Gündem

Çağlayan: "Buraları İmara Açarken Vicdanınız Sızlamadı mı?"

İYİ Parti Çanakkale İl Genel Meclisi Üyesi Murat Çağlayan, Erenköy'de yükselen villalar üzerinden bölgenin imara açılmasına sert tepki gösterdi.

2008 yılındaki orman yangınının ardından yeniden ağaçlandırılan alanların 2012'de nasıl imara açıldığını soran Çağlayan, doğanın rant uğruna feda edilmemesi gerektiğini söyledi.

Çanakkale’nin Erenköy bölgesinde inşa edilen villalar, imar planı tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. İYİ Parti Çanakkale İl Genel Meclisi Üyesi Murat Çağlayan, 2008 yılında Çınarlı Köyü'nden başlayıp İntepe ve Güzelyalı'ya kadar uzanan büyük orman yangınında küle dönen ve sonrasında devlet-millet iş birliğiyle yeniden ağaçlandırılan bölgenin yapılaşmaya açılmasını eleştirdi. Çağlayan, yanan alanların yıllar içinde yeniden yeşermesine rağmen 2012 yılında mülga İntepe Belediye Başkanlığı tarafından onaylanan 1/1000 ölçekli Mevzi İmar Planı ile bölgenin betona nasıl teslim edildiğinin açıklanmasını talep etti. İmar planının geçmişte onaylanmış olmasının kamu vicdanını rahatlatmadığını belirten Çağlayan, sürecin arka planına dair şüpheleri dile getirdi.

 

"Mesele sadece Erenköy değil"

Doğayı yok eden kararların etik açıdan savunulamayacağını ifade eden Çağlayan, sorunun yalnızca Erenköy ile sınırlı kalmadığını, Çanakkale’nin ormanlarının, kıyılarının ve tarım alanlarının parça parça betonlaşmaya teslim edildiğini dile getirdi. Çağlayan yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; “Buraları imara açarken vicdanınız hiç mi sızlamadı? Çanakkale, tarihî ve doğal değerleriyle Türkiye’nin en kıymetli bölgelerinden biridir. Dün alınmış, bugün alınan ve yarın alınabilecek; toplum vicdanında kabul görmeyen imar planları ve uygulamaları, gelecek nesillere bırakacağımız doğa mirası üzerinde kara bir leke olarak kalacaktır. Bugün Erenköy’de yükselen villalar üzerinden ortaya çıkan toplumsal tepki, aslında yalnızca bir bölgenin değil, tüm Çanakkale’nin ortak vicdanının sesidir.   Tartışmaya konu olan bölgeye ait 1/1000 ölçekli Mevzi İmar Planı'nın, 01.11.2012 tarih ve 23 sayılı karar ile mülga İntepe Belediye Başkanlığı tarafından onaylanarak yürürlüğe girdiği ifade edilmektedir. Ancak kamu vicdanını rahatlatacak olan yalnızca "imar planının geçmişte onaylanmış olması" değildir. Asıl cevaplanması gereken sorular şunlardır:

* 2012 yılında söz konusu imar planı hazırlanırken ilgili kurumlardan hangi görüşler alınmıştır?

* Bölgenin tarım arazisi olmadığına veya tarımsal vasfını yitirdiğine ilişkin resmi raporlar mevcut mudur? Varsa bu raporların tarihleri ve içerikleri nelerdir?

* Alanın ormanla ilişkisi konusunda ilgili kurumlardan alınmış görüşler nelerdir?

* İmar planı hazırlanırken,heyelan bölgesi olup olmadığı, çevresel etkiler ,ve bölgenin doğal yapısı yeterince değerlendirilmiş midir?

 

Yaşadığımız her büyük yangının ardından,yetkililerden; “Yanan alanlar yeniden ağaçlandırılacak orman vasfı korunacak " açıklamalarını defalarca duyduk,duyuyoruz.

 2008 yılında Çınarlı Köyü'nden başlayarak İntepe ve Güzelyalı'ya kadar uzanan yaşadığımız büyük orman yangınında buralar maalesef  küle dönmüştü. Ardından devletin ve milletin emeğiyle bu alanlar yeniden ağaçlandırıldı, yıllar içinde tekrar yeşerdi.

Peki, yeniden yeşeren bu bölgeler 2012 yılında nasıl imara açılabildi? Bu kararları kimler aldı, hangi gerekçeyle aldı ve kamu yararı nasıl gözetildi?

 

Kamuoyunun vicdanını yaralayan asıl soru budur!

Çanakkale halkı bu sorunun açık ve net bir şekilde cevaplanmasını hak ediyor. Doğayı yok eden kararların etik açıdan savunulabilirliği yoktur. Mesele sadece Erenköy değildir. Mesele; Çanakkale’nin ormanlarının, kıyılarının, tarım alanlarının ve doğal güzelliklerinin parça parça betonlaşmaya teslim edilmesidir. Bu noktada yerel yönetimlere, İl Özel İdaresi’ne, belediyelere, bürokratlara, seçilmişlere ve siyasilere çok büyük sorumluluk düşmektedir. Çünkü kullanılan her yetki, atılan her imza ve alınan her karar; yalnızca bugünü değil, çocuklarımızın yarınını da şekillendirmektedir. Kamu gücünü kullananlar, sadece mevzuata değil, halkın vicdanına ve gelecek kuşaklara karşı da sorumludur. Görev makamları, rantın değil; doğanın, kamu yararının ve milletin emanetini koruma makamlarıdır. Sorumluluk taşıyan herkes, aldığı kararların hesabını hem tarihe hem halka vermek zorundadır. Çanakkale’nin doğasına sahip çıkmak, sadece bir çevre meselesi değil; aynı zamanda vicdan, etik ve gelecek kuşaklara karşı bir sorumluluk meselesidir. Çanakkale’nin doğası,yeşil vatan olarak gördüğümüz ormanları,mavi vatanın kıyıları ve tarihî değerleri rant uğruna feda edilmemelidir. Çünkü bizler, emanet aldığımız bu toprakları korumak ve gelecek nesillere aynı güzellikte teslim etmekle yükümlüyüz.  Çanakkale’nin bir karışı bile; siyasi hesaplara, kısa vadeli kazançlara ve ranta kurban edilmemelidir.”          

 

Atakan Alkış