Kaz Dağları, volkanik bir dağ grubudur. Edremit Körfezi kuzeyinde on beş kilometre genişliğinde, altmış kilometre uzunluğunda bir dağ silsilesidir.

Kaz Dağları, volkanik bir dağ grubudur. Edremit Körfezi kuzeyinde on beş kilometre genişliğinde, altmış kilometre uzunluğunda bir dağ silsilesidir. Batı tarafında Dikili Dağ, Kuzeybatısında Dededağ, Orta bölgeye yakın Kaz Dağı (İda Dağı) onun doğu tarafında Gürgen Dağı ve kuzeydoğu istikametinde Karakatran Dağı ve tam doğu tarafında Sakar Dağ ((Susuz Dağ) ve Agonya Ovasında sona erer...
Güneydoğu istikametinde Eybek Dağı adını alır ve Havran Ovasıyla İvrindi ve Balya Ovaları arasına kadar gider ve orada biter...
Bu alanlar hem Çanakkale hem de Balıkesir sınırları içinde yer alıyor.
 
…………….
''Sanem'' arapçada put demektir, ''Necla'' da şaşı demek mesela... ''Gülsüm'' ise gariban, zavallı kimsesiz kişi, Cennet bahçesi olarak bilinen ''İrem'' ise Allah'ın gazabına uğrayan sahte cennettir!!! ''Aleyna'' mesela, yine sıkça kız çocuklarımıza koyduğumuz bir isimdir ama onun da anlamı ''üstümüze bela, sıkıntı aksın'' demektir. Ve yine mesela ''Kezban'' ismi Kur'an'da geçiyor diye kızlarımıza veriyoruz ama aslen Kezban yalancı demektir. Çocuğa bu ismi koyarsanız, 'yalancı, yalancı' diye çağırmış oluyorsunuz!!!
Hele hele, Bekir,  yahu deve yavrusu' demektir. (Bu arada Hz. Ebubekir'in ismi Abdullah'tır, Ebubekir lakabıdır, bunu karıştırıp mevzuyu sulandırmaya, çarpıtmaya ya da traşlamaya kalkmayalım size zahmet!!!)
Rümeysa mesela ''gözü çapaklı kadın'' demektir ??
Ve yine mesela çocuklarına ''saniye'', ''rabia'', ''selase'' ''vahide'' gibi anlamlı ve kutsal isim koyduklarını zannedenler aslında onlara numara verdiklerinden bihaber! Vahide dediğinde birinci, saniye dediğinde ikinci, selase üçüncü rabia dediğinde de dördüncü demek oluyor ve mübareklikle falan da asla alakası yok... Çünkü Arap kültüründe, kız çocukları insandan sayılmadığı için, kızı olanlar onlara isim vermez numara verirlerdi, mevzu bundan ibaret! Kısacası örnekler tonla ama buraya sığmaz şimdi..
-Peki biz TÜRKLER.., ne halt etmeye bu kadar arap, ibrani, sasani ve pers vs hayranlığı yapıp çocuklarımıza bu milletlerin (ya da kimi Avrupa dili ailesinden olan) çocukların adlarını veriyoruz?
- Ecdadımızdan gelen bu saçma sapan geleneği, bu aymazlığı neden hala bitmek tükenmek bilmez bir inatla sürdürüyoruz?
*Orhun Anıtları'nda "Türk beyleri Türk adını bıraktı, Çince adlar alıp Çin kağanına bağlandı" diye sitem edilmektedir* diye yazar. (Ki bu özensizlik, bu densizlik İslam öncesi Sasani ve Pers adlarını hükümdara ve ailesine veren Anadolu Selçuklularında yapılmış en büyük aymazlıktır!) Ve devamında da bu özensizlik ve aymazlık ve dilimizin bilinçli asimilasyonu osmanlı ile doruk noktasına erişti.
Bunu durdurmaya bu günkü Cumhuriyet de yetmedi, yetemedi maalesef!
  -Yani sonuç itibarı ile hakikaten çok merak ediyorum, milletçe neden bu özensizliğe, bu saçmalığa, bu densizliğe ve bu aymazlığa ısrarla devam ediyoruz?
Alıntı:Engin Uç