Hem de Kıbrıs'tan...

Hem de Kıbrıs'tan...
Mesut Şen Hocamızın bir paylaşımı...
Dört yıl önce...
Harid Fedai'nin durağı cennet olsun. Dua ile...
******
Harid Fedai şiirinden...
TEMMUZ GÜZELLEMESİ
Havalimanına sığmaz olurum
Salınarak sökün ettiğin an
Ağzıma gelir yüreğim
Bilesin.
Dizeler divan durur belleğimde
Hoş geldin demek için sana
Gülücükler taşar yanaklarından
Dizlerim tutmaz olur.
Sonra... başlarsın konuşmağa
Dilimin güzelliği sendedir
Sana yangınlığım biraz da bundan...
Salamiş denizinin anlatacakları varmış
Osmanlıdan, Venedikden, Lusignandan
Bizansdan, Romadan, Eski Yunandan
Dalgaları haberci gönderir durur
Kumsala yayılıp geri dönerler
Efsane artığı ak köpüklerle
Sen yokken sahil yoktur, dünya yoktur...
Destemona yollarını gözlemekte, nicedir
Biliyordur, Akdeniz masallarını seversin sen
Döner, bana anlatırsın
Yıldız boyu... şafak sökene değin
Ellerim iki örgülü saçlarına uzalı
İki ebru gülümserken yanaklarında
Yıldız boyu... şafak sökene değin
Pakistan Geceleri baygınlığında.
Dur-durak yok, uyku yok, sen varken
Kucak açmış denizdeyiz, gün ışımakta
Alnında Cleopatra perçeminle
Bir yaprak daha çevir, kadınım
Aşk defterinden
Yeni bir sevdaya başlamak üzreyiz.
Geceleri gizemlidir Kıbrıs Bahçeleri'nin
Ökaliptüs dallarında, bal kokulu
İshak kuşu, Hakhuk kuşu da derler bilirsin
Efsane söyler zifiri karanlıkta
Gözleri yıldızlara dikili
Benzek olsun diye yasak aşklara
Gönüllü tutsaklığında gece kuşlarının.
Jüpiterin kutsadığı Salamiş
İzleri var dudak incesi sahillerinde
Ayak seslerimizden tanır bizi
O an gelir ki soluklanmaz, ürpermez
Taş kesilir Salamiş'in denizi.
Bir sabah elele yürürüz antik kente
Ortalıkta kimsecikler yoğiken
Başak saçlar, ko, esintiyle oynasın
Fildişi çıplaklığına özenip Afrodit'in
Kalakalırsın sarmaşdolaş o eşsiz yontularla
Bir hal olurum seni bulana kadar
Sonra boynuna dolanırım gözlerim yumulu
Sesim-soluğum kesilir mutluluktan.
Hep özlemimizdi hani:
Gel, kesme taşlar üstüne bağdaş kuralım
Sonra... yalınayakla tarayıp duralım
Kumları sahil boyunca
Yorulunca diz çökeriz mozayiklerin yamacına
Motiflerdeki gizemi sökene dek
Öylecene bakakalırız, kalakalırız.
Bir kol uzanır yontulardan yana
Badem taşı derler, süt beyazı
Elinde canım koz üzümü sallanır
Tanelerin uzantısı şebnemler
Tut ki göğüs uçlarıdır, pus'lu
Sütbeyazı Troya'lı Helen'in
Çapraz çekilmiş tül örtüler altında
Reçina kokulu, kütür kütür!
Tenha bir sahildeyiz, sarmaşdolaş
Bir ağaç dibi de olur, say ki akasyadır
Doyunca uyumak ne güzel, gün batımına dek.
Akşamla başlar Akdeniz ezgileri
Sesine düzen vermenin vaktidir, kadınım
Çakıllarda yankılanır köpükler
Pesten, tizden, Napoliten...
Yerleş göğün birleştiği yerden,
Geçmiş gelir, kurulur tahtına şimdiye inat
Ve olanca görkemiyle, efsaneleriyle
Kulak kesilmiş, ayaktadır antik kent...
Afrodisa'm, Amatusa'm, Niçe'm,
Söz sırası senin, Kraliçem!