Biz insanlar, doğadaki en acımasız canlılarız. Çevremizi, doğamızı tahrip etmede üzerimize yok...

Biz insanlar, doğadaki en acımasız canlılarız. Çevremizi, doğamızı tahrip etmede üzerimize yok...

Türkiye toprakları üzerinde iki yüz altmış bin kadar ruhsatlı maden ocağı faaliyeti planlanmış ve bunlar, bazı şirketlere de satılmış durumda. Para gelsin de bu şirketler ister yerli ister yabancı olsun hiç önemli değil, demekteler...

Bu kadar şirketin faal olduğu bir Türkiye'de, yaşam alanlarını kaybeden yaban hayatının birer parçası olan hayvanlar da zaman zaman insanlarla ortak yaşam kurdukları gibi bazen de insanların yaşadıkları yerlere girerek veya gelerek, insanların verdiği başka evcil canlılar için verdikleri yiyecek veya atıklarla karınlarını doyurmaktadırlar.

Biz, geçen yıl da gelen kirpi için, diktiğimiz bazı fideleri feda etmiş ve kirpinin gelişini de çok sevimli bir tablo olarak gördüğümüzü ifade etmiştik.

Kirpimiz bu sene de iklim değişikliği sonucu yiyecek bulmakta zorlanınca yine bizim bahçede baktığımız diğer hayvanlar için koyduğumuz yiyecekleri yemek için süratla bahçemize gelerek yiyeceklerin tadına bakmaktadır.

Biz de bundan mutluluk duymaktayız. Bu yıl, kirpiyle üçüncü yılımız... Bu durum, daha ne kadar   sürer bilmiyoruz... Ancak, sevimli kirpiyi de benimsediğimizi ifade etmek isterim. Tüm doğa parçası olan yerlerdeki canlı hayatı hepimizi ilgilendirir.  Birçok tehlikeyi göze alarak bizim bahçemize kadar geldiğine göre bu kirpiye sahip çıkmak da bizim görevimiz...

Biz, kirpimize hoş geldiniz, diyoruz. Bir ad da vermiş değiliz...

İnşallah güzel bir ad da bularak koyabiliriz.

Çok  ve iyi yaşasın  kirpimiz...

Bilgi edinmeniz dileğiyle...

 

Düşünmeye, okumaya, yazmaya ve konuşmaya devam...