Geçen yıl böyle bir yazı paylaşmışım...
Kamu otoritesinden hiç kimse sorularıma cevap vermemiş... Hep birlikte uyuyoruz...
Derin uyku hali ülkemizi sarmış...
Ben ,sadece uyarıyorum...
Bilgi edinmeniz dileğiyle...
Hazır mıyız?
Geçtiğimiz günlerde, bizim yerel yönetimimiz, İklim Değişikliği Eylem Planı çerçevesinde bir panel düzenledi... Farklı bilim alanlarına mensup bilim adamları hem günümüzün hem de geleceğimizin röntgenini bilimsel olarak gözler önüne sermiş oldu...
Ben, 12. Beş Yıllık Kalkınma Planında, özellikle "Ormanlarımızın geleceği" ile ilgili özel ve ayrı bir madde göremedim.
Demekki, çevre ve doğamızın en önemli unsuru Ormanlarımız gözden çıkarılmış, diye düşündüm.
Konuşmacılara şu soruları da sormak isterdim;ancak, çok uzun bir süre lüzumsuz harcandığı için bu sorularımı şimdi kamuoyuna aktarmış olayım.
1- Bu yüz yıl içinde çölleşecek olan coğrafi alanlarımız için bu yörelerden, çölleşmenin az olacağı yerlere bir iç göç oluşacaktır. İç göce zorunlu olarak katılacak kişi sayısı on milyon kadar bir nüfusa tekabül etmektedir. Bu konuda kamu yönetimi ne gibi tedbirler almaktadır?
2- 12.Beş Yıllık Kalkınma Planında, planın bitiş tarihi olan 1 Ocak 2029 tarihinde orman varlığımızın durumu ne olacaktır? Son yangınlar ve maden faaliyetleriyle çölleşmenin daha da hızlanacağı aşikârdır. Ayrıca, 2040-2060 yılları arasındaki orman varlığımız ile 2061-2090 yılları arasında orman varlığımız ne olacaktır? Bu sorularımızın cevabını almak isteriz...
3- Çanakkale İli'nin, sulamada kullanılan su miktarı, vahşi sulama ile doğal su varlığımızın kaçta kaçını oluşturmaktadır. Çıkacak olumsuz rakamı iyileştirmek için damlama sulama miktarımızın yıllara göre gelişmesini, İlimiz Çevre Durum Raporu'nun hangi sayfalarında bulabiliriz? Yoksa, ilimiz için 12. Beş Yıllık Kalkınma Planı'nın amir hükümlerine rağmen herhangi bir şey yapılmamakta mıdır?
4- İlimiz kıyılarının mevcut durumu ve deniz içinde varlığını bildiğimiz su temizleme işlevi de gören canlıların, deniz içindeki haritaları çıkarılmış mıdır?
Çıkarılmışsa denizlerimizde, nerelerde pina, deniz tarağı, midye, deniz hıyarı, sünger gibi deniz canlılarımızın kolonileri vardır?
Biz, o toplantıda, Konuşmacılara bu soruları yöneltmek istedik;ancak, bilimsel toplantı geleneği dışında bir ortam olduğu için soramadık... Bu sorularımıza kim cevap verirse versin, mutlu oluruz.
Benim üzerinde duracağım konu, haritasını aşağıda verdiğim, Sayın Prof. Dr. Murat Türkeş'e ait bu haritada, ülkemiz topraklarının çölleşmesi durumu gündeme gelmiş ve bu durum, benim uykularımın kaçmasına sebep olmuştur.
Ülkemizde, çölleşme riski olmayan en şanslı iller, Ordu, Giresun, Gümüşhane, Trabzon, Rize, Artvin ve Bayburt illeriyle biraz da Ardahan ili olarak durmaktadır.
Batıdan itibaren, Tekirdağ ve Edirne illerimiz çölleşmenin tehditi altındadır.
Burada, İpsala, Enez, Keşan ve Şarköy - Mürefte iyi durumda. Yine Istranca Dağları iyi durumda. Diğer yerler çölleşecek. Tabii ki İstanbul hariç...
İç Anadolu tamamen çölleşecek ve çevresinde de Eskişehir, Çankırı, Amasya, Tokat, Kastamonu güneyi, Çorum güneyi, Sivas batı ve güneyi, Kahramanmaraş kuzeyi, Afyonkarahisar, Uşak, Burdur, İsparta da çölleşecek alanlar içindedir...
Güneydoğu Anadolu'da, Urfa, Şırnak, Kilis, Gaziantep, Adıyaman'ın güneyi, Diyarbakır 'ın güneyi çölleşecek...
Doğu Anadolu'da, Van, Iğdır, Ağrı, Bitlis, Siirt, Batman da çölleşecek iller arasındadır.
Günümüz siyaseti, meşruiyet söylemi ile emperyalizmin oyuncağı durumuna düşerken asıl olan ülkemizin durumu konusunda tek bir kelime etmiyoruz...
Ülkemizde, tarım üretimi iç talebi karşılamaktan uzak kalacaktır.
Medencilik uygulamaları yıkım getirmektedir... Madencilik adına köylerimiz yok edilmektedir... Ayrıca, gelir adaletsizliği tarihin en büyük sorunu konumuna gelmiştir.
Savaşan, Ukrayna ve Rusya'da bile bizimkisi kadar enflasyon bulunmamaktadır.
Enflasyon sosyal yapımızı bozmaktadır. Sosyal yapımızın erdemli olmasını en çok savunduğu iddiasında olan bir iktidar döneminde erdem ve dürüstlüğünü yitiren bir toplum, ayakta kalamaz.Üstelik, bir de bölücü terör meselesiyle uğraşıyorsa...
Bölücü teröre arka çıkan ve Belediye Başkanını bölücü terör mensuplarından seçen illerimizi bekleyen en büyük tehlike kuraklık ve çölleşmedir.
Bu bölgelerde yaşayan insan sayısı(2040 yılı itibarıyla) on milyon kadar olacaktır.
Bölücü terör elli iki bin kişiyi çoluk çocuk demeden katletti. Şimdi, özerklik istemekte. Sonra da Kuzey Irak'ta olduğu gibi emperyalizmin uşağı olarak ülkemizden ayrılmak istemektedirler.
İklim değişikliği sonucu, Kuzey Irak, Kuzey Suriye tamamen Çöl olacağına göre, Türklere zulmeden, Türk öldüren bu bölücüler, yaşanmaz hale gelecek olan bu topraklardan nereye göç edeceklerdir?
Arapların arasına gidip Araplaşacaklar mıdır? Yoksa, iş birliği yaptıkları İsrail'e gidip Musevi mi olacaklardır? Ayrıca, hiçbirini yapmayıp ABD'ye göç edip hepsi de üç kuşak sonra Coni mi olacaktır?
Merkezi, Van ve Şanlıurfa olan bu coğrafyadaki insanlar bizim insanlarımızdır ve bu insanlar bizden çalınmak istenmektedir...
Bence, kardeş kardeş yaşadığımız, tasada ve kıvançta bir olduğumuz bizim insanlarımızın bizden alınarak, bir meçhule doğru gitmelerine izin verilmemelidir, derim.
Bir de demokratikleşme söylemi geliştiriyorsunuz ki buna kargalar bile güler.
Belediye Başkanınızı, Milletvekilinizi, İl Genel Meclisi Üyelerinizi, Muhtarlarınızı, İhtiyar Heyetlerinizi ben mi seçiyorum? Yoksa, seçilmenize engel mi oluyoruz?
Yeryüzünün en demokratik ülkesi Türkiye'dir. Kimse kimsenin orijinine bakmaz ve bir şey demez.
Bu tavırlarınızı anlamakta zorluk çekiyoruz...
Emperyalizmin kucağından inin ve siz, Türklere yaptığınız hatalardan dolayı ,Türklerden özür dileyin, derim...
Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nde, vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür, önermesi içinde yerinizi almaya devam edin. Dünyayı iyi okuyun... Günlük hırslarla bu coğrafyanın insanlarını üzmeyin, derim.
Yine, İklim değişikliği kriziyle su ihtiyacı artacak olan İsrail'in gelecek planında bu yöredeki insanların akıbeti de Gazze uygulaması gibi olacaktır, derim...
Bence, Yahudi'nin yemi olmayın.
Sizin zulmünüzden dolayı hem yöre insanının hem de bütün bu coğrafyanın insanının gözyaşı pınarları kurudu. Sizin sonunuz için üzüntüden dökecek gözyaşımız da olmayacaktır...
Gelin, bir olalım, iri olalım, diri olalım...
Bu dünya kimseye kalmaz...
Bilgi edinmeniz dileğiyle...
******
Düşünmeye, okumaya, yazmaya ve konuşmaya devam..