Çanakkale’de 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı, toplumun her kesiminden katılımcının bir araya gelmesiyle kutlandı. Sabah saatlerinde Eski Salı Pazarı alanında toplanan kalabalık; dövizler, pankartlar ve bayraklarla alanı doldurdu. Siyasi partiler, demokratik kitle örgütleri, sendikalar, emekliler ve öğrencilerin oluşturduğu kortej, sloganlar eşliğinde Cumhuriyet Meydanı’na doğru yürüyüşe geçti.

Yürüyüş boyunca kentin ana caddelerinde bir araya gelen kitle, omuz omuza vererek dayanışma mesajı verdi. Çanakkale sokaklarında yankılanan marşlar ve sloganlar eşliğinde ilerleyen kortej, güvenlik önlemleri altında Cumhuriyet Meydanı’na ulaştı. Farklı iş kollarından işçilerin ve memurların yanı sıra gençlerin ve emeklilerin de yer aldığı yürüyüşte, çalışma hayatındaki sorunlara dikkat çekildi.

Cumhuriyet Meydanı’nda kurulan platformda yapılan konuşmalarda işçi hakları, sosyal adalet, demokratik haklar ve ekonomik talepler ön plana çıktı. Meydanı dolduran katılımcılar, yapılan açıklamaları alkışlarla destekledi. Konuşmaların ardından program, yerel müzik gruplarının türküleri ve halk oyunlarıyla devam etti. İşçiler ve vatandaşlar, meydanda halaylar çekerek bayramın ruhuna uygun bir birliktelik sergiledi.

Kutlamalar sırasında emekçiler, her yıl olduğu gibi bu yıl da çalışma hayatındaki eşitsizliklere değindi. Özellikle özel sektörde çalışan işçilerin 1 Mayıs’ta mesaiye devam etmek zorunda kalması, buna karşın kamu personeline tatil uygulanması eleştirilerin odağındaydı. İşçiler, tüm emekçiler için eşit dinlenme ve kutlama hakkı talep ederek, çalışma koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini vurguladı.

 

Çanakkale 1 Mayıs Tertip Komitesi tarafından alanda yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; “Biz işçiler, kamu emekçileri, mühendisler, mimarlar, hekimler, emekliler, gençler, kadınlar; emeği ile bu ülkenin tüm değerlerini ve güzelliklerini üretenler olarak, sömürücülere karşı mücadelemizi büyütmek, emeğimize sahip çıkmak için yine bir aradayız. İşçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma gününde emeğimizin hakkı için; gelirde adalet, vergide adalet, ülkede adalet için; yurtta ve dünyada barış için; gerçek bir demokrasi için, cumhuriyetimize sahip çıkmak için tüm emekçileri birleşmeye ve bu düzeni değiştirmeye çağırıyoruz.

Bu ülkenin tüm güzelliklerini üreten, bu ülkeyi emeği ile var edenler olarak bu sömürü düzene itirazımız var! Biz çalışıyoruz, biz üretiyoruz, kısaca biz var ediyoruz; ancak emeğimizin karşılığını istediğimizde düzenin yürütücülerinin bizlere reva gördüğü joplar, biber gazları ve barikatlar oluyor. Emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Ücretlerimiz enflasyon karşısında her geçen gün erirken, bu düzen karşımıza daha uzun saatler ve düşük ücretlerle güvencesiz koşullarda çalışmaya zorluyor. Biz yoksullaşırken; bankalar, şirketler, holdingler ve onların yandaşları bizim emeğimizin üstünden sağladıkları karlarla zenginlik içerisinde yaşıyor.  Bu düzende adalet yok; patronların tüm borçları tek imza ile bir gecede sıfırlanırken, işçiler o sömürücülerin borç yükünü de üstlenmek zorunda bırakılıyor. İşçiler, patronlarından fazla vergi veriyor. Devletin hazinesinin büyük bir bölümü, emekçi halkın ödediği vergilerle dolduruluyor.

Bu düzende emeklilere saygı yok, insanca yaşam hakkı yok.Bugün açlık sınırının altındaki asgari ücrete ulaşan emeklilere şanslı gözüyle bakılıyor. Bu ayıba derhal son verilmeli, asgari ücretten düşük emekli aylıkları asgari ücret düzeyine yükseltilmeli; diğer emekli aylıkları da orantılı olarak yükseltilmelidir. Bu düzenden sadece emekçileri değil, doğamızı, suyumuzu, toprağımızı da sömürüyor. Kentler rant uğruna yok edilirken; yaşam alanlarımız ve doğamız sermayeye peşkeş çekiliyor. Kazdağlarının toprağı, suyu uluslararası tekellerin ve yerli işbirlikçilerinin sofralarına meze ediliyor.

Ürettiğimiz değerlerin bölüşümünde artan adaletsizliğe karşı halkın tepkileri ise “siyasallaşmış yargı” ile bastırılıyor. Sendikacılar, belediye başkanları, siyasetçiler, gazeteciler, gençler, kadınlar; itiraz eden kim varsa hapishanelere dolduruluyor. Yargı talimatla “dağıtılıyor”; adalet yerini keyfiliğe bırakıyor. Sendikalaşma ve grev hakkı gasp ediliyor. “Toplu Satış” sözleşmeleriyle kamu emekçileri ve emekliler yoksulluğa ve sefalete mahkum ediliyor.

Bizlere hak, hukuk, adalet, demokrasi vadedemeyen düzen; yıllarca bizi bölerek, parçalayarak, ayrımcılıkları körükleyerek ayakta kaldı. Günü geldi, laikliği hedef alarak inançlar üzerinden de bizleri bölmeye çalıştı. Bu nedenle barış ve kardeşlik; en fazla biz işçilerin, emekçilerin, emeklilerin, kadınların, gençlerin ihtiyacıdır. Bizler her zaman barışı savunmaya, daha da önemlisi barışı birlikte inşa etmek için mücadele etmeye devam edeceğiz.

 

Kapitalist sistem bugün dünya halklarına savaş, barbarlık, yoksulluk ve diktatörlük dayatıyor. Özellikle ABD emperyalizmi ve İsrail’in bölgemizde artan saldırganlığı; hukuk tanımaz bir devletin ne kadar tehlikeli bir suç örgütüne dönüşebileceği ve tüm dünya halkları için tehlikeli bir model olarak karşımıza çıkıyor. Biz emekçiler, bu düzenin yarattığı tüm kirliliğe karşı emeğimizle ve tüm gücümüzle karşı çıkıyoruz. Bizler sadece ülkemizde değil, dünyada da barışı savunmaya; emperyalist barbarlığa karşı omuz omuza mücadele etmeye devam edeceğiz. 1 Mayıs’ların tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de işçi sınıfının ve emekçilerin bu düzenin değişmesi talebini yükselttiği bir gün olması bilinci ile tüm emekçileri birleşmeye, bu karanlık düzeni devirmek için mücadeleye çağırıyoruz.  Biz emekçiler çok iyi biliyoruz ki işçiler birleşirse bu düzen değişir. Yeter ki birleşelim, yeter ki örgütlenelim. Yeter ki tek başına kurtuluş olmadığını bilelim. 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nde çağrımızı omuz omuza yükseltelim: Birleşelim, Değiştirelim! Yaşasın 1 Mayıs!”

 

Atakan Alkış