Anadolu binlerce bitki ve hayvan türünün orijin merkezini oluşturuyor. Aynı zamanda yüzlerce bitki ve hayvan türünün ilk defa evcilleştirildiği, tarımın başladığı yer olarak kabul ediliyor. Bu genetik zenginlik, bütün bilim dünyasının da ilgisini çekiyor. Chandler, pedro, gala, red perfect, holstein, avasi gibi isimlerle dünyada ün yapmış çeşit ve ırk isimlerinin kökeninde Anadolu’daki medeniyetler yatıyor.
Genetik zenginliğin yüksek olduğu ülkemizde, bitki, hayvan ve böcek türlerinde kaçakçılığın her geçen gün arttığı ve biyo-kaçakçılığın önlenemediği bir gerçek. Her canlı grubundan yapılan biyo kaçakçılık ciddi boyutlara ulaşmış durumda. Engerek yılan türlerinin zehirlerini tıp alanında kullanmak üzere İsviçreliler aşırı ilgi gösteriyor. Böcek kaçakçılığında ise Ruslar ve Çekler ön sıralarda yer alıyor. Böcek kaçakçılığının kökeninde yeni nesil antibiyotik üretim çalışmaları bulunuyor.
Kelebek kaçakçılığı en fazla rastlanan kaçakçılıklardan biri durumunda. Zaten tüm dünyada kelebek koleksiyoncularının yaygın olduğu düşünülürse, ülkemizden çok yoğun bir şekilde kelebek çıkarıldığı söylenebilir. Kelebek kaçakçılığında ticari hesaplarda oldukça yaygın görünüyor.
Japonlar ve Hollandalılar bitki türlerine daha fazla ilgi gösteriyor. Lale ve sıklamenin hikayesini neredeyse bilmeyen yoktur. Toroslardan toplanarak götürülen sıklamen Hollanda’nın en önemli ihraç kalemleri arasında yer alıyor. Lale de benzer şekilde Hollandalıların üzerinden en fazla kazanç elde ettikleri ürün niteliğinde. Hollandalılar bu iki türün yanında diğer soğanlı ve yumrulu bitki türleriyle de yakından ilgileniyorlar. Japonlar son zamanlarda buğday genotiplerine yakın ilgi duymaya başladılar.
Genetik kaçakçılıkta ilginç yöntemler deneniyor. Kitap içlerine, araçların alt bölmelerinde yapılan özel bölümlerde ya da insanların kendi vücutlarına sardıkları bazı parçalarla bitki tohum ve parçaları yurt dışına çıkarılıyor. Bir tohum, bir yumru veya bitki parçası çıkarılması dahi ciddi bir genetik kayır olarak kabul edilen dünyada, yüzlerce bitki soğanının tek kişi tarafından kaçırıldığına dair emniyet kayıtlarının bulunması kaçakçılığın hangi boyutlarda olduğunu açık bir şekilde gösteriyor.
Son yıllarda Suriyeliler'in şahin gibi yırtıcı kuş kaçakçılığında yoğunlaştıkları dikkat çekiyor. Suriyeliler kuş kaçakçılığını daha çok ticari olarak yapıyorlar. Ülkemizden topladıkları, satın aldıkları şahinleri diğer arap ülkelerine yüksek fiyattan satıyorlar. Yine Suriyeliler güvercin ve saka da toplayarak yırtıcı kuşları yakalamak için kullanıyorlar veya bunlara yem yapıyorlar. Bu problemin önüne geçmek ne yazık ki çok zor. Göçmen olarak yaşıyorlar, memleketin içinde fink atıyorlar.
Kaçakçıların biyo-kaçakçılıkta en fazla baş vurdukları yollardan biri doğa turları. Kaçakçılar turist olarak geliyorlar ve sık sık doğa turlarına katılarak bitki tohumları topluyorlar. Birçoğu karavanlarıyla gelerek de bitki, hayvan ve böcek türlerini topluyorlar.
Hamam böceği kaçakçılığı son zamanlarda artış gösteriyor.
Kaçakçılıkta vatandaşımız da ne yazık ki farkına varmadan önemli rol oynuyor. Yer ve mekân bulmada destek verenlere rastlanıyor. Oysa vatandaşın bu konularda uyanık olması, güvenlik güçlerine ihbar etmesi kaçakçılığın önüne geçmede adeta en güvenli uygulama.