Gündem

“Hakkımızı alıncaya dek itiraz etmeye devam edeceğiz”

Çanakkale’de emekli sendikaları, artan hayat pahalılığı ve yetersiz maaşlara dikkat çekmek amacıyla Cuma Pazarı’nda eylem düzenledi. “Emekliler öldü, helvasını kavuralım” sloganıyla gerçekleştirilen eylemde, emeklilerin alım gücünün her geçen gün eridiği vurgulandı.

Tüm Emeklilerin Sendikası, Devrimci Emekliler Sendikası ve Emekli Meclisleri Sendikası’nın Çanakkale şubeleri tarafından düzenlenen eylem, hayat pahalılığının en yoğun hissedildiği noktalardan biri olan Cuma Pazarı’nda yapıldı. Pazaryeri girişinde kurulan stantta vatandaşlara helva ikram edilirken, etkinliğe sendika üyelerinin yanı sıra çok sayıda vatandaş ve sivil toplum temsilcisi katıldı.

Helva ikramının ardından Çanakkale Emekli Sendikaları Platformu adına ortak basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı, Emekli Meclisleri Sendikası Çanakkale Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Fatma Toksoy ile Devrimci Emekliler Sendikası Çanakkale Şubesi Sekreteri Nihat Eroğlu birlikte okudu.

Açıklamada, artan enflasyon ve temel tüketim maddelerindeki fahiş fiyat artışlarının emeklileri derin bir yoksulluğa sürüklediği vurgulandı. Emeklilerin yıllarca ülkenin kalkınmasına katkı sunduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi:  “Ömrünü bu ülkenin kalkınmasına, fabrikasına, tarlasına, okuluna ve bürokrasisine adamış milyonlarca emeklinin gür sesi olmak için toplandık. Türkiye ekonomisi büyüdüğüne dair rakamlar açıklanırken, ne yazık ki bu büyümeden aslan payı sermayeye akıyor, bu ülkenin asıl sahipleri olan emekliler, açlık sınırının altında bir yaşama mahkum edilmektedir. Sorunumuz yüzdelik zamlar değil, sistematik yoksullaşmadır. Bizler bugün artık yüzde kaç zam alacağız? sorusunu sormak istemiyoruz. Çünkü biliyoruz ki, enflasyonun gerçek hayattaki karşılığı ile TÜİK rakamları arasındaki uçurum sürdüğü müddetçe, yapılan her yüzdelik zam, daha cebimize girmeden eriyip gitmektedir. Sorunumuz sadece fiyat artışları değil, emeklinin milli gelir dağılımındaki payının her geçen yıl bilinçli bir şekilde düşürülmesidir. Ülke ekonomisi büyürken emeklinin alım gücünün düşmesi, bir hesap hatası değil bir tercihtir.”

 

“ Emekliler geçinemiyor”

 

Açıklamanın devamında gelir dağılımdaki adaletsizliğe vurgu yapılarak; “Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) artarken, pastadan alınan payda emeklinin dilimi git gide küçülmektedir. Nüfusun yüzde 10’ u milli gelirin yüzde 55,6 sını alırken, yüzde 50 lik kısım ise sadece yüzde 14,1 ini almaktadır. Bu adaletli bir dağıtım değildir. Harcarken Avrupalı, alırken Afrikalı standartlarına zorlanan emekli, artık torununa harçlık veremez, bakkala borç yazdıramaz hale gelmiştir. Emekliler geçinemiyor ödenen aylıklar açlık sınırının altında tatil yapmaktan geçtik, çarşıya pazara çıkamıyoruz. Yeterli beslenemiyoruz. AKP iktidarı tarafından değersizleştirilmiş durumdayız. Seçim dönemlerinde hatırlanıp sonra unutuluyoruz. Yaşadığımız ekonomik çıkmazların sorumlusu bugünkü iktidardır. Sermayenin vergilerini affederek ekonomik yükü emekçilerin emeklilerin sırtına yüklemeye devam etmektedir. Oysaki Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın sosyal devlet ilkesi İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve imzacısı olduğumuz Avrupa sosyal şartı emeklilerin refah içinde yaşamasını asıl görev olarak tanımlar. Uluslararası sözleşmeler ve yasalarımız gereği emekliler ve 65 yaş üzerindeki yurttaşların sosyal korunma, barınma gıda ve toplumsal yaşama katılım hakları güvence altındadır. Yapılması gereken en kolay yöntemi biz öneriyoruz” denildi.

Ülkenin bir şirket gibi yönetildiği, emeğin yalnızca bir maliyet kalemi olarak görüldüğünün savunulduğu açıklamada, “Siyasal iktidar ve onun sırtını dayadığı sermaye sınıfı, bu ülkeyi bir anonim şirket gibi yönetmektedir. Emek, yalnızca bir maliyet kalemi; insan hayatı ise kar hesabından gözden çıkarılabilir bir ayrıntı haline getirilmiştir. Bu anlayış emeğimize bedenimize karşı topyekûn bir savaş yürütmektedir. Bu savaşın hedefinde kadınlar gençler ve henüz oyun çağında olması gereken çocuklarımız da vardır. Devlet, kendi bütçesinden patronlara teşvikler aktarırken çocuklarımızı pres makinelerinin inşaat iskelelerinin, atölye tezgahlarının altına sürmektedir. Bu düzen, yoksulluğu kuşaktan kuşağa devreden, sınıfsal eşitsizliği kalıcılaştıran bir kast sistemidir. Yasa memurlara verilen maaş artışlarından memur emeklileri de faydalanır “ diyor. Ancak, iktidar söz vermesine karşın, memurlara verilen seyyanen ödeneği memur emeklilerine vermemiştir. Emeklilerin hakları olan seyyanen zam ödenmemiştir. Dava konusu olan seyyanen zammın ödenmesini ve tüm emeklilere hak ettikleri maaş karşılığı verilmesini talep ediyoruz. 2026 yılı bütçesi tamda bu sisteme göre düzenlenmiştir. İnsanca onurlu bir yaşam standardı olan emeklilerin en temel gereksinimlerini karşılamamaktadır. Emekçi ve Emekli haklarının ekonomik taleplerini karşılayacak ücret olarak kabul edilemez. Yaşamsal tüm haksızlıklara, adaletsizliğe eşit olmayan gelir dağılımına itiraz ediyoruz. Hakkımızı alıncaya dek de itiraz etmeye devam edeceğiz. Bu düzen yalnızca emeğimizi değil yaşam alanlarımızı ve doğayı da talan etmektedir. Sermayenin sınırsız kar hırsı soframızdan tüm yaşam alanlarımıza kadar vahşice saldırmaktadır. Taleplerimiz açık net ve meşrudur. Yoksulluk sınırı 90.000 TL, açlık sınırı 40.000 TL nin olduğu günümüzde TÜİK in enflasyon oyunları ve yüzledik rakamları artık sefalete işaret etmektedir” ifadelerine yer verildi.

 

Atakan Alkış