Son dönemde okullarda artan şiddet olaylarının gölgesinde gerçekleşen törende, çözümün polisiye önlemlerde değil, laik ve bilimsel eğitimde olduğu vurgulandı.

 

Köy Enstitüleri’nin 86. kuruluş yıldönümü dolayısıyla Çanakkale Cumhuriyet Meydanı’nda bir tören organize edildi. YKKED Çanakkale Şubesi’nin ev sahipliğindeki etkinliğe Milletvekili İsmet Güneşhan, Belediye Başkan Vekili Hanifi Araz, eğitimciler ve dernek üyeleri katıldı. Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasıyla başlayan programda, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın ardından Yusuf Ziya Özdemir’in "Enstitülüler" şiiri okundu. Şube Başkanı Rıdvan Yüce, konuşmasında enstitülerin Türkiye’nin eğitim tarihindeki kritik rolüne ve bu modelin tasfiye edilmesinin yarattığı boşluğa dikkat çekti.

Yüce’nin ardından bir konuşma da YKKED Çanakkale Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Kadri Ertuğ tarafından gerçekleşti. Ertuğ konuşmasında, okulların güvenlik önlemleriyle değil, eğitim politikalarının köklü biçimde değiştirilmesiyle korunabileceğinin altını çizerek, “Dün Siverek’te, bugün Kahramanmaraş’ta gerçekleşen okul baskınlarında akan kanın her damlası yüreğimizi acıtmıştır. Olanlar ülkemizin çarpık eğitim sisteminin istenmeyen ama beklenen sonucudur. Şiddeti bir güç kaynağı ya da bir çözüm yöntemi olarak destekleyen iktidar sahipleri, antidemokratik uygulamalarıyla bu durumu yaratmıştır ve bunu söylendiği gibi bir güvenlik eksikliğiyle açıklamak en basitinden etik değildir. Okullarımızı metal dedektörler, bekçiler ya da kolluk kuvvetiyle koruyamayacağımız ortadadır. Yaşananlar, ulusal eğitim politikasının iflasının göstergesidir. Çözüm, ulusal eğitimin çocuktan yana, bilimsel, laik, yaratıcı, karma ve fırsat eşitliği içinde bilginin işlenip yeniden üretildiği bir yapıya kavuşturulmasında aranmalıdır. Dindar ve kindar nesil yetiştirmek isteyenlerin yarattığı çocuk katillerin hangi ya da ne amaçla bunu yaptıklarını bizim kadar uzun uzun düşünmediğini, düşünmeyeceğini biliyoruz. Onlar sorunu çözmek için kolluk kuvvetlerini okullara sokarak tarihi utançtan kurtulmaya çalışacaklardır. Onlar içinden çocuk sesi gelmeyen binaları koruyadursun, ya kanayan kalbimizin serinlemesini nasıl sağlayacaklar? Çarpık çurpuk eğitim sisteminin kurbanı olarak avucumuzdan akıp giden onca çocuk ölüyü, öğretmeni geri getirebilecekler mi? Yeni saldırıların olmayacağının güvencesini verebilecekler mi?” dedi.

 

“Birlikte mücadele etmedikçe çözüm uzak bir masaldır”

 

Ertuğ konuşmasının devamında eğitimde öğretmen, öğrenci ve aile bütünlüğünün yeniden güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, “YKKED, bitmeyen bir geceyi andıran günümüz eğitim günahlarının yeni acı hikayelerle sürmemesi için üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmekten geri durmayacak,köy enstitüleri kültürünün günümüze de ışık saçan uygulama ve çözüm önerilerini toplumla paylaşmayı sürdürecektir. Okuyabilmek için evinden kaçan Düziçili çoban Ali Yüce’nin, enstitüyü bitirdikten yıllar sonra TDK Yazın Ödülü alacak kadar ilerlemesinin ya da Akpınar Köy Enstitüsü çıkışlı, kemanda dünya virtüözü olmayı başaran Ömer Can’ın hikayeleriyle, ulusal eğitimde iş içinde eğitimin uygulanacak en doğru sistem olduğunu anlatmaktan vazgeçmeyecektir. Dönemin devlet bürokrasisinin hatta Cumhurbaşkanının sık sık ziyaret edip, atılan adımları izlediği Köy Enstitüleri kültürünün sürdürümcüsü olan derneğimiz, 25 yıldır olduğu gibi şimdi de sessiz kalarak suça ortak olmayacağı gibi ne popülist politikalarla ne de antidemokratik, laik ve eşitlikçi olmayan bir eğitim sistemiyle yol alınmayacağına inanarak, üzerine düşen görevi sürdürmeye devam edecektir. Bu nedenle YKKED, çocuklarımızı özendiren, şiddet içeren film ve dizilerin, silah satışlarının, sosyal medya platformlarında feodalizme çağrı yapan uygulama ve yayınların engellenmesine, sadece okullarda değil, sağlıkta, aile içinde ve toplumun her kesiminde yer alan şiddetin önüne geçilmesine yönelik acil tedbir alınmasını istemektedir. Ayrıca eğitimcilere duyulması gereken saygınlığın tekrar kazandırılması, okul yönetimi, öğretmen, öğrenci ve aile birlikteliğinin oluşturulmasına yönelik uygulamaların bir an önce hayata geçirilmesi gerekliliğinin altını çizmektedir. Şimşekten, selden, depremden, hatta gök gürültüsünden bile korkarken, cahil kalmaktan korkmamayı hiç anlamıyoruz. Çünkü aç kalır ölür, tamam da, cahil kalan da öldürür, hiç mi korkmuyoruz bundan? Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan bu çirkin saldırının acıttığı yüreklerin ortağıyız. Nereden gelirse gelsin, her türlü şiddetin karşısında birlikte mücadele etmedikçe çözüm uzak bir masaldır” ifadelerine yer verdi.

 

Bünyamin Nami Tonka