Bölgede 10 yıldan fazladır çalışmaların devam etmesine rağmen ortada gözükmeyenlerin, ağaçlar kesildikten ve herşey bittikten sonra ortaya çıkmasını da samimi bulmadığını aktardı. Kaya, çalışmaların yapıldığı dönemde kendileri ile görüşen raportörlere de gerekli endişelerini bildirdiğini ve üretimin şeffaf bir şekilde yapılmasını istediğini hatırlattı.
On yıldan fazladır Kirazlı bölgesinde altın arama çalışması başladı. Geçen süre içinde sondajlar yapıldı. Yapılan çalışma sonucunda bir süre önce de altın üretimi için düğmeye basıldı. Yapılan izin başvuruları ve gerekli belgeler devletten alındıktan sonra bir yıl önce de bölgede ağaç kesimine başladı. Ağaç kesiminin tamamlanmasının ve üretime geçeceği zaman Çanakkale’de aniden eylemciler ortaya çıktı.
Geçen süre içinde ses çıkartmayanların Türkiye ve Çanakkale ekonomisine önemli katkı sağlayacak altın üretimine geçme aşamasında eylemlere başlanması herkesin kafasında soru işareti bıraktı. Kafasında soru işareti oluşanlardan biri de Çanakkale Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kaya. Çevre duyarlılığını olumlu bulan Kaya, ağaçların tamamen kesilmesinin ardından eylem yapılmasını da samimi bulmadığını söyledi. Kaya, “Bir yıldır bölgede ağaçlar kesildi. Gerekli çalışmalar yapıldı. Ama kimse ortada yoktu. Şimdi üretime geçilmeye başlanacak, eylemciler ortaya çıktı.
Diğer tarafta tabi Çanakkale’nin tarımı, toprağı, suyu havası, denizi çok önemli. Bunu kirletecek hiçbir şeye izin vermemiz lazım. Burada bir üretim yapılacaksa, dünya standartlarında çevreye zarar vermeyecek şekilde üretim yapılması gerekiyor. Üretim aşamasında da denetlenmesi lazım. “ dedi.
Kaya, konunun muhataplarının bundan sonraki süreci çadır kurmak yerine, üretim aşamasında yakından takip etmesi gerektiğini de vurguladı.
ENDİŞELERİMİZİ İLETİK
Çalışmaların devam ettiği zaman altın madeni ile ilgili raportörlerin kendisi ile de görüştüğünü aktaran Kaya, çevre ile ilgili endişelerini o dönemde kendilerine ilettiğini ve çalışmaların titizlikle yapılması gerektiğini istediğini söyledi.
Kaya, maden çıkartılan alanın bekletilmeden hemen yeşillendirilmesi gerektiğini de vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı; “Bundan sonraki süreçte burada ciddi şekilde çalışmalar başladı. Bu çalışmalar artık bizim burada toprağa zarar vermeden, suyumuza zarar vermeden, havamıza zarar vermeden, denizlerimize zarar vermeden biz bu madeni yerin altından yerin üstüne nasıl çıkarabiliriz? Biz bunların hesabını yapmalıyız. Orada çadır kuranlar eğer ki samimilerse, samimiyetlerini doğru buluyorum. Ama ben bunu 10 yıldır burada sondaj çalışması devam ederken, son bir yıldır da burada ağaç kesimi devam ederken sesi çıkmayanların, hiçbir şey yapmayanların bugün orada ağaç kesimi bittikten sonra tekrar ortaya çıkıp, belli çalışmaları önlemek istemelerini çok samimi bulmuyorum. Eğer samimilerse bunların bir yıl önce ilk ağaç orada kesilirken, ilk motor sesinin duyduklarında ‘dur’ demek için o bölgedeki bugünkü çalışmaları bir yıl önce orada yapmaları gerektiğini düşünüyorum. Orada ağaç kesiminin yüzde 99’u tamamlanmış. Bundan sonra neyi önlemek için oradalar ben bunu anlamış değilim. Bundan sonra yapacağımız iş samimi olmamız gerekiyor. Biz orada yapılacak çalışmayı havamızı kirlettirmeden, suyumuzu kirlettirmeden, toprağımızı bozmadan doğal örtümüzü bozmadan biz bu işi nasıl yaptırabiliriz. Yapılan çalışmaların tamamının bitmesini beklemeden, kazı alanlarını nasıl ağaçlandıra biliriz, eski haline nasıl kavuşturabiliriz. Artık biz bu yönde takipçi olmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu yönde çalışmalar yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu arada şunu da parantez içinde tekrar ediyorum. Burada eğer ki çevreye zarar var yada yok noktasında kamuoyunu aydınlatma adına çevre bakanlığının, çevre il müdürlüğünün bu konuda görüşlerinin halkla paylaşmasını, yetkililerin halkla paylaşması gerektiğini düşünüyorum. Tarıma bir zararı olacak mı, Olmayacak mı? Bu noktada tarım bakanlığının ve il tarım müdürlüğünün görüşlerini bildirmesinin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Hangi birimin iş dalına geliyorsa bütün kurumların, kuruluşların, üniversitelerin halkı bilgilendirme adına, halkı yanlış bilgilendirmeden koruma adına gerekli açıklamaları yapmaları bizim için çok kıymetli. Başta da söylediğimiz gibi havamıza, suyumuza, denizimize ve toprağımıza zarar gelmesini istemeyiz. Bunlar bizim için çok kıymetli şeyler. Yetkililerin gerekli açıklamları yapıp halkı bilgilendirmeleri çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.”
Arzu Baladur