Altı Şubat  İki bin yirmi üç... Saat, dört on yedi...

Altı Şubat  İki bin yirmi üç... Saat, dört on yedi...

Ülkemizi derin bir yasa büründüren deprem oldu. On bir ilimizde etkili olan deprem, Kahraman Maraş, Elbistan'da öğleden sonra bir kez daha oldu. Yıkılmayan evler de yıkılmış oldu.

Benim, elli yıl önce öğretmenlik yaptığım bir ilçe Elbistan...

Orada, dostlarımız vardı...

Ben, Yenice depremini hatırlamıyorum ancak, Varto, Biga, Gediz, Elazığ, Körfez, İzmir depremlerini biliyoruz. Arada daha küçük olanlar da var. Hülasa, ülkemiz deprem kuşağında..

Arabistan ve Afrika zonlarının Daha kuzeyde bulunan zonlarla çarpışması sonucu her beş yılda küçük her on yılda büyük bir depremle karşılaşmaktayız.

Ben, 1962 ve 1964 yıllarında olan sel felaketini de "Çanakkale için" gördüm. Gördüğüm suyun yıkım gücü karşısında kimse duramazdı.

Sonra, AP Hükümetlerinin Atikhisar Barajını yapmasıyla Çanakkale sel felaketinden kurtulmuştu...

O dönemin muhalefeti de şimdiki muhalefet gibiydi... Baraj patlarsa şehir denize gider, diye dedikodu yapıyorlardı.

Şimdi, bilim adamlarının ifadesine göre, Saros Körfezi veya Edremit Körfezi yakınlarında veya mücavir alanında olabilecek yedi buçuk ölçekli bir deprem Çanakkale şehir merkezinde, yedi ölçeğinde veya daha üstünde bir etki yapacaktır.

Şehrin yapı stok'unda, 1970 yılında yapılan Sosyal Konutlar, 1980'li yıllarda yapılan Eğitimciler Siteleri'nin olduğu yerler ile şehrin iki büyük caddesinin de belirttiğim şiddette bir deprem sonucu büyük kayıp vereceğini, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi akademik personelinin lisans üstü tezlerinde ayrıntılarıyla yazılmıştır... Ben, oradan okudum. Çanakkale için uykularım kaçmaktadır... Buna göre, Sosyal Konutlar ve çevresindeki konut ve diğer yapılarda  etkilenecek mimari yapı sayısı dokuz yüz on kadardır..

 

Diğer caddelerdeki konut ve iş yeri olarak kullanılan bina sayısı konusunda, yeterli veri bulunmadığı için bir şey, diyemiyorum. Bilgi edinme taleplerimiz de kamuca karşılanmamaktadır.

İnşallah, deprem olmaz.

Çanakkale 'yi yöneten yerel yönetim gerçek anlamda Ağustos Böceği veya Bremen Mızıkacıları gibi hareket etti ve hiçbir şey yapmadı. Yerel yönetimin merkezden koydurarak atadığı başkan adayı da daha önce Belediye Meclis üyesiydi. O zaman da rant peşinden giden bir kişilik olarak tanındı. Ekoturizm adına ağaç katliamına kalkması da bizi üzmüştü... Neyse şehirde her şey aynı tas aynı hamam... Bu konularda bir şey yapacağını da zannetmiyoruz... İnşallah yapar...

Bence, Çanakkale, yerel yönetime bırakılamayacak kadar önemli bir şehir. Kepez'le birlikte iki yüz bini geçmiş bir nüfusuyla Çanakkale, devletin şefkatli kollarına sığınmalı...

 

Peki! Orada işler nasıl?

Çukurova ve mücavir alanında olan Altı Şubat Devremi'nde, devlet, hantal yapısıyla ancak üçüncü gün öğleden sonra faciaya hakim olmaya çalıştı... Burada da afet yönetiminde sınıfta kaldı... İktidar, askerden korktuğu için ve asker" aferin" alır, diye askere izin vermedi. Bir de tek yetkili kişi, bir kişi olduğu için onu uyandırmaya hiçbir kamu yöneticisi cesaret edemedi. Emirler, saat yedi gibi verildiğine göre, çok önemli üç saat harcanmış oldu.

Oto yolların çökmesi, tali yolların olmaması, depremin çok geniş bir alanda olması, olumsuzlukları peşpeşe getirdi...

İktidara yakın müteahhitlerin yapı stokları yerle bir oldu. Çok az müteahhit  suçlandı ve tutuklandı...

 

Sıcak yemek, barınma konularında, futbolcular Gökhan Zan ve Volkan Demirel'in  ve  Sanatçı Haluk Levent'in sosyal medya üzerinden paylaşımları işin vehametini kamuoyuna gösterdi. Bu arada, havuz medyası her şey güzel, kurtarma işlemleri bitti gibi yayınlar yapıyordu.

Küçük muhalefet partileri ve bağımsız sosyal medya tüm olumsuzlukları kamuoyuna aktardı. Ben, futbolcularımıza ve  gerçeği parlaşan, aktaran bağımsız medyaya da çok teşekkür ederim.

Şu sorular cevapsız kaldı.

 1- Bu depremde kaç kişi vefat etti. Kaç kişi yaralandı. Bunların bir yıl sonraki durumu nedir? Şimdi elli üç bin rakamı söyleniyor, bu rakam gerçekçi mi? Hatay'ın şimdiki durumunu görünce sadece Hatay 'da bu kadar kayıp olabilir kanaatine vardık... Korona' da olduğu gibi, sadece Çanakkale'de dört kişi vefat etmişti. Tüm Türkiye 'de ise o gün yedi kişinin vefatı açıklanmıştı... Bu, biraz da halktan bilgi saklamak, değil mi?

2-1999 Depremiyle hayata geçen deprem vergisinden ve Dask uygulamasında ne kadar para toplandı. Bunların ne kadarı harcandı?

3- Sizin döneminizde yapılan kamu binalarının kaç tanesi yıkıldı. Müteahhitleri hakkında ne gibi işlem yapıldı...

4-Ayrıca, anne ve babası vefat eden ve daha sonra nereye gittiği kayıtlarda görülmeyen otuz sekiz çocuğun akıbeti nedir?

5-Bir yıl içinde tüm deprem konutlarının yarısını teslim edeceğiz, demiştiniz... Bu sözünüzü tuttunuz mu? Sekiz yüz bin konutun dört yüz binini bu güne kadar hak sahiplerine dağıttınız mı? Dağıttıysanız, sizleri tebrik ederiz. Diğer bölümü de kışa kadar dağıtacağız demiştiniz, bu çalışmanızda da sizlere başarılar, dilerim...

6- Deprem Faciasını oya tahvil etme gayreti ve söylemi de çok sakil durmakta. Bu tür sözler, bir müslümana yakışmaz. Tüm halkı kuçaklayacak bir söylem içinde olun, derim.

Daha yazabilirim ama, şimdilik bu kadar yeter...

Cevaplarınızı bekleriz...

Bilgi edinmeniz dileğiyle...

**

Düşünmeye, okumaya, yazmaya ve konuşmaya devam...