Siyaset

CHP’de 'Kırmızı Koltuklu' İsyan: Gece Yarısı Görevden Alınan Ergun'dan Sert Tepki

Cumhuriyet Halk Partisi genel merkezinde yaşanan yönetim krizleri ve görevden almalar Çanakkale teşkilatında büyük bir depreme neden oldu.

Gece yarısı e-posta ile görevden alındığı tebliğ edilen CHP Çanakkale Merkez İlçe Başkanı Can Ergun, delegelerin iradesi dışında hiçbir gücü tanımadığını belirterek kırmızı makam koltuğunu parti binasının kapısına bıraktı.

CHP Genel Merkezinde Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin göreve gelmesiyle alevlenen "Mutlak Butlan" hukuki tartışmaları, Çanakkale'ye sıçradı. Merkez İlçe Başkanı Can Ergun ve yönetiminin görevden alınması, parti tabanında adeta bir öfke patlamasına yol açtı. Çanakkale İl Binası’nın bulunduğu Tarla Sokak'ta toplanan yoğun kalabalık, sloganlarla genel merkezin kararını protesto etti. Düzenlenen basın açıklamasına parti tabanının yanı sıra yerel yöneticiler de geniş çaplı katılım sağlayarak Can Ergun'un yanında yer aldı. Eyleme katılanlar arasında Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek, Kepez Belediye Başkanı Birol Arslan, önceki dönem Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, ilçe başkanları, il ve belediye meclis üyeleri ile çok sayıda partili ve vatandaş bulundu.

Parti binasından elinde kırmızı bir makam koltuğu ile çıkarak kalabalığa seslenen Can Ergun, görevden alınma sürecinin işleyişine ve zamanlamasına sert sözlerle yüklendi. Cuma günü alınan kararın üç gün boyunca gizlenip gece vakti elektronik posta ile bildirilmesini eleştiren Ergun, doğru ve meşru kararların karanlıkta tebliğ edilemeyeceğini vurguladı. Parti Meclisi'nin tüzüğe göre yeter sayısının altına düştüğünü belirterek alınan kararı hem hukuken hem de siyaseten yok hükmünde saydıklarını ilan eden Ergun, Özgür Özel liderliğinde partinin birinci parti yapıldığını ve bu ivmeden korkanların içerideki işbirlikçileri devreye soktuğunu iddia etti. Ergun, görevden alma kararını alanları "mutlak butlancılar" olarak nitelendirerek bu anlayışın Saray'ın iradesine yaslandığını öne sürdü. Konuşmasının sonunda makam bekleyenlere "Mutlak sırtlan olmayın" diyerek seslenen Ergun, siyasetteki hırsı eleştirmek için çarpıcı bir eyleme imza attı. Beraberinde getirdiği kırmızı makam koltuğunu Tarla Sokak'taki parti binasının kapısına bırakan Ergun, koltuğun değil iradenin sahibi olduklarını belirtti. Koltuk sevdalılarını o koltuğa oturmaya davet eden Ergun, yollarına daha güçlü devam edeceklerini, birbirlerinden vazgeçmeyeceklerini ve örgütlü mücadeleyle kazanacaklarını ifade etti.

“Aldıkları kararın ne siyasi ne ahlaki ne de hukuki meşruiyeti vardır”

Ergun yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; ““Değerli yol arkadaşlarım, kıymetli Cumhuriyet Halk Partililer, sevgili Çanakkaleliler Sözlerime, bu binaya ilk geldiğim gün söylediğim sözle başlamak istiyorum. 2023 seçimlerinden sonra milyonlarca insan gibi büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorduk. O gün burada Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sözleriyle seslendim: ‘Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır.’ Biz umudumuzu kaybetmeyeceğiz. Çünkü biliyorduk ki bu ülkenin gerçek sorunlarına çözüm üretecek kadrolar, değişimi gerçekleştirirse Genel Başkan Özgür Özel liderliğindeki Cumhuriyet Halk Partisi kadrolarıdır. Sonra ne oldu? 2024 seçimleri geldi. Türkiye’nin dört bir yanında halk kararını verdi. Cumhuriyet Halk Partisi’ni Türkiye’nin birinci partisi yaptı. Cumhuriyet Halk Partisi, AKP iktidarının karşısında en güçlü alternatif haline geldi. Cumhurbaşkanlığı seçiminde en güçlü adayın da, iktidara yürüyen partinin de Cumhuriyet Halk Partisi olduğu toplum tarafından tescillendi. İşte tam o noktada birileri korkmaya başladı. Çünkü umut büyüyordu. Çünkü halk değişim istiyordu. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi iktidara yürüyor, Saray ise bunu izliyordu. Ve ne yaptılar? İçimizde buldukları işbirlikçileri görevlendirdiler. Umudu büyütenleri değil, umudu tüketenleri görevlendirdiler. Mücadeleyi büyütenleri değil, teslimiyeti örgütleyenleri görevlendirdiler. Bugün kendilerine “mutlak butlancılar” dediğimiz anlayış işte tam da bunun ürünüdür. Ben açık konuşacağım. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün iki büyük eserinden biri olan Türkiye Cumhuriyeti bugün mutlak sultancılar tarafından kuşatılmış durumdadır. Diğeri büyük eseri olan Cumhuriyet Halk Partisi ise mutlak butlancılar tarafından işgal edilmeye çalışılmaktadır. Ama bilinmelidir ki; Mutlak butlancılar kendi iradeleri değil, Saray’ın iradesine yaslanmaktadır. Kendi güçlerine değil, Cumhuriyet Halk Partisi’ni durdurmak isteyenlerin gücüne yaslanmaktadır. Bu yüzden aldıkları kararın ne siyasi ne ahlaki ne de hukuki meşruiyeti vardır. Bugün bize gönderilen yazıyı gördünüz. Cuma günü alınan bir karar… Üç gün boyunca saklanıyor… Üç gün boyunca gizleniyor… Ve gece vakti elektronik posta ile bildiriliyor.”


“Bu koltuk benim değildir”

“Soruyorum; Doğru olan kararlar neden karanlıkta tebliğ edilir? Meşru olan kararlar neden örgütten kaçırılır? Haklı olan kararlar neden gece yarısı gönderilir? Çünkü onlar da biliyor. Aldıkları karar yok hükmündedir. Kendileri yok hükmündedir. Parti Meclisi yeter sayısının altına düşmüşken, tüzüğe göre böyle bir tasarrufta bulunmaları mümkün değildir. O yüzden buradan açıkça ilan ediyorum: Biz bu kararı hem hukuken hem siyaseten yok sayıyoruz. Çünkü bizi bu göreve getiren onlar değildir. Bizi bu göreve üyelerimiz getirdi. Delegelerimiz getirdi. Cumhuriyet Halk Partisi’nin örgütü getirdi. Ben bu koltuğa bir telefonla oturmadım. Bir talimatla oturmadım. Bir saray fermanıyla oturmadım.  2023 yılında da delegelerimizin iradesiyle seçildim. 2025 yılında da delegelerimizin iradesiyle seçildim. Üstelik tek aday olarak seçildim. Çünkü örgütümüz böyle istedi. Çünkü örgütümüz böyle karar verdi. İşte mazbatalar burada. Eğer beni görevlendirecek bir makam varsa, o makam Cumhuriyet Halk Partisi üyeleridir. Eğer beni görevden alacak bir güç varsa, o güç Cumhuriyet Halk Partisi delegeleridir. Onun dışında hiçbir güç tanımıyorum. Hiçbir vesayet odağı tanımıyorum. Hiçbir mutlak butlan tanımıyorum. Çünkü bu koltuk benim değildir. Bu koltuk Tarla Sokak’ındır. Bu koltuk burada duran insanların koltuğudur. Bu koltuk emeklinin koltuğudur. İşçinin koltuğudur. Öğrencinin koltuğudur. Pazarcının koltuğudur. Esnafın koltuğudur. Biz yıllardır bu koltuk için mücadele etmedik. Biz sokakta olmak için mücadele ettik. İnsanların dertleriyle dertlenmek için mücadele ettik. Bu ülkede emeklinin açlık sınırının altında yaşadığı günlerde… Öğrencilerin barınamadığı günlerde… İşçilerin ay sonunu getiremediği günlerde… Çiftçinin üretimden koptuğu günlerde… Biz çözüm üretmeye çalışıyorduk. Hükümet programı hazırlıyorduk. İktidara hazırlanıyorduk. Tam o sırada ne yaptılar? Cumhuriyet Halk Partisi’ne operasyon yaptılar. Cumhuriyet Halk Partisi’ne darbe yaptılar. Ve bugün burada bulunan herkes, o darbeye boyun eğmediği için buradadır. İşte bunun için sizlere teşekkür ediyorum. Şimdi buradan sadece mutlak butlancılara değil… Onlardan medet umanlara da sesleniyorum. Yarın bir makam çıkar mı? Yarın bir koltuk düşer mi? Yarın bir görev gelir mi? Diye bekleyenlere sesleniyorum. Mutlak sırtlan olmayın. İnsanlık tarihi mücadeleler tarihidir. Vesayet odakları kazanmamıştır. Saray operasyonları başarıya ulaşmamıştır. Halkların örgütlü mücadelesi kazanmıştır. Biz mücadelemizi sonuna kadar vereceğiz.”

“Buyurun gelin oturun bu koltuğa”

CHP Türkiye’nin iktidarıdır. Halkın iktidarıdır. Demokrasinin iktidarıdır. Aydınlığın iktidarıdır. Adaletin iktidarıdır. Genel Başkanımız Özgür Özel liderliğinde Cumhuriyet Halk Partisi kadroları nasıl partimizi Türkiye’nin Birinci Partisi yaptıysa, yarın da Ya bir yol bulacaktır… Ya bir yol açacaktır. Bizler de bu sokaktan taşıp Çanakkale’ye, oradan da Türkiye’ye akan yüzbinlerle o yolda bir olacağız, diri olacağız, iri olacağız… Ve son olarak… Bugün buraya bir koltukla geldim. Çünkü bazıları bu koltukların peşinde koşuyor. Hayır arkadaşlar. Biz koltuğun değil, iradenin sahibiyiz. O yüzden şimdi bu koltuğu buraya bırakıyorum. Tarla Sokak’ta partimizin kapısına bırakıyorum. Madem bu kadar koltuk meraklısısınız… Madem bu kadar koltuk sevdalısısınız… Buyurun gelin. Oturun bu koltuğa. Ama önce bu insanların gözlerinin içine bakın. Bu insanların vicdanına bakın. Bu insanların verdiği mücadeleye bakın. Bakalım oturabilecek misiniz. Biz ise yolumuza çok daha güçlü ve kararlı bir şekilde devam edeceğiz. Birbirimize sahip çıkacağız. Birbirimizden vazgeçmeyeceğiz. Umudu büyütmeye devam edeceğiz. Çünkü umutsuz durumlar yoktur. Çünkü Halkın Örgütlü Mücadelesi vardır. Çünkü siz varsınız. Ve biz kazanacağız. Biz kazanacağız biz kazanacağız!”

Dilgen Beril Erken