Ülkemizin, en batı ucu olan İnce Burun’un(İncir Burnu) da yer aldığı, yine ülkemizin  en büyük adası olan Gökçeada, Çanakkale iline bağlı bakir bir güzellik olarak karşımıza çıkar. Turizm açısından bölgenin bir başka tatil cenneti Bozcaada’nın  gerisinde kalsa da, gerek koyları, gerek tarihi ve gerekse de üzüm bağları ile güzellik açısından Bozcaada’dan geri kalır bir yanı yoktur. Aslında ilginin az olmasında en büyük etken ulaşımın zor olmasıydı diyebiliriz. Kış ayları ile beraber adanın seferleri sık sık iptal oluyor. Bu adayı karaya bağlayan ise GESTAŞ feribotları. Son zamanlarda, fırtına, yağmur ve doğa olayları nedeniyle sık sık ulaşım kesiliyor.

 

Bozcaada ve Gökçeada ilçelerine bugün yapılması planlanan tüm feribot seferleri, olumsuz hava şartları nedeniyle iptal edildi. Çanakkale Boğazı ile Adalar hattında yolcu ve araç taşımacılığı yapan GESTAŞ firması, Ege Denizi'nin kuzeyindeki olumsuz hava şartları nedeniyle Geyikli-Bozcaada ile Kabatepe-Gökçeada hattında bugün yapılması planlanan tüm feribot seferlerinin iptal edildiğini duyurdu.

 

TAM BİR TATİL CENNETİ

 

Adada yerleşimin Tarih öncesi devirlere kadar uzadığı sanılıyor ancak o dönemlere ait çok fazla kaynak yok. Antik dönemdeki adı Yunanca tanrı yiyeceği anlamına gelen Ambrosia kelimesinden türetilen (İmroz) İmbros’tur. Mitolojik kaynaklarda Truva Savaşlarında Truva Antik Kenti’nin Müttefikleri arasında olduğundan bahsedilmektedir.

 

Eski Çağ doğu-batı ticaret yolları üzerinde geçiş noktası diyebileceğimiz bu önemli ada tarih boyunca birçok milletin kontrolü altına girmiştir. Tıpkı Bozcaada gibi buranın da ilk sakinleri Pelasglar’dır. İstanbul’un savunması Çanakkale’den başlar düşüncesi ile 1456 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilene kadar; Atinalılar, Persliler, Büyük İskender öderliğindeki Makedonlar, Romalılar, Bizanslılar ve Cenevizliler gibi farklı farklı milletlerin arasında el değiştirmiştir . Balkan Savaş’ı sonucunda Yunanistan’ın eline geçen ada,1923 yılında Lozan’ın yürürlüğe girmesiyle Türkiye Cumhuriyeti topraklarına katılmıştır. Her yıl 22 Eylül tarihinde adanın Türkiye’ye bağlanışı kurtuluş günü olarak kutlanmaktadır.

 

BİRBİRİNDEN GÜZEL PLAJLARIYLA GÖKÇEADA

 

Yüzyıllardır adada Türkler ve Rumlar birlikte yaşamaktadır. Son dönemde adadaki Rum nüfusu giderek azalmaktadır. Rumların önemli bir kısmı dönemler içinde adadan göç etmiş,  Tepeköy ve Zeytinliköy ‘de ikamet eden yaklaşık 200 kadar Rum kalmıştır. Her yıl Meryem Ananın ölüm yıldönümünü olarak kabul edilen 15 Ağustos günü “Panayia Bayramı” adında, anma törenleri yapılmaktadır. Zeytinliköy’de bulunan “Madam’ın Dibek Kahvesi” en ünlü mekanlarından birisidir. Normalde klasik dibek kahvesi olmasına rağmen mekanın etkisinden midir bilinmez ama damakta farklı bir tat bırakır. Adanın En önemli gelir kaynakları üzüm, zeytincilik, şarap üretimi ve turizmdir. Kalite olarak Gökçeada’nın üzüm bağlarının Bozcaada’nın bağlarından kalır yanı yoktur. Ancak pazarlama ve satış olarak epey gerisinde kalmıştır. Feribotun adaya yanaştığı  iskele Kaleköy’dür. Bu boş bölge ilk etapta hayal kırıklığı yaşamanıza neden olabilir ancak adanın asıl merkezi, buraya 5 km uzaklıktaki Çınarlı’dır. Aracınız olmasa bile buradan minibüs ile adanın her yerine kolayca ulaşabilirsiniz. Birbirinden güzel plajlara sahip Gökçeada’nın ön plana çıkan plajları Dereköy(pirpos) ve  Aydıncık(Kefalos) plajlarıdır. Turizmin çok gelişmiş olmaması ada için hem iyi hem kötü. İyi yanı kalabalıklar akın etmediği için hem sakin hem de doğal güzellik bozulmadan bu zamana kadar ulaşabilmiş. Doğal güzellik demişken Eskibademli Köyü manzara seyretmek için mükemmel bir yer. Gökçeada’ya değer katan bir başka unsur da  Çanakkale 18 Mart Üniversitesi’nin 2 tane yüksek okuludur. Bu okullar adaya hem hareket hem de ekonomik canlılık getirmiştir. ÇOMÜ Gökçeada Meslek Yüksek okulu ve ÇOMÜ Gökçeada Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu bünyesinde bulunan birçok bölüm (balıkçılık teknoloji, gastronomi ve mutfak sanatları, organik tarım işletmeciliği, turizm işletmeciliği gibi) her yıl yüzlerce öğrencinin adaya gelmesini sağlıyor.

Türkiye’deki 11 sakin kentten biri olan Gökçeada dinginliği ve huzurlu atmosferi ile keyifli bir seyahat  deneyimi sunuyor. Tatiliniz boyunca organik kahvaltılar ve lezzetli deniz ürünleri ile birlikte damaklarınızı şenlendirecek tatlıları deneyebilir, asırlık çınar ağaçları altında çayınızı ve kahvenizi yudumlayabilirisiniz. Tertemiz havasıyla bolca oksijen depolayabileceğiniz Gökçeada’nın masmavi sularında yüzebilir, Türkiye’nin ilk ve tek sualtı milli parkında deniz canlılarını yakından görme işansı bulabilirsiniz. Yaz aylarında tekne turları ile bakir koyları keşfedebilir, Aydıncık Plajı’nda rüzgar sörfü ve kite surf deneyimi yaşayabilirsiniz. Bademli, Kaleköy, Zeytinliköy, Tepeköy’e uğrayarak köy sakinleri ile sohbet edebilirsiniz.

 

GÖKÇEADA RUM KÖYLERİ

 

Dereköy, Kale Köy, Tepeköy, Zeytinli, Eski Bademli adanın Rum köyleridir. Kentsel sit alanı olan bu köylerin mimari dokusu koruma altındadır. İlçe merkezine 3 km mesafedeki Zeytinli bir yamaca kurulmuştur. Adanın ünlü dibek kahvesinin sunulduğu kahvehaneler burada yer alır. Adanın en eski kilisesi Agios Georgios kiliseside buradadır. 4 km. uzaklıktaki Eskibademli’de ki Meryemana Kilisesi, çamaşırhane ve eski okul binası ilgi çekicidir. Yine ilçe merkezine 4 km. uzaklıktaki Kaleköy yazları ilçenin en hareketli mekanlarından biridir. Adını Bizans Dönemi kale kalıntılarından alır. Köyde, küçük kilise olarak bilinen Agios Nikolaos Kilisesi ve Agia Marina Kilisesi vardır. 10 km uzaklıktaki Tepeköy adanın en yüksekteki köyüdür. Panagia ve Agia Maria adıyla bilinen iki kilisesi vardır. 16 km uzaklıktaki Dereköy en büyük Rum köyüdür ancak evlerin çoğu boştur. Bir zamanlar köy kadınlarının çamaşırlarını birlikte yıkadıkları tarihi çamaşırhanesi ilgi çekicidir.

 

GÖKÇEADA AYDINCIK PLAJI

 

Aydıncık (Kefaloz) Plajı Gökçeada'nın günübirlik tesisi olan tek plajı. Plaj 1200 mt. uzunluğunda altın rengi kumsaldan oluşuyor. Yazın adada en çok tercih edilen plaj burası. Plajda konaklama tesisleri bulunuyor. Hepsinde sabahtan akşama kadar yemek servisi bulunuyor. Çoğu kamp-pansiyon hizmeti ve özel sörf dersleri veriyor.  Son yıllarda özellikle Bulgar sörfcülerin Aydıncık Plajı'nı keşfetmeleriyle burası bir sörf merkezi olma yolunda ilerliyor.Dünyanın önemli rüzgar sörfü(windsurf) mekanlarından olan İzmir-Alaçatı'nın çok kalabalıklaşması sörfcüleri Gökçeada Aydıncık Plajı'na yöneltiyor.

Aydıncık Plajı hem doğal yapısı hem de tenha olması sebebiyle sörfcüler tarafından tercih ediliyor. Plaj güney kıyısında olmasına rağmen kuzeyden esen rüzgarları(meltem) hiçbir engel olmadan alıyor. Çünkü Kefaloz körfezinden esen kuzey rüzgarları Tuz Gölü'nün yüksek olmaması nedeniyle burada oluşan koridor etkisiyle de kuvvetlenerek engel tanımadan güneye esiyor. Bu da Aydıncık'da sörf için ideal, rüzgarlı ama dalgasız bir deniz oluşturuyor. Lodosta yani rüzgar güneyden estiğinde aynı olay aksi yönden gerçekleşiyor ve dalgasız denizde sörf yapmak isteyenler bu sefer Aydıncık'ın hemen bitişiğindeki Kefaloz koyuna yöneliyor.

Gökçeada'da rüzgar sörfü için elverişli gün sayısı 300. Plajdaki tesisler aynı zamanda bir surf club olarak hizmet veriyor. Özellikle Bulgar sörfcüler malzemelerini yıl boyunca buralarda saklıyorlar. Yeni başlayanlar için özel dersler veriliyor. Profesyoneller de malzeme kiralamak ya da satın almak için faydalanabiliyor.

 

GÖKÇEADA YILDIZKOY

 

Yıldızkoy adanın kuzey kıyılarından denize girilebilecek neredeyse tek koy... Adada hakim rüzgar kuzeyden olduğu için burası genelde esintili. Ama kuzey rüzgarının hafiflediği ya da güneyden estiği bir güne denk gelirseniz Yıldızkoy 'da deniz süt liman oluyor. Yıldızkoy, Gökçeada Sualtı Milli Parkı'nın içinde yer alıyor. Parkın karadan denize girilebilecek tek koyu burası. Deniz florası ve faunası koruma altında olan bölgede şnorkelle yüzerek zengin sualtını seyretmek ayrı bir zevk olacaktır. Arabayla koya kadar varmanız mümkün. Koyun içinde onarılmış eski bir şapel de var. Koyda kafe hizmeti alabileceğiniz iki tesis bulunuyor. Bunlar aynı zamanda şemsiye ve şezlong da kiralıyorlar. Taşlık olan denize rahat girmek için her yaz denize plastik bir iskele de kuruluyor. Yıldızkoy'da ilginç kaya oluşumları bulunuyor. Bu kayaların üzerinde uzanıp güneşlenmek sonra denize inen merdivenlerden havuza girer gibi akvaryum gibi sulara dalmak çok keyifli.  Koyun sağ kısmında yukarı doğru çıkan patika yoldan yürüyerek devam ederseniz sualtı parkının içindeki diğer koylardan Mavi Koyu da görebilirsiniz. Yıldızkoy'a yakın konaklamak isteyenler koydaki camping tesisini, Yeni Bademli Köyü ya da Kaleköy'deki konaklama yerlerini tercih edebilir. Bu köylerden yürüyerek kolayca koya ulaşabilirsiniz.

 

Arzu Baladur