat, hem de daha ekonomik görünüyor.
Kimyasal ilaç kullandıkça, daha yenilerini kullanmak gerekiyor. Sonuçta ilacın ardı arkası kesilmiyor ve bağımlılık artıyor.
Temelde arı hastalık ve zararlılarına özgü bir ilaç bulunmamaktadır. Arı zaten bir böcektir. Farklı hastalık ve zararlılar için geliştirilmiş ilaçlar arıcılıkta da kullanılmaktadır.
Arıcılıkta en büyük problem varroa. Varroayla mücadelede artık sentetik kimyasal kullanmadan etkili bir mücadele yapmak imkânsız. Bununla birlikte, dayanıklı ırk geliştirmek gibi varroa gelişimini yavaşlatmak için bazı tedbirlere ihtiyaç var.
Kimyasal mücadele mutlaka sonbaharda, kışa girmeden önce yapılmalıdır. Senede bir defa sentetik kimyasal kullanmalı, diğer dönemlerde organik preparatlarla mücadeleye devam edilmelidir.
Varroayla mücadelede polen tuzakları etkili olmaktadır. Polen tuzaklı kovanlarda ızgaranın altına düşen varroa erginleri, arının üzerine tekrar çıkma şansı bulamamaktadır. Arı polen tuzağından geçerken arı üzerindeki varroaların yarısından fazlası düşmektedir. Polen olsun olmasın belli dönemlerde tuzağın açılması yararlı olmaktadır.
İlkbaharda sentetik kimyasal kullanımı, balda ve petekte kalıntı bıraktığı gibi, ana arının yumurtlama performansını düşürmektedir.
Kekik suyu gibi timol içeren şeritler kullanmak, tam olarak bitirmese de zarar düzeyini önemli derecede azaltmaktadır. Bu tür bitkisel preparatlar balda kalıntı da bırakmamaktadır.
Ülkemizde son zamanlarda en etkili hastalıklardan bir tanesi nosema. Bu hastalık özellikle kovan içindeki nem artışına bağlı olarak önemli zararlar verebilmektedir. Bu meyanda kovan havalandırması ve ilkbaharda kovan temizlikleri nosemayı azaltmada etkili olmaktadır.
Yavru çürüklüğüne genellikle rastlanmamaktadır. Bazen mevsim seyrine, bazen de besleme düzensizliğine bağlı olarak zayıf kolonilerde yavru çürüklüğüne benzer sorunlar ortaya çıkabilmektedir.
En iyi arı ırkı arıcının elinde olan, bölgeye ve üretim sistemine iyi uyum sağlamış, tatminkâr ürün verebilen ırklar, diğer ırklardan daima çok daha iyidir. Bu konuda hemen bütün uzmanlar hemfikirdir.
Piyasada çok fazla ırkın bulunması, arıcıların meraktan sürekli farklı ana arı kullanmaları, arıcılık dünyasını ciddi bir şekilde olumsuz etkilemektedir.
Arıcılık dünyası lebi derya. Ne kadar çok bilsen mutlaka bilmediğin bir yer çıkarıyor arı. Dolayısıyla hemen her arıcının kendi yönetim sistemini geliştirmesi gerekiyor. Yoksa arıcıların bu merak deneme isteklerinden yararlananlar sürekli artıyor.