Gündem

Çanakkale’de Vicdan Nöbeti! "Yaşam Hakkı Pazarlık Konusu Değildir"

Türkiye Hayvan Hakları Platformu Çanakkale Temsilciliği, Türkiye’nin dört bir yanıyla eş zamanlı olarak Truva Atı önünde tarihi bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

1 Mart 2026 saat 14.15’te bir araya gelen hayvan hakları savunucuları, 2024 yılında yürürlüğe giren ve kamuoyunda büyük tartışmalara yol açan yasal düzenlemelere karşı "adalet" çağrısında bulundu yükseltti.

 

Basın açıklamasında, son iki yılda yaklaşık 4 milyon hayvanın yaşam hakkının ihlal edildiği vurgulanırken, barınakların birer "rehabilitasyon merkezi" değil, "infaz koridoru" haline geldiği ifade edildi. Çanakkale Kordon’dan yükselen açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Değerli basın mensupları ve yaşam hakkına sahip çıkan kıymetli halkımız; Bugün sadece bu meydanda değiliz! İstanbul'dan Mersin'e, Kırklareli'nden Çanakkale'ye, Denizli'den Diyarbakır'a, Eskişehir'den Muğla'ya, Manisa'dan Antalya'ya... ve tam şu an burada, Çanakkale'nin kalbinden haykırıyoruz! Şehir şehir, meydan meydan; Türkiye'nin dört bir yanından yükselen bu ses, bu toprakların vicdanı, adaletin sarsılmaz iradesidir!

Biz bugün buraya; dilsiz canların çığlığı, sönen hayatların nefesi, kimsesizlerin kimsesi olmaya geldik! 'Dağlara buğdaylar serpin ki kuşlar bile aç kalmasın' diyen o kadim adaletten; bugün sokaklara ölüm ve korku serpen bir zihniyete, kara bir eşiğe geldik!

Biz bu zulmü kabul etmiyoruz! Barınak gerçeklerini, o karanlık 'İnfaz Koridorlarını' en sert ve çıplak haliyle mühürlemek için buradayız. Bize yapılan kara propagandayı, kurulan 'Trol Ordularını' ilk kez bu kadar net bir dille deşifre ediyoruz.

(Final: Sarsılmaz bir birlik mesajıyla) Yaratılmak istenen bilgi kirliliğine karşı; Türkiye'nin dört bir yanından, sarsılmaz bir kararlılıkla çelikten bir duvar örüyoruz. Biz buradayız; tek sessiz, tek yüreğiz! Adaletin sesi her bir can için yükselene, bu topraklar yeniden merhametle mayalanana dek susmayacağız!"

Bundan tam iki yıl önce, 2 Ağustos 2024'te bu kürsülerden haykırmıştık: "Bu yasa çözüm değil, yıkım getirir!" demiştik. Aradan geçen 19 ay, ne yazık ki bizi en acı şekilde haklı çıkardı. Bu süreçte sadece hayvanlar değil, toplumun huzuru da hedef alındı.

Peki, bu süreç nasıl yürütüldü? Sistematik bir biçimde kurulan trol orduları aracılığıyla, gece gündüz demeden dijital mecralarda bir kara propaganda fırtınası estirildi. Sokaktaki dilsiz canlarımız, planlı bir dezenformasyon çalışmasıyla toplumun önüne "düşman" olarak atıldı. Gerçeklerden kopuk, nefret dolu bir dil sokaklara enjekte edildi. Bu manipülasyonlarla halk birbirine düşürüldü; komşu komşuya, mahalleli hayvanseverlere karşı kışkırtıldı. 2024 yasası sokakları güvenli kılmak için değil, merhameti bu topraklardan söküp atmak için kullanıldı.

Hakim tarafından açıklanan 2025 verileri, bir toplumun vicdan sınavından nasıl kaldığını belgelemektedir. Sadece geçtiğimiz yıl içinde, basına yansıyan verilere göre en az 3.939.077 hayvanın yaşam hakkı ihlal edildi. Yaklaşık 4 milyon can!

Ancak bu rakamlar sadece kâğıt üzerindeki veriler değil, her biri birer trajedi, her biri birer insanlık suçudur!

Açlık ve Vahşet: "Güvenli barınak" dedikleri o beton tabutlarda, günlerce bir kap su verilmediği için birbirini parçalamak zorunda kalan köpeklerin çığlıkları arşa ulaştı! Bu bir kaza değil, bu bir sistemdir!

Canlı Canlı Gömülenler: İş makineleriyle kazılan çukurlara, daha kalbi atarken, kuyruğu sallanırken atılan dostlarımızın sızısı yüreğimizde. O kepçelerin altında ezilen sadece hayvanlar değil, insanlığımızdır!

Uyuşturucu İğne İşkencesi: Sokak ortasında, yetkisiz ellerce fırlatılan o uyuşturucu iğnelerin, hayvanları felç ederek nasıl nefessiz bıraktığını gördük. Bu bir tedavi değil, bu bir kıyım yöntemidir!

Güneş Görmeyen Hücreler: Rehabilitasyon adı altında betonun içine hapsedilen, ömründe bir kez olsun başı okşanmadan can veren o masumların vebali hepimizin üzerindedir.

Yetkililere sesleniyoruz: Bu kıyımı kapalı kapılar ardında gizlemek yerine; gelin bu infazları meydanlarda, kurduğunuz vicdan darağaçlarında halkın gözü önünde yapın! Gizlenmeyin, bu suçla, bu utançla yüzleşin!

Bizler sadece şikâyet etmiyoruz, çözümün yolunu bilimle ve vicdanla gösteriyoruz:

Yaşam Yasasına Dönüş: Kıyıma neden olan 2024 düzenlemeleri iptal edilmeli; "Kısırlaştır-Aşılat-Yerinde Yaşat" modeline tam yetkiyle dönülmelidir.

Şeffaf Denetim: Barınaklar "yasaklı bölge" olmaktan çıkarılmalı; gönüllülerin ve bağımsız denetçilerin barınaklara 7/24 erişimi yasal güvenceye alınmalıdır.

Ticarete Son: Hayvan üretimi ve satışı derhal yasaklanmalı, canlar mal gibi satılmamalıdır.

Caydırıcı Cezalar: Hayvana şiddet uygulayanlara ve görevini kötüye kullananlara ertelemesiz hapis cezaları getirilmelidir.

Sokakları güvensiz yapan hayvanlar değil; insanların cezasız kalan suçları ve merhametsiz politikalardır. Adalet yerini bulana kadar susmayacağız! Canlarımızı bu zihniyetin insafına terk etmeyeceğiz. Biz yaşamdan yanayız, biz adaletten yanayız, biz buradayız!”

 

Hasan Sami Er