Parion antik kenti, Marmara denizinin güneyinde yer alıyor. Gerek Çanakkale, gerekse Marmara bölgesinde gidilmesi gerekli yerlerden biri. Çanakkale’den Biga’ya giderken anayoldan Marmara denizine doğru 14 km devam ettiğinizde Kemer köyünü biraz geçince, henüz büyük bir kısmı toprak altında olan liman kenti Parion ile karşılaşırsınız. Troya Müzesi‘ne gittiğinizde Assos ve Truva buluntularının yanı sıra benzer şekilde göz alıcı buluntuların geldiği bir antik kent daha gözünüze çarpar: Parion Antik Kenti. 2019 yılının başlarında Çanakkale Arkeoloji Müzesi kapatılmış olduğundan tüm eserler Troya müzesine taşınmıştır. Parion antik kenti hakkında bilgilerin bulunduğu içerikte Parion kazıları tarihçesi, mimari yapısı, sanat eserleri gibi bilgiler bulunmaktadır.

1995 yılında Prof. Dr. Cevat Başaran tarafından kentin olduğu alanın kazılması gerektiği ortaya atılmış, 1990 – 2000 yılları arası Çanakkale Arkeoloji Müzesi tarafından kazılar yapılmış fakat ödenek yetersizliğinden çok verimli çalışılamamıştır. Kemer köyü ilkokulu inşaatında nekropolis alanı ve buluntularının ortaya çıkması sonunda kazı programı yeniden oluşturulmuş, kazı çalışmaları 2005 yılından itibaren başlatılmıştır, 2008 yılından itibaren ise önemli sponsorluk katkıları ile artarak devam etmektedir. Nekropol’de başlayan ilk kazılar, bugün kentin Roma tiyatrosunda, Roma hamamında, Lejyon hamamında ve Odeion’da genişletilerek sürdürülmektedir. Kemer Köyü ilkokulunda kurulan ilk kazı kampı, bugün çeşitli çalışma mekânlarıyla donatılmış Sedat – Naciye Nurova Parion Kazı Evi’ne dönüştürülmüştür.

 

PARİON ANTİK KENTİ TARİHÇESİ

Parion antik kenti (Parion ancient City) M.Ö. 709 yıllarında kurulduğu söylense de yapılan kazılardaki bulunan buluntular en erken olarak M.Ö. 625 – 600 yıllarına tarihlenmektedir. Kazılar devam ettikçe bu antik kentin tarihçesi hakkında daha fazla bilgiye ulaşılacaktır. Tarihte Parion’dan ilk olarak Herodot bahsetmiştir. M.Ö 431 – 404 yıllarında Atinalılar ile Spartalılar arasında patlak veren Peloponnessos Savaşları’nda Parion, Atinalıların tarafında yer almıştır. Hatta Ksenophon M.Ö. 410 yılında Alkibiades’in seksen altı kadırgalık donanmasının Parion’da toplandığını belirtmiştir. Bu da Parion limanının büyüklüğünü ve konumunu göstermesi açısından önemlidir.

 

Bununla birlikte M.Ö. 546 yılında Parion kenti de Anadolu’da bulunan diğer Grek kentleriyle birlikte Pers egemenliği altına girmiştir. Ancak Büyük İskender’in doğu seferleri neticesinde Persler yenilince Parion kenti ve bütün batı Anadolu Büyük İskender’in egemenliği altına girmiştir. Daha sonrasında kent M.Ö. 302 yılında Lysimac ve M.Ö. 281 yılında ise Seleukos’un hakimiyetine geçmiştir. M.Ö. 133 yılında Bergama kentinin Roma İmparatorluğu himayesine geçmesi ile birlikte bu kent de Roma hakimiyetine geçmiştir.

PARİON KENT MİMARİSİ

Kentin Hadrianus döneminde ikinci kez elde ettiği statüden sonra mimari faaliyetlerinde hızlanma olduğu tahmin edilmektedir. Özellikle kentin en göze çarpan yapılarından biri olan ve M.S. 2. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen tiyatronun mimari bezemeleri ve kabartmaları bunu göstermektedir. Parion’un Bizans döneminde de önemini yitirmediği ve önemli bir piskoposluk merkezi olduğu, kente gönderilen rahiplerden anlaşılmaktadır. Hristiyanlık Dönemi ile ilgili önemli bir ayrıntı da kentin baş piskoposluk merkezi olmasıdır.

 

Bir antik kentin ne derece gelişmiş ve zengin olduğu, nekropol alanında mezar odaları veya lahitlerde bulunan hediyeler ve eşyaların görkemi ile anlaşılabilir. Nekropol alanında bulunan eşyalar, takılar ve diğer hediyeler ile görkemli mezar stelleri, Parion’un ne kadar önemli bir liman kenti olduğunu doğrular niteliktedir. Kentin nekropol alanı köyün girişinde sağ tarafta olmakla birlikte en son olarak 2016 yılında bir su borusu patlağını onarmak için görevlilerin kepçeyle yaptıkları kazı sırasında üç adet lahit gün yüzüne çıkarılmıştır.

 

ROMA HAMAMLARI

Kentte ayrıca Roma hamamı bulunmaktadır. Kazılar neticesinde hamamın çeşitli zamanlarda onarımlar geçirdiği düşünülmektedir. Parion antik kentinin bulunduğu Kemer köyünün girişinde, kentin su ihtiyacını karşılamak üzere su kemeri kalıntıları mevcuttur. Bu kemer aynı zamanda köye ismini de vermektedir. Kentin, Roma hamamına yakın olan kısmında bir de tiyatro bulunmaktadır. Tiyatroda kazılarda bulunan heykeller, bezemeler ve üstün işçilik, kendi döneminde bu tiyatronun önemini ortaya koymaktadır. Tiyatronun güneyinde Odeion ihtişamıyla kendini göstermektedir. Bilindiği gibi Odeion Helenistik dönemde ortaya çıkmış ve ana tema olarak müzik gösterilerinin yapılması için gerekli mimari donanıma sahip yapıdır. Tiyatroya istinaden daha iyi durumdadır. Ayrıca kentin sahil bölümünde Helenistik kule kalıntıları ve kuzey liman denilen bölge bulunmaktadır. Roma döneminde önemli bir gümrük merkezi olduğu düşünülmektedir.

PARİON ANTİK KENTİ'NDE 1900 YILLIK MEZAR STELİ BULUNDU

 

Biga ilçesine bağlı Kemer köyünde 2 bin 700 yıllık geçmişe sahip Roma İmparatorluğu'nun liman kenti Parion'daki kazı çalışmaları sırasında 1900 yıllık mezar steli bulundu.

 

Kemer köyü sınırlarındaki  2 bin 700 yıllık liman şehri Parion’da, 2005 yılında kurtarma kazısıyla başlayan çalışmalar, 2015 yılından itibaren Ondokuz Mayıs Üniversitesi bünyesinde sürdürüldü. Yürütülen kazılarda, yeni buluntular ortaya çıktı. Bu buluntuların en ilginç olanı ise Roma dönemine ait 1900 yıllık mezar steli oldu.

Yaklaşık 1900 yıllık bir eser. Mezar stelinin çıktığı alanı bilimsel adıyla Anıt Mezar-6 olarak adlandırdı. Mezar stelimizin ölçüleri 1 metre boyutlarında, mezar stelinde sol taraftan bir bayan figürü, sağ tarafta ise erkek figürü var. Bayan figürünün arkasında onun hizmetçisi, erkek figürünün arkasında ise onun hizmetçileri var. Erkek kişinin üst tarafından özel eşyaları, kitapları sandığı, kadının üst tarafında kalathos yer almakta. Erkek figürünün ön tarafından üzüm ve meyvelerin yer aldığı bir sehpa var. Altta da iki satırlık bir yazı var. Yazıtta şöyle söylüyor; 'Lucius azatlısı Lucius Furnius Lesbonax, bu steli kendisi ve azatlısı eşi Lucius Furnia Sympnerusa adına hayattayken adadı' şeklinde bir ibare var. Buradan mezar sahibinin ikisinin de başlangıçta köle olduklarını daha sonra Roma döneminde bunlara özgürlüklerinin verildiğini tahmin ediliyor. Köle oldukları zamanki isimleri birinin lesbonax, diğerinin ki Sympnerusa. Roma vatandaşlığı kazandıktan sonra aldıkları isim ise birinin Lucius Furnius, diğerinin ki de Lucius Furnia ismini almış.

SANAYİ ENGELLİYOR

Antik kentin çevresinde termik santraller, demir çelik farbrikaları gibi büyük fabrikalar bulunuyor. Antik kenti bu fabrikaların içinde kaldığı için antik kente ulaşmak bile  zor. Bölge aynı zamanda fabrikaların kotrolünde oması nedeniyle zor ulaşılıyor. Antik kent bu fabrikalar nedeniyle fazla da tanınmıyor.

 

Mine Yel

Foto: BHA