Her yıl geleneksel olarak gerçekleştirilen programda bu yıl saat ödülü yerine yaka mikrofonu takdim edildi. Ödül, merhum gazeteci Ayhan Öncü’nün oğlu Gökhan Öncü’ye verildi.

Programda konuşan Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek, basın özgürlüğünün demokrasinin temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Başkan Erkek konuşmasında, “Basının özgür olmadığı bir yerde toplumda özgür olamaz. Yönetenlere değil, iktidarlara değil, yönetilenlere iktidar. Haber alma özgürlüğü, doğru haberi, güncel haberi. O yüzden basınımız aslında demokraside kuvvetler ayrılığında dördüncü üç olarak kabul ediliyor. Yasama, yürütme, yargılama. Ben de bunu çok önemsiyorum. Hem bir hukukçu olarak, hem bir siyasetçi olarak, bugün belediye başkanı olarak, bir vatandaş olarak, bir birey olarak basınımız güçlü olmalı, basınımız özgür olmalı. O zaman bir ülkede demokraside bahsedebiliriz. Çok önemli görev ve sorumluluklarımız var. Burada çok genç gazeteci, basın çalışanı, hemşehrim, kardeşim, arkadaşım var. Gerçekten basın mensupları yani patronundan emekçisine kadar çok zor, çok önemli bir görev ifade ediyorlar. Çok zor çünkü bakıyorsunuz ülkemizde de, dünyada da ve birçok gazeteci cezaevinde. Birçok gazeteci tutuklamayla karşı karşıya. Birçok gazeteci davalarla karşı karşıya. Belediye meclis üyeliği yaptım, belediye başkan vekilliği yaptım. Milletvekilliği, genel başkan vücuduyla gelen sekreterlik şu anda belediye başkanı olarak görev yapıyorum. İşte yaklaşık yirmi beş yıllık aktif siyasi yaşamında bir tek gazeteci hakkında ne şikayetçi oldum, ne dava açtım, açmayacağım inşallah. Ondan sonra öyle tamamlamak istiyorum siyasi yaşamında. Onun için sürekli böyle gazetecilere şikayet eden, dava açan siyasetçilere de arkadaşlarıma da söylüyorum, yapmayın, bu çok doğru bir şey değil.” ifadelerini kullandı.
Konuşmasında Dardanos Yahya Çavuş Orman Kampı’nın satış sürecine de değinen Başkan Erkek, alanın satılmaması gerektiğini vurgulayarak, “Adını bilene güzel Çanakkale savaşı kahramanımız Yahya Çavuş'tan almış. Elli yılda kıyım altında Çanakkale'de Çanakkale'nin sosyal, kültürel, turizm yaşamında çok önemli görevler üstlenmiş. Herkesin orada bir hatırası var. Özel bir nokta. Buranın satılmaması lazım. Buranın özelleştirme kapsamından çıkarılarak gerçekten halkın her kesiminin yararlanması isteniyorsa Çanakkale Belediyesi'ne mahali idare olarak devredilmesi lazım. Ha bunu yapamıyorsanız üniversite bir şey de verebilirsiniz. İl özel idaresine de verebilirsiniz. Ama gerçekten halkın her kesiminin yararlanmasını istiyorsak tabii ki burada en uygun, en güçlü kurum Çanakkale belediyesi. Şimdi niçin bu aşamaya geliyoruz? Bu yerle ilgili üç tane cumhurbaşkanı kararı var. Üç tane cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla alınmış üç tane karar var. Bu yerle demek ki çok özel ilgileniyor. Bu yer Orman Genel Müdürlüğü'nden alınıyor. Özelleştirme İdaresi'ne veriliyor. Ve şimdi de yirmi sekiz Ocak'ta ihalesi var. Ankara'da. Özelleştirme yasası kapsamında satılmak isteniyor. Neden? Orman Genel Müdürlüğü'müz de kalsın gerektirse orada orman emekçilerimiz, orman personelimizin eğitimleri, çalışmaları, dinlenme tesisi Orada çok yüksek, üstün bir kamu yönü. Devlet, bakanlıklar, kamu kurumları, belediyeler taşınmaz satabilir. Ama kıyı banklarındaki taşınmazlarımızı değil, ormanlarımızı değil. Biz anayasal bir hukuk devletiyse kıyıların, ormanların halka ait olduğunu bilmeliyiz ve bu yönde mücadele vermeliyiz. Geçmişte bunun örnekleri de oldu hem Çanakkale'de hem Türkiye'de. Bu çok basit bir mesele. Nasıl bir imzayla özelleştirme kapsamını aldıysanız bir imzayla özelleştirme kapsamından çıkartabilirsiniz. Orman Genel Müdürlüğü'nde bırakabilirsiniz, mahalleyi idare edebilirsiniz. Ve burayı Çanakkale halkının kullanımında bırakmalısınız.” şeklinde konuştu. Kamp alanıyla ilgili üç ayrı Cumhurbaşkanı kararı bulunduğunu hatırlatan Erkek, 28 Ocak’ta Ankara’da yapılması planlanan ihalenin iptal edilmesi çağrısında bulundu.

Başkan Erkek su sorununa dikkat çekti

Başkan Erkek ayrıca kentteki su sorununa da dikkat çekti. Geçtiğimiz yıl düzenlenen su zirvesinde hazırlanan raporun hâlâ kamuoyuyla paylaşılmadığını belirten Erkek, “Çanakkale'de bir su zirvesi yapıldı. Geçtiğimiz yıl Nisan ayı. Bu su zirvesine üniversitemiz, Çanakkale Belediye'miz, Çanakkale Valiliğimiz, İl Çevre Müdürlüğümüz, Tarım İl Müdürlüğümüz, Devlet Su İşleri, ÇASİAD, Tekno Park ilgili kurum ve kuruluşlar odalar, STK'lar katıldı. Önemli bir su zirvesi. Mühendisler çok önemli raporlar hazırladı. Uzmanlar, bizim belediyemizdeki arkadaşlar da bu çalışmaların içinde yer almışlar. Hak mühendisleri olarız. Borsamız. Bu su zirvesinin raporu, bu zirvenin sonuç bildirgesi niçin yayınlanmıyor arkadaşlar? Lütfen bunu sorgulayın. Neden yayınlanmıyor? Ben bunu her mecliste özellikle altını çizerek paylaşıyorum. Neden yayınlandı? Çünkü bu rapor hazırlandı. Ben okudum. Arkadaşlarım okudu. Bu rapor niçin basitlik yayınlanmıyor? Neden? O zaman bu su zirvesini niçin yaptı? Neden yaptı? Neden yayınlanmıyor biliyor musunuz? Çünkü o yok. O rapordaki bazı tespitler rahatsız ediyor. Çünkü o raporda ne diyor? Atikhisar Barajı'nın koruma havzası içerisinde madencilik faaliyetlerine izin verilmemelidir yazıyor. Madencilik yapılabilir ama barajın koruma havzası içerisinde yapılmaz arkadaşlar. Tek içme suyu kaynamaz. Bakın çevremizdeki yakın illere bakın. Barajlar kuruduğu için susuz kaldı dediler. Bugün barajımızdaki doluluk oranı yüzde kırk dört. Bunun yüzde altmış olması lazım en az. Biz yer altı, yeri su sularımızı nasıl böyle riske atabiliriz? En önemli meselemiz su. Su yönetimi. Biz de göreve geldiğimiz gibi günden beri su yönetimiyle ilgili görünmeyen yüksek maliyetli çok ciddi yatırımlar yapıyoruz. Çanakkale merkezde bir sorunumuz yok. Türkiye'nin en kaliteli sularından birini içiyoruz. Her hafta düzenli bir sağlık müdürlüğü tahlillerini yapıyorum. Siz de yaptırabilirsiniz. Kaliteli bir su. Biliyorsunuz kalite bir, kalite iki, kalite üç diye sıralanıyor sular. Ben de evimde çeşme suyu içiyorum. Belediyede çeşme suyu içiyorum. Ama Kepez'deki su meselesi sebebiyle siz bir belde belediyesini sorumlu tutamazsınız. Bir kere bir kural var. Bir beldeye, bir ilçeye, bir kente su getirme görevi devlet su işlerine aittir. Belediyelere değil. Kepez'in su sorununu iki dakikada çözülür. Devlet su işleri çözer bunu. Devlet su işlerinin kapasitesi var. Gücü var. Ama birinin devlet su işlerine bu işi yap demesi lazım. Bu kadar basiretsizlik olur mu? Ya bilinçli olarak çözülmüyor. Ya da büyük bir basiretsizlik var. İkisinden biri. Suyla ilgili bir kere artık bütün tarımsal üretimimizi dahi suyumuza göre suyumuzun miktarına göre suya göre planlamak zorundayız. Çanakkale merkezde çiftçilerimizin tarımsal sulama için ihtiyacı olan su miktarı Tarım İl Müdürlüğü biliyor. Biz de biliyoruz. İşte bu her yıl değişiyor. Dört milyon, dört buçuk milyon metreküp yılda. Tarımsal sulama için merkez ve kırsalımızda ihtiyaç olan su bu. Hadi beş milyon diyelim. Beş milyon metreküp suya ihtiyacımız var. Biliyorsunuz Atikhisar Barajı'ndan iki tane hat çıkıyor tarımsal sulama için. Biri işte Karacaören'de biri Kepez tarafında diyelim. Bu hatlar hepsi açık kanallı problem olarak. Peki bizim tarımsal sulama için barajdan harcadığımız su ne kadar? İhtiyaç dört beş milyon metreküp on sekiz milyon metreküp. On sekiz milyon. Onun için ben basiretsizlik diyorum. Neden? Bu kanalların hepsi açık. Bütün çiftçinin yani baraja yakın, uzak, her çiftçinin suyu aynı derecede sudan aynı derecede yararlanabilmesi için yüksek kuvvetle basıyorlar suyu ve suyun büyük bir bölümü denize alıyor. Bu kanalları kapatıp sorunu çözmek bu kadar basit ve suyumuza göre çünkü barajımız da artık eskisi gibi değil. Biz tedbirler alıyoruz çok ciddi. Yatırımlar da yapıyoruz. Ama suyumuza göre tarımımızı planlamamız gerekir. Bu açık kanalların derhal kapatılması gerekir.” dedi. 

Kepez’de yaşanan su sorununa da değinen Başkan Erkek, su getirme sorumluluğunun Devlet Su İşleri’ne ait olduğunu belirterek, sorunun kısa sürede çözülebileceğini söyledi. Tarımsal sulamada ihtiyaç duyulan su miktarının çok üzerinde kullanım yapıldığını ifade eden Erkek, bunun plansızlıktan kaynaklandığını dile getirdi.

“Basın özgürlüğü konusunda da ülke olarak iyi bir noktada değiliz”

Konuşmasının sonunda basının kent yaşamındaki önemine değinen Muharrem Erkek, “Çanakkale'miz doğasıyla, kültürüyle, tarihiyle, her şeyiyle muazzam bir şehir. Onun için bu şehirde sizlerle birlikte siyaset yapmak, sizlerle birlikte çalışmak, sizlerle birlikte olmak benim için de büyük bir mutluluk. Bunu da tüm samimiyetimle söylüyorum. Zaman zaman farklı fikirler olabilir, zaman zaman tartışmaları olabilir. Bunlar da bir zenginliktir. Ben eleştiri çok önemseyen biriyim. Ama tabii araştırmacı gazetecisi de çok önemli. Bilgiye dayalı eleştiri de çok önemli ama her doğrusu olsun her yapıcı eleştiri bizi de götürür. Zaten basın en başında da söyledim konuşmamda. Bunu tüm samimiyetimle söylüyorum. Yönetenlere hizmet için değil, yönetilenlere hizmet için vardır. Sizlerin hepinize ayrı ayrı çok teşekkür ediyorum. Bu kent için Çanakkale için, Çanakkale halkı için yaptıklarınız çok önemli. Sizler olmasanız nereden bilgi sahibi olacağız? Nereden birçok haberi öğreneceğiz? Nereden birçok acısıyla tatlısıyla olaya hakim olacağız? Meslekte gerçekten tabii zor dönemler geçiyor. Basın özgürlüğü konusunda da ülke olarak iyi bir noktada değiliz. Bunu da biliyoruz. Ama her şeye rağmen, basın mensubu olmak, gazeteci olmak o daha güzel bir şey olsa gerek. Onun için hepinize teşekkür ediyorum.” dedi.

Atakan Alkış