Emekliler, açlık sınırının altındaki yaşam koşullarına dikkat çekerek insanca yaşanabilir taban aylık talebini yineledi.

Türkiye genelinde eş zamanlı organize edilen "Emeğimizi, Onurumuzu Çaldırmayacağız" eylemlerinin Çanakkale ayağında, resmi enflasyon rakamlarının sokaktaki gerçeği yansıtmadığı vurgulandı. Sendika adına okunan basın metninde, TÜİK'in mahkeme kararlarına rağmen madde fiyat listesini gizlemesi eleştirilirken, açıklanacak yüzdelik zamların emeklinin derdine derman olmayacağı ifade edildi. Elektrik, su, gıda ve doğalgaz gibi temel harcama kalemlerine ardı ardına gelen zamların faturasının doğrudan dar gelirli vatandaşa yıkıldığı savunuldu. Sermaye odaklı ekonomik politikaların eleştirildiği açıklamada; işçilerin, çiftçilerin ve emeklilerin kaderine terk edildiği belirtildi. Derinleşen ekonomik krizin toplumsal bir yıkıma dönüştüğü vurgulanarak, geçim derdi nedeniyle artan emekli intiharlarına ve parçalanan aile yapılarına dikkat çekildi. İnsanın hayatının en huzurlu geçmesi gereken döneminde borca, krediye ve çocuklarının yardımına muhtaç bırakılmasının sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmadığı ifade edildi. Çeşitli siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin de destek verdiği açıklamada; beslenme, barınma, sağlık ve ulaşım gibi temel ihtiyaçların anayasal güvence altında olduğu hatırlatıldı. Yıllarca dökülen alın terinin ve ödenen primlerin karşılığının bir lütuf gibi sunulmasına itiraz eden emekliler, en düşük emekli maaşının acilen insanca yaşanabilir bir seviyeye çekilmesi gerektiğini dile getirdi. Sendika, bu talepler karşılanana kadar örgütlü mücadeleden vazgeçmeyerek seslerini meydanlarda duyurmaya devam edeceklerinin altını çizdi.

Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi;  “Bugün TÜİK tarafından arka planda hazırladıkları enflasyon rakamlarını açıklayacaklar.   Emeğimizin ne kadarını daha çalacaklarının ve onurumuzu ne kadar alaşağı edeceklerinin % de’leri tüm basında paylaşılacak.   Enflasyonun % kaç olduğunu ve % kaç zam vereceklerini doğrusu artık merak etmiyoruz. Çünkü biliyoruz ki, enflasyonun faturası emeklilere, emek geliri olanlara yani vatandaşın üzerine yıkılacaktır.   Neden mi?   Sermayeyle kol kola girmiş iktidar ve yandaşları halkını, emeklisini, çiftçisini, işçisini, gencinden kadınına ve çocukların bu ülkede gelecekleri ve yaşamları unutuldu. Kar! Kar! Kar!  Kazanç!  Kazanç! Kazanç! Daha da Daha da diyerek ülkenin tüm gelir kaynaklarının üzerine çöreklenerek ülke ekonomisi yapıyorlar.  Ve gözleri doymayacak kadar unutulmuşuz! Emekliler; açlık sınırının altında yaşama zorla, şiddetle, ölümlerle mahkum edilmiştir!  Bu ülkede artık emekliler intihara teşebbüs ediyor ve her gün bir yenisi ekleniyorsa… Maden ocağında göçük altında işçiler hayatlarını kaybettiklerinde hiçbir sorgulama yapılmıyorsa… Gelir hamlesi akla gelmiyor da elektrik, su, gıda ve kış dolayısıyla doğalgaza zam hamleleri ön palanda ilerliyorsa, bu ülkeyi ayakta tutan tüm emekçiler TÜİK’in masallarına heba ediliyorsa… Yani TÜİK Enflasyon gerçeğini doğru yansıtmıyorsa…. Biz emekliler emeğimizi çaldırmayacak ve onurlu yaşamın vazgeçilmezliğini dile getirmeye devam edeceğiz.  TÜİK T.C. Mahkemelerinin verdiği kararlara uymamaktadır. Maddi fiyat listesini açıklamak zorundayken açıklamıyor. Peki, ülkenin gelir kaynakları nereye akıyor? Soruyoruz, enflasyonu ne kadar bastırabilir ya da maniple edebilirseniz edin Emeklilerin intihar noktasına gelmeleri, hayatlarını sefalete sürükleyerek, dağılma noktasına gelmiş aile yaşamlarını nereye kadar görmemezlikten geleceksiniz? İnsanca Onurlu yaşamı ısrarla dile getirmemizin kamuoyunda yer bulsa da ne iktidar ne de TÜİK hak ve taleplerimize insanca yaşama taleplerimize kulaklarını tıkamış durumdalar” denildi.

 

“Haklarımızdan ve örgütlü mücadeleden vazgeçmiyoruz”

Açıklamanın sonunda emeklilerin taleplerini örgütlü mücadele yoluyla gündemde tutmaya devam edeceği vurgulanarak, “Açıkçası insanca geçim düzeylerinde nasıl bir iyileşme bizi bekliyor? Soruyoruz. Milyonlar geçinemiyoruz diye haykırıyor, bir avuç rantçı servetinin daha da büyümeye çalışıyor.  İktidarla iç içe geçmiş bir avuç sermaye sınıfına hizmet ya da büyüme değil de nedir?  Yani Siyasal güç ile ekonomik güç birbirinden beslenerek kendi çıkarlarına uygun, ekonomik politikalar üreterek haksız kazançlarla büyümeye devam etmiyor mu? Emeklinin sofrasındaki ekmek küçülürken, yaşam maliyeti büyüyor.  Oysa emeklinin barınma beslenme ulaşım ve sağlık haklarını güvence altına almak en temel insanlık ve anayasal haktır. Emeklilik, insanın hayatının son döneminde huzur ve güven içinde yaşaması gereken bir dönem iken, Emeklileri çocuklarının yardımına, borca, krediye ve sadakaya muhtaç bırakılarak, hem sosyal devlet anlayışı yok sayılarak, emekliler insanca yaşamdan uzaklaştırılmıştır.  Sokaklarda, medyalarda, işyerlerinde ve hayatın her alanında yıllarca ödediğimiz primlerin, döktüğümüz alın terinin hakkımız olduğunu savunacağız. Haklarımızdan, örgütlü mücadeleden vazgeçmiyoruz. Biz emekliler her basın açıklamalarında çözülememiş taleplerimizi gündeme taşımaya devam edeceğiz. En düşük emekli maaşı insanca yaşam düzeyine çıkarılmalıdır. Sadaka değil ödediğimiz primlerin karşılığı olan haklarımızı istiyoruz.”

 

Bünyamin Nami Tonka