Burada çevre eylemleri kullanılarak Çanakkale ve Türkiye’ye zarar verilmesinden endişe ediliyor.
Çanakkale’de yüzlerce yerde ağaç kesimi yapılmasına rağmen Kirazlı’daki maden arama bölümünde kesilen ağaçlar propaganda malzemesi yapıldı. Çanakkale Belediyesi’nin öncülüğünde bir süre önce eylemler başladı. Eylemler şehir içinden çıkarak maden sahasının olduğu bölgeye taşındı. Bölgede çadırlar kurularak algı operasyonu yapılıyor. Burada hem Atikhisar barajı hem de Kazdağları kullanılarak algı oluşturuluyor.
Maden sahasının hem baraj havzasında olmadığı hem de Kazdağları Milli Parka’a 40 kilometre uzakta olduğu defalarca dile getirildi. Bunu en son bakanlık da açıkladı. Maden sahasının da ayrıca Kazdağları içinde değil kenarında yer alıyor. Bu gerçeklere rağmen bölgede yanlış bilgilendirme yapılarak algı oluşturuluyor.
Bunu yapanlar ise bölgede bulunan ve çevreci kılıfına bürünün kişiler olduğu belirtiliyor. Bölgede kurulan çadır kamp alanına Çanakkale dışında çok sayıda kişinin getirildiği görüldü. Getirilen kişiler içinde özellikle marjinal gruplara bağlı ve aynı zamanda bazı terör örgütlerine üye olmasından dolayı aranan kişilerin de olduğu ifade ediliyor. Bu art niyetli kişilerin buradaki çevre eylemlerini kullanarak Çanakkale’yi karıştırılmasından endişe ediliyor.
ÇANAKKALE’Yİ HUZURSUZ EDECEKLER
Yer altındaki kaynakların Çanakkale’de ekonomiye kazandırılması için başlatılan maden çalışmasını engellemek için her yol deneniyor. Daha önce Türkiye’nin birçok bölgesinde olduğu gibi küresel güçlerin bazı grupları kullanarak çalışma yaptığı bilinen bir gerçek. Bu olaylar devam ederken uzmanlar da gelinin süreçten endişe ediyor. Bu alanda endişelerini dile getirenlerden biri de Psikolojik algı uzmanı Stratejik iletişim danışmanı Sevda Güner.
Güner, Türkiye’de uzun zamandır maden aramaları, özellikle altın çıkarımı yönünde, sözde çevreci örgütler kullanılarak yada içi boş, aynı insanların oluştuğu çevreci dernekler kurarak, taşıma usulüyle, özellikle altın madenlerinin çıkarıldığı yerlerde kitlesel hareket meydana getirildiğini söyledi. Güner, “Yerel halkın duygularına hitap edip aralarına sızarak, oradaki halkın duygularını sömürerek, doğru olmayan gerçek dışı bilgilerle altın çıkarımının ve Türkiye’nin istikbalinin önüne geçilmeye çalışılmaktadır. Bunun en yakın örneği Cerattepe’dedir. Cerattepe örneğinde, Artvin halkını galeyana getiren, bir çok yalan bilgilerle ortaya çıkıp büyük bir kitleyi devlete karşı kışkırtan bir derneğin başkanı Çanakkale’de görülmüştür. Ancak bu dernek, Artvin’de hezimete uğradı. Almanya Bakanlıklarına gönderdikleri zarflar devletin güvenlik görevlilerince ele geçirildi. İçeriğinde yatırımcı şirketin iflas ettirilmesi, Alman bankalarından kredi kullanacağı, bu kredilerin verilmemesi gibi özel, gizli bilgilere ulaşıp bu şekilde 7 yada 8 bakanlığa yazılar göndermişlerdir. Doğru iletişim yöntemleri kullanılarak sürdürülen çalışma sonucunda bu derneğin aslında başka çevrelere hizmet ettiği ortaya çıkmış, 3 bin kişiyi sokağa döken, Artvin halkı devletine düşman eden derneğin etrafında 20 kişiyle toplanmamaktadır. Bunlar kendilerine yeni işler aramaktadır. Bu yeni işlerden birisi de Çanakkale’dir. Bu provokatif bir eylemdir. Mesela bir Alman gazetesi, Cerattepe’yi manşet yapmıştır. Bir ülke, neden başka bir ülkede olan maden olaylarını gazete manşetine taşır? Bu bir oyundur. Bu, halkın, ‘her yer siyanür olacak’ gibi yanlış bilgilerle bilgilendirerek sahip olduklarını kaybedeceği duygular üzerinden provakatif hareketlerdir” dedi.
Altın madeni eylemleri, ilk olarak Bergama’da başladı. Köylülerin destek vermesiyle büyük bir direnişe dönüşen eylemlerin, iki kahramanı vardı. Çizgili pijamasıyla meydanlara çıkan ‘Hopdediks’ lakabıyla tanın Bayram Kuzu, iddiaya göre, Çanakkale’de yapılan yürüyüşte, ‘Bu paralar nereden geliyor?’ diye sorduğu için evine gönderildi ve bir daha eylemlere alınmadı. Bayram Kuzu’nun oğlu Necati Kuzu ise, bugün hala babasının karşı eylem yaptığı altın madeninde çalışıyor. Aynı eylemlerin ‘Asteriks’ lakaplı aktörünün ise ‘Ağaçlarınız kuruyacak’ diyerek eylemleri başlattığı köyde 1000 ağaçlık zeytin bahçesinin olduğu, bu bahçeyi işleterek hayatını devam ettirdiği öne sürülüyor.
Yakın tarihli Cerattepe’de ki maden protestolarında da benzer olaylar yaşandı. Artvin halkının çevre mücadelesi olarak başlayan masumane eylemleri, devreye farklı aktörlerin girmesiyle kontrolden çıktı. Almanya'daki Kultur und Art Initiative e.V Vakfı'nın konuğu olarak her yıl 15 gün süreyle eğitimden geçirilen isimlerin hep eylemciler ve muhalif bölge gazetecilerinin olması dikkat çekici. Almanya’da bu isimlere verilen eğitim ise: “Yenilenebilir enerji kaynakları ve Artvin, Bartın, Ordu, Rize, Samsun, Trabzon, Zonguldak!” Yani Türkiye'nin her yıl 100 milyar doları aşan enerji, maden, ve metal ithalatına deva olacak olan Sinop Nükleer Santral projesi, yüzlerce Karadeniz Hidro Elektrik Santral projeleri ve Artvin maden işletmelerinin kurulmaya çalışıldığı kentler hedef.
Mehmet Güler