Yemyeşil doğası, doğal yürüyüş alanları, doğa harikası şelaleler, mesire alanları ve daha birçok özelliğiyle Kaz Dağları vatandaşlara güzel dakikalar yaşatıyor. Yaz aylarından tatilcilere unutulmaz anlar yaşatan Kaz Dağları, sonbaharın gelmesiyle yeni özellikleriyle vatandaşlara tatil imkanı sunuyor. Sonbaharın gelmesinin ardından Kaz Dağları’nda mantar ve kestane toplama sezonu açıldı. Kazdağlarına gidenler bu sefer eli bol dönmüyor.

Kaz Dağları’nın Bayramiç etekleri birçok doğal güzelliği içinde barındırıyor. Öte yandan Kaz Dağları'nın kuzey yamaçlarında yetişen kestaneler, yöre halkına ek gelir kaynağı oluyor. Köylüler, topladıkları kestanenin kilosunu 10 liradan satıyor. Bunun yanında  doğa gezisi yapmak isteyen vatandaşlar, aynı zamanda kestane toplama keyfini yaşıyor. Serhat, Yassıbağ, Akçakıl, Karaköy, Çırpılar ve Daloba gibi köylerde yaşayanlara ek gelir kaynağı oluyor. Her yıl Ekim ayı ile birlikte olgunlaşan kestaneler, ağaçlardan dökülüyor. Köylüler, geceden yere dökülen kestaneleri toplayabilmek için sabah erken kalkıp, iş başı yapıyor. Kestaneler, dikenli kabuklarının içinden çıkarılarak binbir zahmetle toplanıyor.

KESTANENİN FAYDALARI
Birçok kişi, diyet lifinin diyabetin düzenlenmesi, önlenmesi ve yönetiminde oynayabileceği rolün farkında değildir. Kestane gibi diyet lifleri yüksek olan yiyecekler düşük glisemik yiyecek olarak kabul edilir, bu da yüksek şekerli yiyeceklere kıyasla yavaş yavaş kan şekerinin yükselmesine neden olur. Bu, diyabet hastaları için tehlikeli olabilecek kan şekeri seviyesindeki ani yükselişin önlenmesine yardımcı olur.Şeker hastalığı riskini azaltır. Kestane, önemli bir antioksidan olan C vitamini bakımından oldukça zengindir. C vitamini sadece beyaz kan hücrelerinin üretimini teşvik etmekle kalmaz, aynı zamanda bir antioksidan görevi görür, vücutta serbest radikaller arar ve sağlıklı hücrelerin hayati organların yakınında oksidatif stresi tetiklemelerine veya indüklemelerine neden olmadan önce nötralize eder. Bu, bağışıklık sisteminin patojenlere ve hastalıkların önlenmesine yönelik çabalarına odaklanmasına yardımcı olabilir. Bakır ve magnezyum, kemik sağlığı söz konusu olduğunda ilk akla gelen şey değildir, ancak vücudun demiri emmesi sürecinde kemik büyümesi ve gelişimi için çok önemli olan bakır önemlidir. Magnezyum, kemik mineral yoğunluğunu artırmak için çok iyidir ve çok çeşitli başka sağlık yararları sağlar. Kestanelerde bulunan bu hayati minerallerle osteoporoz gibi yaşa bağlı birçok rahatsızlığın başlangıcını önleyebilir veya yavaşlatabilirsiniz. Kestane, en yüksek diyet lifi içeriğine sahiptir. Diyet lifi bağırsaklardaki peristaltik hareketi uyarmaya yardımcı olur , böylece bağırsak hareketlerinizi düzenler ve iltihap ve rahatsızlığı önler. Diyet lifi aynı zamanda besin maddelerinin emilimini de optimize eder. Kestane, doğrudan doğru nörolojik gelişim ve fonksiyonla bağlantılı olan B ailesi vitaminleri (örneğin, folat, riboflavin, tiamin) bakımından zengindir. Ayrıca, kestanelerde bulunan potasyum , beyine kan akışını artırabilir ve iyi sinir sistemi sağlığını artırabilir, böylece konsantrasyon ve hafızayı arttırır. Kan basıncını düşürmek söz konusu olduğunda, birkaç mineral potasyum kadar önemlidir. Potasyum vücuttaki su hareketini kontrol eder ve ayrıca damar genişletici olarak işlev görür, kan akışını arttırır ve daraltılmış kan damarları ve atardamarlardaki gerilimi serbest bırakır. Kan basıncındaki bu azalma, genel kalp-damar sağlığını artırabilir ve kalp krizi ve felç riskini azaltabilir.
 
KAZDAĞLARI’NIN MANTAR BEREKETİ
Sonbaharda Kaz Dağları’nda rengarenk doğasıyla birçok güzelliği sunan sonbahar mevsiminde doğada yetişen mantarlar da sofralara bereket katıyor. Çanakkale'nin neredeyse tüm bölgeleri, sonbahar mevsiminde doğanın kendi kendine ürettiği mantar bereketini yaşıyor. Bol oksijeninin yanı sıra, bünyesinde çok sayıda endemik bitki türünü barındıran Kazdağı da bu bölgelerden biri. Yöre halkı, bu mevsimde doğadan topladıkları mantarlarla yemeklerini yapıyor. Bazı köylüler ise yiyecek mantarın yanı sıra, fazladan topladıklarını çarşı pazarda satarak ev ekonomisine katkıda bulunuyor.
Doğası gereği Kaz Dağları’nda yetişen mantarların tadı vazgeçilmez bir lezzet sunuyor. Mantarların toplanmaya başlanmasıyla birlikte zehirlenmelerde beraberinde gelemeye başladı. Artan mantar zehirlenmelerine karşı ise Çanakkale İl Sağlık Müdürlüğü’nde açıklama yapıldı.
İl Sağlık Müdürlüğü yapılan açıklamada vatandaşların zehirlenmelere karşı dikkatli olması gerektiği konusunda uyarılarda bulunarak, “Sonbaharda yağışların artması birlikte doğada yetişen mantarların üremesinde ve Karadeniz Bölgesi başta olmak üzere yurt genelinde tüketimin artmasına bağlı zehirlenme vakalarında artış gözlenmiştir. T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Ulusal Zehir Danışma Merkezine yapılan zehirlenme başvurularında 2018 yılına göre yaklaşık yüzde 34’luk bir artış gözlenmiştir. Mantar zehirlenmeleri, özellikle yağışların bol olduğu mevsimlerde görülmektedir. Doğal ortamlarda yetişen ve yapısında zehir bulunan mantarların taze, kurutulmuş veya konserve şeklinde çiğ veya pişirilmiş olarak yenmesi neticesinde ölümle sonuçlanabilen ciddi zehirlenmeler görülebilmektedir. Ülkemizde doğal ortamlarda zehirli mantarların yetiştiği ve halkımızın da bu mantarlara çokça rağbet ettiği bilinmektedir. Zehirlenme belirtileri mantarda bulunan zehrin niteliğine göre mantarın yenmesini takiben 2 ile 6 saat içinde ortaya çıkabilmektedir. Mantarlarda bulunan zehrin özelliğine göre ortaya çıkan belirtiler çeşitlilik gösterebilmektedir. Mantarın yenmesini takiben 2 saat içinde sersemlik, uyku hali, tansiyon düşüklüğü, bulanık görme, yüz ve boyunda kızarma, ağızda metal tat duyusu, bulantı, kusma, terleme; bazı türlerin yenmesinden 6 saat sonra ise bulantı, kusma, ishal, ateş, çarpıntı, karın ağrısı, karaciğer/ böbrek fonksiyon bozuklukları ile ölümle sonuçlanan zehirlenme belirtileri görülebilmektedir. Vatandaşlarımızın doğada yetişen mantarları kesinlikle tüketmemeleri ancak tüketilmesi sonucunda bu belirtilerin görülmesi hâlinde mantarı tüketen kişilerin derhal en yakın sağlık kuruluşuna başvurmaları gerekmektedir. İhtiyaç halinde mantar zehirlenmelerinde kullanılan panzehir, Ulusal Zehir Danışma Merkezi tarafından Türkiye’de 20 stok merkezinde kullanılmak üzere hazır bulundurulmaktadır.
 
MANTAR ZEHİRLENMELERİNDEN KORUNMA
Doğal alanlarda yetişen mantarlar yerine bandrollü kültür mantarları tercih edilmelidir. Kültür mantarları bünyelerinde zehirli maddeleri bulundurmadığından bir zehirlenme görülmesi söz konusu değildir. Ancak, bu mantarların yetiştiği ortam itibarıyla, bazı mikroorganizmalar mantarların üzerinde bulunabilir. Bu mikroorganizmayla bulaşmış mantarların çiğ olarak yenmesi sonucunda çok hafif mide ve bağırsak şikâyetlerinin gelişebileceği de unutulmamalıdır. Ayrıca mantar alırken ambalajlı olan mantarlar tercih edilmeli ve ambalajında tüketiciyi bilgilendirmeye yönelik bilgilerin yer aldığı etiketlerin olup olmadığına da dikkat edilmelidir. Ulusal Zehir Danışma Merkezi, zehirlenme konusunda 7/24 kesintisiz hizmet sunmaktadır. Bilgi almak isteyenler 114 numaralı Ulusal Zehir Danışma Merkezini arayabilirler” ifadelerine yer verildi.

KAZDAĞI MİLLİ PARKI
Birçok doğal ve kültüre güzelliğe ev sahipliği yapan Kazdağları, bu güzel coğrafya, yerüstü ve yeraltı su rezervleriyle, sıcak ve soğuk su kaynaklarıyla, Biga Yarımadası için tam bir hayat kaynağı. Doğal bitki örtüsü ormanları, sadece bu yöreye münhasır bitki türleri ile sadece ülkemizin değil dünyanın da en önemli ekosistemlerinden birisi.
 
SÜTÜVEN ŞELALESİ
Sarıkız Yaylası’ndan doğan ve Kızılkeçeli Çayı üzerinde yer alan Sütüven Şelalesi, yakınındaki Hasan Boğuldu Göleti ile Kaz Dağları’nın ormanları içerisinde şahane manzarasıyla ziyaretçilerini ağırlayan bir doğa harikası.
 
İsmini sıçrayan su anlamına gelen “tüvleyen” sözcüğünden alan şelale, yemyeşil doğası, pınarı, küçük göletleri ve şelalesiyle doğayla bütünleşmek için muazzam güzellikte bir alan. Ben yüzdüm ama suyun soğukluğu karşısında neredeyse şok geçiriyordum. Kısa sürede alışıyorsunuz, ama uzun süre yüzmek hakikaten zor. Yine de girin tabi. Akçay, Altınoluk yolu üzerinde, Zeytinli beldesinden gidiliyor, tabelaları takip edin.

HASANBOĞULDU
Sutüven piknik alanından sonra derenin karşı tarafındaki patika yolu izleyerek ulaşılabiliyor. Yol üzerinde Romalılardan kaldığı söylenen su kemerlerinin sütunları sol tarafta görülebilir. Hafta sonları çok kalabalık, hafta içi kafa dinlemek, doğa yürüyüşleri ve yüzmek için ideal. Bir efsaneye göre bu gölette boğulan Hasan adlı aşık gençten ismini almış.
 
Hasan Boğuldu şelalesinin efsanesi, filmlere ve Sabahattin Ali’nin öykülerine de konu olmuş. Sabahattin Ali’nin öyküsünde Yörük güzeli Emine’ye kavuşmak için törelere göre 40 okkalık tuz çuvalıyla dağları tepeleri aşan aşık Hasan’ın hüzünlü hikayesini anlatır.

PINARBAŞI
Milli Park içinde geçmişten günümüze, rekreasyon amaçlı iki adet günübirlik kullanım alanı mevcut. Güre Köyü sınırları içinde kalıyor, Akçay’a 6 km uzaklıkta. Günümüzde en çok ilgi gören mesire mesire alanlarından.
 
Kaz Dağları kar sularının bir kısmı, tepenin altından fışkırarak kaynak halinde buradan çıkıp dere oluşturması. Yamaçtan akan bol ve buz gibi su yaz aylarında serinlemek için ideal bir köşe. Yılın 2 buçuk aylık yaz sezonunda yaklaşık 80-100 bin ziyaretçi tarafından günübirlik kullanılmakta. Daha çok günübirlik piknik ve mangalcıların takıldığını ileteyim.
 
SARIKIZ TEPESİ
Kazdağları’nın en yüksek üç tepesi Kazdağı Milli park sınırları içerisinde yer alıyor. Sarı Kız, Baba Tepe ve Karataş Tepesi (Gargaros) olmak üzere üç zirvesi bulunan milli parka rehbersiz girmek yasak. Kaz Dağları’nın 1574 metre yüksekliğindeki Sarıkız Tepesi, Kaz Dağları’nın en yüksek noktalarından biri.
 
Kaz Dağları’nın efsanelere konu olmuş, Tahtacı Türkmenlerinin yüzyıllarca yaşam yeri olmuş Sarıkız Tepesi, dilden dile dolaşan hikâyesi yanında muazzam bir manzaraya sahip. Kazdağı Milli Park alanında bulunan Sarıkız Tepesi, efsanesi ile birlikte tüm Türkmenlerin kutsal bir ziyaret merkezine dönüşmüş. Edremit Körfezine 1726 metre yükseklikten bakıyor ve Ayvalık adaları, Midilli ayaklarınızın altında.

ÇAMLIBEL KÖYÜ
Piknik alanıyla ünlü olan Çamlıbel, Kazdağları gezilecek yerler arasındaki en güzel otellere ve mekanlara ev sahipliği yapan turistik köylerden biri. Kaz dağlarındaki bu güzel köy, yeşil bir vadiden Edremit Körfezine bakıyor. Köyün şahane bir Ege manzarası var. Kurtuluş Savaşı sırasında Çamlıbel halkının büyük bir kısmı Kuvayi Milliye’ye katılmış ve Ayvalık cephesinde çarpışarak işgale karşı direniş göstermişler.
 
Yol üzerinde Köyün Delisi‘nin yerine uğrayıp el emeği göz nuru benzersiz hediyelik eşyalardan sevdiklerinize hediye almayı unutmayın. Tuncel Kurtiz’in mezarı da bu köyde. Kaz dağlarındaki tüm gezilerimde de bu köydeki Albatross Dağ Evleri‘nde (0266) 387 3834) kalmayı tercih ediyorum. Ahşap bungalowlardan yapılmış şirin otelin hemen arkası ise Kaz Dağları Milli parkı başlıyor.

KIZILKEÇİLİ KÖYÜ
Kızılkeçili Çayı’nın kenarında bulunan köyün tarihi Osmanlı kayıtlarında 1890’lardan beri yer almış. Günümüzde yeni yeni yapılan taş villalarla köy yeniden hayata dönmüş gibi görünüyor. İş dünyası, sanat ve akademik camiasından insanlar sessiz sedasız bu şahane manzarası olan köye yerleşmeye başlamışlar.
 
Ziyaretçilerce piknik alanı olarak kullanılan köyde 850 yıllık görkemli bir çınar ağacı da var. Köye kadar giden bir asfalt yol da yapıldı. Akçay yolçatından 2,7 km uzaklıkta sadece. Ben Güre Beldesi üzerinde, “Haçlı Yolu” olarak bilinen eski bir yoldan araçla geçerek gittim. Sutüven’e kadar uzanan 3 km kadar stabilize bir yol da var.

MIHLI ŞELALESİ
Roma döneminden kalma kemerli köprüsü, yemyeşil doğası, göletine akan Mıhlı Şelalesi ile burası tam anlamıyla gizli bir cennet.Akçay’a 25 km mesafede Altınoluk-Çanakkale karayolu üzerinde çevresi ormanlık bir dere kenarı burası. Selton tesislerinin yanından içeri giren stabilize yolun sonuna kadar gidin. En sonda dinlenme tesislerine park edin. Dinlenme tesisleri içerisinde şahane göletler ve şelaleler var.
 
Çevresi çam, çınar, zeytin, tesbih, defne, incir, ayva, armut ağaçları, kekik ve böğürtlenle çevrili. Baharda izlemenin tadına doyum olmuyor çağlayan sularının. Patika yolu izleyim aşağıda Başdeğirmen‘e doğru yürüyün. Oldukça zarar görmüş olsa da değirmen taşları, çarkı ve su yolları günümüze dek duruyor. Değirmenin yanıbaşında Romalılardan kalma olduğu söylenen köprünün suya yansıyan manzarası şahane.

ADATEPE KÖYÜ
Edremit Körfezi’nin kuzey ucunda, bir tepenin ardında yer alan, çam ve zeytin ağaçları arasına serpiştirilmiş şahane evlerin olduğu eski bir Rum köyü Adatepe Köyü. Evlerin birbirine geçtiği, dar sokaklı bu şirin Ege köyü koruma altına alındıktan sonra eski ihtişamlı günlerine geri dönmeye çalışıyor ve bundan da gayet başarılı görünüyor. Yaşlı 2 çınarın gölgesindeki meydanının etrafında serpilmiş taş evlerin bir çoğu restore edilerek hayata kazanmış, bazıları da butik otel olarak hizmet veriyor.
 
İda Dağının batı yamaçlarında kurulu, taş işçiliğinin en zarif örnekleriyle süslü mimari dokuya sahip yıldızı parlayan bir köy. Mübadele ile Midilli ve Girit’ten gelen Türklerin yerleştiği Adatepe, oksijen yoğunluğunun dünyada en fazla olduğu yerlerden biri. Zeytincilik ve zeytinyağı ile bilinen köyde bulunan tarihi eserler Çanakkale Müzesi tarafından koruma altına alınmış.

Bünyamin Nami Tonka