Gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastaneye kaldırılan aile fertlerinden anne ile iki çocuğu tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Son aylarda hem evde hazırlanan yemekler hem de dışarıda tüketilen gıdalar nedeniyle yaşanan ölüm vakalarının artması, toplumda ciddi bir kaygı yarattı. Sağlık uzmanları ardı ardına uyarılar yayımlarken halk da durumdan tedirgin.

Almanya’dan Türkiye’ye tatile gelen bir ailede anne ve iki çocuğunun dışarıda yedikleri kumpir ve midye kaynaklı olduğu düşünülen gıda zehirlenmesi sonucu yaşamını yitirmesi, Türkiye’deki gıda güvenliği denetimlerini mercek altına aldı.  Olayın ardından, gıda mühendisleri ve sentetik biyologlar, özellikle deniz ürünlerindeki biyotoksin ve bakteriyel enfeksiyon risklerine dikkat çekerek, kişisel önlemlerin yetersiz kaldığı, kamusal denetimlerin güçlendirilmesi gerektiği çağrısını yineledi.

Ulusal düzeydeki bu acı olay yaşanırken, Çanakkale gibi hem yerli hem yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği şehirlerde ise vatandaşlar açıkta satılan midye, sokak lezzetleri ve taze tüketilen deniz ürünlerine ilişkin endişelerini giderek daha fazla dile getiriyor.

Çanakkale İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, kentte vatandaşların sağlıklı gıdaya ulaşabilmesi için denetimlerin aralıksız sürdüğünü belirtiliyor. Yapılan açıklamalara göre ekipler, gıdanın üretimden tüketime kadar tüm aşamalarını hijyen, izlenebilirlik, saklama şartları, etiket bilgileri ve son kullanma tarihleri açısından titizlikle kontrol ediyor. 

Çanakkale’de son aylarda bazı gıda işletmelerine yönelik yapılan rutin denetimlerde eksiklikler tespit edildiği biliniyor. Kent genelinde vatandaşlar, özellikle sahil kesiminde satılan midyeler ve hazır yiyeceklerde hijyen kontrolünün sıklaştırılması gerektiğini savunuyor. Sağlık ve belediye ekiplerinin belli dönemlerde denetim artırdığı bilinse de uzmanlara göre mevcut uygulamalar, artan riskler karşısında yeterli düzeyde değil…

Ancak, denetimlerin sürmesinin yeterli olmadı, denetim sonuçlarının şeffaflığı, kurallara uymayan işletmelere uygulanan cezaların caydırıcılığı ve personel eğitimlerinin zorunlu hale getirilmesi gerektiğini savunuluyor.

Uzmanlar, yaşanan ölümler sonrası denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurgularken, yurttaşlar özellikle turistik kentlerde hijyen kontrollerinin yeterli olup olmadığı konusunda soru işaretleri taşıyor. Sentetik biyolog Urartu Şeker, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Gıda zehirlenmesi artık ülkede neredeyse kronik bir halk sağlığı sorunu haline geldi. Hafif vakaların çoğu bildirilmediği için gerçek insidans muhtemelen görünenin çok daha üzerinde” sözleriyle durumun ciddiyetine dikkat çekti.

Gıda zehirlenmesi nasıl gelişiyor?

Gıda zehirlenmesi; bakteri, virüs veya parazit gibi mikroorganizmalarla ya da bu mikropların ürettiği toksinlerle kontamine olmuş yiyeceklerin tüketilmesi sonucu ortaya çıkıyor. İshal, mide bulantısı, kusma, ateş ve karın krampları en yaygın belirtiler arasında yer alıyor. Şikâyetlerin ortaya çıkma süresi ise alınan patojene göre değişiyor.

Risk nasıl oluşuyor?

Yetersiz pişirme, kötü hijyen, kirli suyla temas veya dışkı kaynaklı bulaşma gibi durumlar, Salmonella, E. coli, Campylobacter, Listeria, Norovirüs ve Hepatit A gibi patojenlerin gıdaya karışmasına yol açabiliyor. Bu mikroorganizmalar bağırsakta çoğalarak ağır enfeksiyonlara neden oluyor.

Bunun yanında bazı bakteriler yiyeceklerde çoğalarak toksin üretebiliyor. Bacillus cereus’un nişastalı gıdalarda, Clostridium botulinum’un ise yanlış hazırlanmış konservelerde toksin oluşturması en bilinen örnekler arasında. Gıdaların uygun sıcaklıkta saklanmaması veya pişmiş yemeklerin uzun süre oda sıcaklığında tutulması da zehirlenme riskini artırıyor.

Deniz ürünleri ise en hassas kategorilerden biri. Gıda mühendisi Bülent Şık, X’teki paylaşımında, “Midye gibi kabuklu deniz ürünleri kirli sulardaki biyotoksinleri depolayabilir. PSP gibi durumlarda belirtiler 10–30 dakika içinde başlayabilir ve ağır seyredebilir” uyarısında bulundu. Şık ayrıca Vibrio türü bakterilerin de özellikle yaz aylarında ciddi enfeksiyonlara yol açtığını belirterek, ailenin çoklu bulaşma ihtimaline işaret etti.


Ne yapılmalı?

Bireysel önlemlerin önemli olduğu ancak dışarıda yenilen yiyeceklerde kontrolün vatandaşın elinden çıktığı belirtiliyor. Bu nedenle: Denetimlerin düzenli ve sıklaştırılmış şekilde yapılması, Açıkta veya izinsiz satış yapan işletmelere caydırıcı yaptırımlar uygulanması, Deniz ürünlerinin toplandığı suların düzenli analiz edilmesi, Restaurant ve tezgâhlara hijyen kriterlerine uyma zorunluluğunun etkin biçimde takip edilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Bireyler ise ellerini sık yıkamak, çiğ ve pişmiş ürünleri ayırmak, yiyecekleri uygun sıcaklıkta saklamak, pişmiş yemekleri uzun süre bekletmemek, dışarıda tüketilen yiyeceklerin tazeliğine dikkat etmek gibi temel yöntemlerle riskleri azaltabiliyor. Ancak gıda güvenliğinde asıl sorumluluk kamu otoritesinin etkin denetiminde.

Atakan Alkış