Projeye ilişkin verilen ikinci “ÇED Olumlu” kararının iptali istemiyle açılan davalar kapsamında, maden sahasında bilirkişi keşfi gerçekleştirildi.
Kuraklığın her geçen yıl daha büyük sorun olduğu dönemde Çanakkale’nin can damarı olan Atikhisar Barajı’nın önemi daha da anlaşılıyor. Bu barajda sorun çıkması durumunda bir kent adeta susuz kalacak. Bu kadar önemli olan barajı tehdit eden maden şirketine karşı kent ayaklanmış durumda. Tüm tepkilere rağmen hatadan geri adım atılmıyor. Serçiler ve Terziler köyleri arasında yapılması planlanan projeye ilişkin incelemelerde, bilirkişi heyeti sahada teknik değerlendirmelerde bulunurken; davacı tarafların beyanları da dinlendi. Keşfe Çanakkale Belediyesi temsilcileri, baro üyeleri, meslek odaları, çevre örgütleri ve çok sayıda yurttaş katıldı.
Keşif sırasında bazı çevre örgütlerinin ve yurttaşların alana alınmaması gerginliğe neden oldu. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Başkanı Süheyla Doğan, üçüncü davacı konumundaki kurumların söz hakkının kısıtlandığını belirterek, keşfin başında ciddi engellemeler yaşandığını ifade etti. Doğan, şirket yetkilileriyle de zaman zaman tartışmalar yaşandığını, halkın alandan uzak tutulmaya çalışıldığını dile getirdi.
Davaya müdahil olan yaklaşık 90 kişiyi temsilen süreci takip eden Çanakkale Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu’ndan Av. Ali Çalıdağ ise keşfin genel olarak usule uygun ilerlediğini, ancak bazı sınırlamaların yaşandığını belirtti. Çalıdağ, bilirkişi raporunun belirleyici olacağını vurgulayarak, sonuç ne olursa olsun hukuki mücadelenin devam edeceğini söyledi. Çalıdağ, “Çanakkale birleştiğinde kazanamayacağı hiçbir mücadele yoktur” ifadelerini kullandı.
Keşfe katılan gazeteci İbrahim Gündüz ise bölgedeki tahribatı yerinde görmenin sarsıcı olduğunu belirtti. Madencilik faaliyetlerini “sömürge madenciliği” olarak nitelendiren Gündüz, dağların, ormanların ve su kaynaklarının ekonomik gerekçelerle yok edilmesinin kabul edilemez olduğunu ifade ederek, bunun ancak “eko-kırım” olarak tanımlanabileceğini söyledi.
Ziraat Mühendisleri Odası Çanakkale Şube Başkanı Onur Sinan Türkmen de Atikhisar Barajı’nın tarım ve su güvenliği açısından vazgeçilmez olduğunu vurguladı. Barajın yaklaşık 25 bin dekar alanı suladığını hatırlatan Türkmen, suyun alternatifi olmadığını ve bu havzanın zarar görmesinin telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracağını ifade etti.
Atikhisar Barajı havzasında planlanan maden projesine ilişkin bilirkişi raporunun önümüzdeki süreçte mahkemeye sunulması beklenirken, çevre örgütleri ve meslek odaları, Çanakkale’nin suyu, toprağı ve yaşam alanları için mücadeleden vazgeçmeyeceklerini bir kez daha vurguladı.
Atakan Alkış