Çanakkale’de vaka sayısındaki hızlı artış sonunda vaka yüz binde 348,81’i bulurken hastanelerde de Covid servisleri yetersiz kalmaya başladı. Vaka sayısındaki artışla devlet hastanesindeki covid servisi 1’den 4’e çıkartıldı.

Koronavirüs can almaya devam ediyor. Açıklanan son vaka sayısı verilerinden sonra salgındaki acı tablo gözler önüne serildi. 58 il yüksek riskli alan sayılırken Türkiye’nin yüzde 80’i kırmıza boyandı. Çanakkale ise yüksek riskli iller arasından çıkarak çok yüksek riskli iller arasında yer aldı. Haftalık verilere göre 100 binde en fazla Kovid-19 vaka sayısı ilk olarak açıklandığı 8-14 Şubat tarihleri arasında Çanakkale 37,61 ile Türkiye genelinde 100 bin nüfusta en çok artış görülen 5 il arasında gösterilmişti. 15-21 Şubat dönemini kapsayan bir haftalık süreçte ise bu rakam 43,76’ya yükseldi. 20-26 Şubat tarihleri arasında da artış devam etti ve bir hafta öncekine göre iki kat artan vaka sayısı Çanakkale için 81,51 olarak açıklandı. 27 Şubat-5 Mart dönemine ait aktarılan verilerde ise yükseliş ivmesi yukarıya doğru devam ederek 107,29’a çıktı. 6-12 Mart 2021 tarihleri arasında da vaka sayılarının katlanarak arttığı görülürken rakam yüz binde 149,76 olarak istatistiğe yansıdı. 13-19 Mart 2021 döneminde rakam 202,75’e yükseldi. 20-26 Mart 2021 tarihleri arasında ise 348,81 olarak açıklandı.

‘’EN KÖTÜ OLDUĞU DÖNEMLE ŞUAN AYNI SÜRECİ YAŞIYORUZ’’
Çanakkale Tabip Odası Başkanı Dr. Güleada Erensoy, salgında yeniden artışların gözlendiği ve geçen yılın sonundaki yüksek vaka sayılarına ulaşıldığını belirtti. Erensoy, vaka sayısının yeniden kntrollü hala gelmesi için tam kapanmayı savunarak, ‘’Çanakkale’deki vaka artışları nedeni ile Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesinde virüsün en fazla yayılım yaptığı tarihlerde Covit-19’lu hastalar 4 serviste tedavi görüyordu. Tabi Çanakkale’de vaka sayılarının düşmesi ilke birlikte bu servis sayıları da düşmüştü. Bugün ise bu servis sayısı vaka artışı nedeni ile yine dört’ de çıkarıldı. Bu şu demek oluyor ki Çanakkale’nin vaka sayısı açısından en kötü olduğu dönemle şuan aynı süreci yaşıyoruz’’ dedi.

4’ÜNCÜ YOĞUN BAKIM COVİD SERVİSİ İÇİN BEKLENİYOR
Son dönemde sağlık çalışanları arasında da pozitiflik oranlarının üst seviyelere geldiğini ifade eden Erensoy, ‘’En sıkıntılı konu ise devlet hastanesi çalışanları içerisinden Covit-19 testi pozitif çıkan sağlık çalışanı sayısı çok arttı. Hemşirelerden, temizlik personelinden çok fazla pozitif vakamız var. Geldiğimiz noktada Hastanemizde normal yoğum bakımlarından birini de Covid yoğun bakım olarak değiştirebilir miyiz diye tetikte bekliyoruz. Hastanemizde 3 tane Covit-19 yoğun bakımı var, şu an bir tane genel yoğum bakımı acaba Covit-19 yoğun bakımına çevirmeyi düşünüyoruz. Dediğim gibi hastanemizdeki özellikle bu hafta başında Covit-19 testi pozitif çıkan çok sayıda sağlık çalışanı var. Deyim yerindeyse patır patır personel pozitif haberleri geliyor’’ şeklinde konuştu.

‘’İNSANLAR AÇLIK VE VİRÜS ARASINDA BİR TERCİH YAPMAK ZORUNDA BIRAKILIYOR’’
Erensoy, salgında gelinen noktada tehlike boyutunun giderek arttığını belirterek, ‘Vaka sayılarımız çok arttı ve bunun önüne geçebilmek için tam tıbben kapanma olması şart. Zaten bu durumu bildiğimiz için bizler zaten bir kapanma öngörüyorduk. Ancak bu kapanma sosyal destek ile olması gerekiyor. İnsanlar açlık ve virüs arasında bir tercih yapmak zorunda bırakılıyor’’ diye ifade etti.

‘’TAM KAPANMA TÜM ALANLARDA VE TÜM ŞEHİRLERDE OLMALI’’
Erensoy, salgınla mücadelede tam kapanmayı savunarak çifte standart uygulamaların yapılmasının yanlış olduğunu belirtti. Erensoy, ‘’Şu an ben insanlara tıbbi açıdan bir kapanma önermek istiyorum ama bu süreçte de insanların maddi olarak bir desteğe ihtiyacı var. Bunu ben bir doktor olarak söylüyorum. Ekonomiyi yönetenler ve bakanlar bu durumu nasıl tespit edemiyorlar nasıl bir önlem almıyorlar ve bir destek planlamıyorlar gerçekten anlamıyorum. Ramazan ayında tam kapanmaya gidilecek deniyor ama yanlış bilmiyorsam Teravih namazına gitmek serbest ama belli sayılarda müşteri alan yemek yenilen lokantalara kapalı demek mantıklı değil. Kapanma ya tamamen her kesimi ve her yeri kapsayacak şekilde yapılır. Mesela protesto gösterileri ve toplantılarına izin vermeyip bir taraftan siyasi kongreler yaparsanız ciddiyetiniz kalmaz. Bu durumda insanların kurallara uyma ciddiyeti kalmıyor. Bir zorunlulukla kurallara uyma vardır birde gönülden kurallara uyma vardır. Zorunluluktan kurallara uyduğunuzda ilk fırsatta o kuralı çiğnersiniz. Bence başından beri Türkiye’ de sağlayamadığımız şey bu.  Yani gönülden uymayı sağlayamadık. Neden böyle oluyor çünkü insanlar hükümetin çifte standart tavrını görüyor. Bu yanlış bir durum. Tam kapanma tüm alanlarda ve tüm şehirlerde olmalı’’ dedi.

Mehmet Kuzey