Yeni Parti Çanakkale Milletvekili ve Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu üyesi İsmet Güneşhan, TBMM Genel Kurulunda Yükseköğretim Kanunu Teklifi hakkında konuştu. Sözlerine Dünya Milletler Ligi'nde ikinci kez şampiyon olan Kadın Voleybol Milli Takımı'nı kutlayarak başlayan Güneşhan, liyakatli yönetimlerin ve fırsat eşitliğinin getirdiği başarılara dikkat çekti. Görüşülen kanun teklifinin ise gelecek kaygısı yaşayan gençlerin temel problemlerini çözmekten oldukça uzak olduğunu vurguladı.
Komisyonun iki yıl aradan sonra ancak toplanabilmesini eleştiren Güneşhan, teklifte YÖK Denetleme Kurulu üyeleri ve emekli öğretim üyeleri için mali düzenlemeler yer alırken asıl sorunların göz ardı edildiğini savundu. Üniversite öğrencilerinin giderek büyüyen barınma krizine ve genç akademisyenlerin düşük ücret, ağır ders yükü ile mobbing gibi problemlerine kanun teklifinde hiçbir çözüm getirilmediğinin altını çizdi.
Güneşhan yaptığı açıklamada şunları söyledi; “Öncelikle Dünya Milletleri Ligi'nde ikinci kez Dünya Şampiyonu olan Atatürk cumhuriyetimizin sultanları, Kadın Voleybol Millî Takımı'mızı yürekten kutluyorum. Gençlerimize fırsat eşitliği sağlandığında, liyakat sahibi federasyon yöneticileri iş başına geldiğinde ne başarılar ortaya çıktığını görüyoruz. Onlara bir kez daha yürekten teşekkür ediyorum. Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin ülkemizde kendisini en yalnız hisseden, gelecek kaygısıyla yaşayan milyonlarca gencimizin temel sorunlarına çözüm olmaktan oldukça uzak olduğunu görüyoruz. Üstelik Komisyonumuz da asli görevini maalesef yerine getirememektedir. Biz, Komisyon üyeleri olarak defalarca toplantı talebinde bulunduk, gerekli imzaları topladık ancak bu taleplerimiz karşılıksız bırakıldı. Ne yazık ki, Komisyonumuz -şaka gibi- iki yıl sonra ancak toplanabildi, herhâlde dönem sonuna kadar bir daha toplanmayız, bu bizim son toplantımız olur. Teklifin içeriğine baktığımızda, YÖK Denetleme Kurulu üyelerinin özlük haklarına ilişkin düzenlemeler yapıldığını, emekli olduktan sonra çalışmaya devam eden öğretim üyelerine çeşitli mali haklar tanındığını görüyoruz; eyvallah, bunlara bir itirazımız yok. Peki, şimdi buradan sormak istiyorum, ya üniversite öğrencilerinin barınma sorunu var mı bu teklifte? Tabii ki yok. Peki, ya genç akademisyenlerin düşük ücretleri, ağır ders yükleri ve maruz kaldıkları mobbing var mı? Onlar da yok bu teklifte. Yani bu teklif bunların hiçbirine maalesef cevap veremiyor. Bu teklif, ayrıca, başkasına tez yazdıranlara ve para karşılığı tez hazırlayanlara yaptırım öngörüyor. Elbette akademik sahteciliğe karşı mücadele edilmelidir, bunda hemfikiriz, buna itirazımız yok. Ancak burada sormamız gereken temel soru şudur değerli arkadaşlar, yıllardır sahte diploma iddiaları gündeme gelirken, akademik unvanlar tartışılırken, parayla tez hazırlayan şirketler âdeta sektör hâline dönüşürken neden sessiz kalındı? Akademik etik kurallar bu kadar aşınırken bugüne kadar hangi etkin mücadele yürütüldü? Bunları buradan iktidara sormak istiyorum. Yine, ayrıca bu kanun teklifinde öğrenci affı da var, onu da desteklediğimizi belirtmek istiyorum.”
“Sorunları erteleyen değil, çözen bir anlayışa ihtiyaç vardır”
“Değerli milletvekilleri, değerli arkadaşlar; Türkiye bugün eğitimde, gençlik bu politikalarında, kültürde ve sporda ciddi sorunlarla karşı karşıya. Bugün sabah okula aç giden çocukların olduğu bir ülkeden bahsediyoruz, okulunda sabun bulunmayan, güvenlik görevlisi olmayan eğitim kurumlarından bahsediyoruz, çocuklarını spor altyapısına yönlendiremeyen ailelerden bahsediyoruz. Büyük devlet olmanın ölçüsü yalnızca görkemli binalar yapmak değildir, aynı zamanda çocuklarına iyi bir gelecek sağlamak için onlara iyi bir altyapı oluşturmaktan geçiyor. Eğer bir çocuk açsa, bir öğrenci maddi imkânsızlık nedeniyle okulunu bırakıyorsa, gençler geleceklerini başka ülkelerde arıyorsa orada artık çok büyük bir sorun var demektir. Bugün ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı yüzde 31'e dayanmıştır. Yani her üç çocuğumuzdan bir tanesi evde oturuyor, ev genci olarak anılıyor. Bu tablo hepimizin ortak sorumluluğudur, bu sorumluluktan hiçbirimiz vazgeçemeyiz. Biz bütçe görüşmelerinde okullarda ücretsiz bir öğün verilmesini defalarca teklif ettik, ne yazık ki bu önerilerimiz sizlerin oylarıyla reddedildi. Diğer taraftan, dijital bağımlılık büyüyor, okul çevrelerinde uyuşturucu tehdidi her geçen gün daha da artıyor, sanal bahis gençlerimizi kuşatıyor ancak bu alanlarda kapsamlı ve etkili politikalar maalesef iktidardan göremiyoruz. Değerli milletvekilleri, değerli arkadaşlar; bu teklif, özel öğretim kurumlarında çalışan yaklaşık 200 bin öğretmenin de sorunlarına çözüm getirememektedir. 1965 yılında verilen bu hak, 2014 yılında yani sizin iktidarınız döneminde kaldırılmıştır. Öğretmenlerimiz günlerce mücadele etmiş, açlık grevinde bulunmuş ve seslerini iktidara duyurmaya çalışmış fakat bunun sonucunda bu taleplerin hiçbir tanesi karşılık bulamamıştır. Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin günü kurtaran düzenlemelere değil; gençlerini önceleyen, eğitimi güçlendiren, öğretmenini koruyan, üniversitelerini özgürleştiren ve çocuklarını yoksulluktan uzaklaştıran gerçek reformlara ihtiyacı vardır. Biz millet adına, 85 milyon yurttaşımız adına burada görev yapıyoruz. Bu nedenle, sorunları erteleyen değil, çözen bir anlayışa ihtiyaç vardır.”
Sedat Uz