Türkiye gündeminin bir iki haftadır meşgul olduğu konunun doğrusunu, yanlışını milletle paylaşmak istediğini belirten Türkyılmaz, “Kamuoyuna Kazdağlarında orman alanlarının tahribatı diye yansıtılan olayın mercek altına alınarak ne olduğunu milletimize aktarmak istiyoruz. Öncelikle maden izin alanında izin verilmesi neticesinde ilgili firmanın çalışmalarında, orman tahribatı yapılmakta ve orman teşkilatı da buna sanki göz yummakta gibi bir algı oluşturulmak istenmektedir. Bunun doğru mu olduğunu, yanlış mı olduğunu anlamak için sahaya çıktık. Başta Orman Mühendisleri Odası Genel Başkanı olarak şahsım, denetleme kurulu üyesi Nejdet Balcı ve Çanakkale İl Temsilcimiz Erdal Güngör Beyi alarak, sahada gerekli incelemeleri sabahtan beri yapıyorum.  Öncelikle dosya üzerinde yaptığım incelemede şu bilgileri elde ettim; Öncelikle Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından ilgi firma madencilik şirketi 4’üncü grup izin talebinde bulunmuş ve ruhsat almış. Arkasından Çevre ve Şehircilik Bakanlığı devletin ilgili kurumlarıyla yazışarak konuyu irdeleyerek ÇED olumlu raporunu vermiştir. ÇED olumlu raporunu takip eden dönemde de ilgili orman idaresi maden işletme ve altyapı tesisi talebi üzerine konuyu incelemiş ve ÇED olumlu raporu ve ilgili kuruşların görüşleri üzerine 342 hektarlık alanda gerekli izni  ormancılık mevzuatı gereği vermiştir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nden ilgili firma maden işletme izni talep etmiş ve o izni almıştır. Buna dayalı olarak da ilgili alanda işletme yapacağı alanla ilgili gerekli orman izinlerini talep etmiştir. İlgili kurumda bu izinleri vermiştir. Buraya kadar teknik süreç 2009 yılından başlayıp, 2019 yılına kadar 10 yıllık bir süreç almıştır. Yani devletimizin tüm ilgili kurumları bu noktada hassas davranarak, gerek Çanakkale halkımızın, gerekse Türkiye halkımızın haklı olarak çevreye dönük hassasiyetini dikkate alarak durumu yanlışa yönlendirmeme adına ince eleyip sık dokumuş ve mevzuata aykırı bir durum oluşmasın diye tüm birimleri hassas çalışmıştır. Bu işin en son nihaiyi noktası olan orman teşkilatındaki tüm meslektaşlarımda mevzuata aykırı olabilecek bir işlem yapmamak için samimi ve gayretli çalışmış. Şuana kadar verilen izinler dosya üzerinden yapmış olduğumuz  süreçte görülüyor ki  anayasal ve yasal güvence altında mevzuata aykırı bir durum söz konusu değildir” ifadelerini kullandı.
ATİKHİSAR BARAJIMIZ TAMAMEN BU HAVZANIN KUZEY BAKISINDA BULUNMAKTA
Orman Mühendisleri Odası Genel Başkanı Hüseyin Türkyılmaz, Orman tahribatı ile ilgili bir durum varsa Orman Mühendisler Odası’na başvurulması gerektiğini söyleyerek, Atikhisar Barajı ile ilgili herhangi bir olumsuzluğun olmadığını dile getirdi. Türkyılmaz, “Gelelim saha incelemesine. Dosyada bu bilgiler varken, sahada yaptığımız incelemeler acaba kamuoyuna gerekli bir kısım STK’lara, gerekse bazı meslek örgütleri tarafından yansıtılan bilgiler doğru mudur, yanlış mıdır  bunu sahada test etme fırsatı bulduk. Öncelikle ormanla alakalı bir tahribat iddiası, bir katliam  iddiası varsa bunun görüşüne ilk müracaat edilecek kurumun Orman Mühendisler Odası olduğunu bütün kamuoyunun bilmesini isterim. Ancak şuana kadar kimse Orman Mühendisler Odası Genel Başkanı olarak kimse ne bana, ne de yönetim kurulu üyelerime yada her hangi bir birimime bu konuda bir bilgi alışverişi için hiçbir müracaat  bulunulmamış ve bilgi talep edilememiştir. İkincisi bu sahanın öncelikle ruhsatı 342 hektarda verilmiş olmasına rağmen işletme izni 164 hektarlık bir alanı kapsamaktadır. Çanakkale’mizin can damarı olan, en önemli yaşam hazinesi olan  suyun içme havzası olarak bilinen Atikhisar Barajı ile ilgili kamuoyunda sanki  verilen iznin bir zarar oluşturacağı  kanaati oluşturulmaya çalışılıyor. Oysa izin sahası iki bakıdan oluşmaktadır. Güney ve Kuzey bakı. Atikhisar Barajımız tamamen bu havzanın kuzey bakısında  bulunmakta.  Oysa maden işletme izni, ÇED belgesi olur izni tamamen Güney havzasında verilmiştir.  Güney havzasında verilmiştir. Yapılan sahadaki gerekli çalışma bu alanda gözükmektedir.  Bu nedenle  iddia edildiği gibi Çanakkale’deki vatandaşlarımızın haklı hassasiyeti olan suya bir zararın oluşması maalesef oradaki veriyi yanıltarak anlatmakta zarar gibi gösterilmektedir. Oysa Çanakkale’nin can damarı olan bu suya zarar söz konusu olmamakta. Ormanların kesilmesi konusuna gelince de Türkiye’de her yıl binlerce, milyonlarca ağaç planlar çerçevesinde kesilmekte asla mevzuata aykırı bir işlem yapılmamaktadır.  Bu havzada da  gerek 6831 orman kanunu, gerekse de anayasa 169’uncü maddesi çerçevesinde aynasal ve yasal güvence altında ve mevzuat çerçevesinde işlemler test edilmekte. Bu noktada mevzuata aykırı bir durum olmadığı görülmektedir” dedi.

VERİLEN İZİN YASA VE ANAYASA ÇERÇEVESİNDE VERİLMİŞTİR
Orman Mühendisleri Odası Genel Başkanı Hüseyin Türkyılmaz, maden sahasının Kazdağlarına uzak bir bölgede olduğunu söyleyerek, maden sahasında kesilen ağaçların yeniden rehabilite edileceğini vurguladı. Türkyılmaz, “ Bir başka bölüm itibariyle olayı inceleyecek olursak. İzin aşamasındaki  bu dosyaya komisyon olarak görev alan arkadaşlarımız orman mühendis arkadaşlarımızdır.  Orman mühendis arkadaşlarımı gerek Çanakkale’mize, gerek Türkiye’mize zarar verecek, gerek insanımızı zedeleyecek hiçbir harekete imza atmazlar. Dosya ve arazi incelememizde gördük ki atılmamış. İkincisi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’mız ÇED olumlu raporu verirken bütün kurumlarla yazışmış, arazi incelemeleri yapılmış ve suya bir zarar verilmediği tespit edildikten sonra bu izin verilmiştir. Şuanda kamuoyu neyle yönlendirilmek isteniyor. Kamuoyunda Kazdağlarında orman katliamı diyorlar. Ancak maden izni verilen yer Kazdağlarına uzak bir vaziyettedir. Kuş uçuşu 40 kilometre mesafededir.  Buradaki ormanlık alan diye tabir edilen alnın ise bozuk meşe ve kızılçam ormanları olduğu görülmektedir. Tüm vatandaşlarımızı ve STK’ları oraya yönlendiriyoruz. Kazı alanlarındaki verimli toprak bir alana depolanarak bu enerji işletmeciğinden sonraki tabloda tekrar alan rehabilite edilecek, ağaçlandırılacaktır. Doğru bilgiyle halkımızı bilgilendirmesi en tabi hakkıdır. Verilen izin yasa ve anayasa çerçevesinde verilmiştir. Devam eden süreçte    su kaynağına zarar verecek bir eylem söz konusu değildir. Kamuoyunda bu işi anlatan birimlere baktığımızda niçin ilgili otorite kurum olan ve Türkiye’deki tek meslek örgütü olan Orman Mühendisler Odası’na danışmadan, ilgili devlet kurumlarıyla yazışmadan ve bilgi almadan milletimizi yanıltıcı haberler yapılıyor. Bunu da milletimizin vicdanına havale ediyorum. Biz Orman Mühendisler Odası olarak, çevreyi ve hassasiyeti  olumlu buluyor bu konuda çevreye zarar verici bir hareketlerin karşısında duran, başta Çanakkaleli olmak üzere tüm Türkiye halkımızı tebrik ediyorum. Yetkili ve resmi kurumlardan açıklama almadan, bilgi almadan kanaat oluşturmamaları gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Nazif Cemhan Şen