Siyaset

CHP'den 100 Sayfalık Eğitim Raporu

Cumhuriyet Halk Partisi Çanakkale Merkez İlçe Başkanlığı, 2025-2026 eğitim-öğretim yılının sona ermesi dolayısıyla hazırlanan kapsamlı "Eğitim Raporu"nu düzenlediği basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu.

Yaklaşık beş aylık bir çalışmanın ürünü olan 100 sayfalık raporda, eğitim sistemindeki yapısal sorunlara ve çözüm önerilerine yer verildi.

CHP binasında gerçekleştirilen toplantıya; CHP Çanakkale Milletvekili İsmet Güneşhan, CHP Çanakkale İl Başkanı Levent Gürbüz, CHP Çanakkale Merkez İlçe Başkanı İbrahim Can Ergun, Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanı Nilgün Güngör, parti yöneticileri, Merkez İlçe Eğitim Komisyonu üyeleri ile sendika ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

Basın açıklamasını okuyan CHP Merkez İlçe Başkanı İbrahim Can Ergun, eğitimde yaşanan sorunların artık münferit olmaktan çıkıp sistematik hale geldiğini belirterek şunları söyledi: “2025-2026 eğitim öğretim yılını geride bırakırken, her geçen yıl olduğu gibi tek adam rejiminin yarattığı eğitim anlayışı da öğretmenini, öğrencisini, velisini, kısacası milletini geride bırakıp toplumu geleceksizleştirmeye devam ediyor. Eğitimde yaşanan sorunlar artık münferit değil, sistematik hale gelmiştir. Bilimden uzaklaşan, liyakati yok sayan, fırsat eşitliğini her geçen gün daha da aşındıran bu anlayış, çocuklarımızın geleceğini, öğretmenlerimizin emeğini ve ülkemizin yarınlarını tehdit etmektedir."

“Eğitim emekçileri, öğrenciler ve veliler büyük sorunlarla karşı karşıyadır”

Ankara'da özel sektör öğretmenlerinin ve atanamayan öğretmenlerin mücadelesine dikkat çeken Ergun, öğretmenlere yönelik artan şiddet olaylarına da tepki gösterdi. Ergun, “Bugün, Türkiye'nin dört bir yanında eğitim emekçileri, öğrenciler ve veliler büyük sorunlarla karşı karşıyadır. Son günlerde Ankara'da özel sektör öğretmenlerinin insanca çalışma koşulları ve güvenceli çalışma hakkı için yürüttükleri mücadeleyi, atanamayan öğretmenlerin yıllardır süren adalet arayışını dikkatle takip ediyoruz. Bir ülkenin öğretmenleri meydanlarda hak arıyorsa, genç öğretmenler yıllarca emek verdikleri halde mesleklerini yapamıyorsa, burada bireysel değil yapısal bir sorun vardır. Eğitim sisteminin temel taşı olan öğretmenlerimizin ekonomik güvencesizlikle karşı karşıya bırakılması kabul edilemez. Öte yandan son dönemde öğretmenlere yönelik artan şiddet olayları geleceğe dair endişelerimizi daha da arttırıyor. Öğretmene uzanan el; bilime, eğitime, Cumhuriyetin aydınlanma idealine ve ülkemizin geleceğine uzanmış demektir. Eğitim kurumlarında güvenli çalışma ortamlarının sağlanması ve öğretmenlik mesleğinin itibarının korunması devletin en temel görevlerinden biridir. Eğitim, bir ülkenin geleceğini şekillendiren en temel kamu hizmetidir.” ifadelerini kullandı.

“Türkiye'de eğitim sistemi ciddi bir kriz yaşamaktadır”

Devlet okullarındaki temel ihtiyaç eksikliklerine ve ekonomik krizin eğitime etkilerine de değinen Ergun, “Ancak bugün Türkiye'de eğitim sistemi ekonomik, yapısal ve yönetsel sorunlar nedeniyle ciddi bir kriz yaşamaktadır. Eğitimde fırsat eşitliği her geçen gün daha fazla zedelenmekte, öğrencilerimiz ve ailelerimiz ağır ekonomik yükler altında bırakılmaktadır. Nitelikli, bilimsel ve kamusal eğitim anlayışı giderek aşınmaktadır. Devlet okullarında dahi kırtasiye giderleri, temizlik malzemeleri, servis ücretleri ve beslenme masrafları aile bütçelerinde ciddi yük oluşturmaktadır. Ekonomik krizin derinleştiği bir dönemde çocuklarımızın eğitim hakkı ailelerin gelir durumuna göre şekillenmemelidir. Eğitime erişim herkes için eşit ve ulaşılabilir olmak zorundadır. Birçok okulda sabun, tuvalet kağıdı, kağıt havlu ve temizlik malzemeleri gibi en temel ihtiyaçların dahi karşılanmasında sorunlar yaşanmaktadır. Çocuklarımızın sağlıklı, güvenli ve çağdaş eğitim ortamlarında yetişmesi gerekirken okullarımız kaynak yetersizliğiyle mücadele etmektedir. Eğitim sisteminde sık sık değiştirilen müfredat ve sınav uygulamaları öğrencileri, velileri ve eğitim emekçilerini sürekli bir belirsizliğe sürüklemektedir. Bilimsel temelden uzak, günübirlik kararlarla şekillenen eğitim politikaları gençlerimizin geleceğe güvenle bakmasını engellemektedir. Sınav sistemine duyulan güvensizlik nedeniyle özel ders ve kurslara bağımlılık artmakta, eğitimde fırsat eşitsizliği daha da büyümektedir. Kamusal eğitimin güçlü olduğu bir ülkede öğrenciler başarıya ulaşmak için ek mali yüklerin altına girmek zorunda kalmamalıdır. Üniversiteler bilimsel üretimin, özgür düşüncenin ve liyakatin merkezleri olması gerekirken; gençlerimiz diplomalarının geleceğine ilişkin kaygı duymaktadır. Eğitim ile istihdam arasındaki bağ giderek zayıflamakta, genç işsizliği artmakta, nitelikli insan gücü ülkemizden uzaklaşmaktadır. Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin sayısındaki artış ise ülkemizin geleceği açısından ciddi bir alarmdır. Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarında hayata geçirilen eğitim devrimi ve Köy Enstitülerinin üretim odaklı, bilimsel, katılımcı ve özgürleştirici anlayışı bugün de yolumuzu aydınlatmaktadır.” dedi.

“Atanamayan öğretmen sorunu kalıcı biçimde çözülmelidir”

100 sayfalık raporun hazırlanma sürecinden de bahseden Ergun, çalışmanın bir danışma kurulu önerisiyle başladığını vurguladı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı sırasında Maarif Kongresi’ni toplamasını hatırlatan Ergun, “Türkiye'nin ihtiyacı; çocuklarını ezberle değil düşünmeyle, korkuyla değil özgüvenle, bağımlılıkla değil üretimle buluşturan bir eğitim sistemidir. Bizler; nitelikli, bilimsel, laik, kamusal ve erişilebilir eğitimin yalnızca öğrencilerin değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğinin de güvencesi olduğuna inanıyoruz. Çağrımız nettir: Öğretmenlerimizin hakları korunmalıdır. Atanamayan öğretmen sorunu kalıcı biçimde çözülmelidir. Öğretmene yönelik şiddete karşı caydırıcı önlemler alınmalıdır. Okulların tüm temel ihtiyaçları merkezi bütçeden karşılanmalıdır. Eğitimde fırsat eşitliği güçlendirilmelidir. Liyakat esas alınmalı, bilimsel eğitim politikaları hayata geçirilmelidir. Çünkü eğitimde kaybedilen her gün, ülkemizin geleceğinden eksilen bir gündür. Eğitimde tasarruf değil, geleceğe yatırım istiyoruz. Uzunca bir süre çalışma gerçekleştirdiler. Bir danışma kurulumumuzdan öneriyle öne çıkmıştı bu konu. Burada bizim yaklaşımımız şu oldu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurtuluş Savaşı'nda o hengamede, o yoklukta her ne pahasına olursa olsun büyük eğitim şurasını topladı. Burada aslında en büyük savaşın aydınlanma yolunda verilen savaş olduğunu vurguladı. Bizler de ülkemizin içinde bulunduğu, partimizin içinde bulunduğu koşullar ne olursa olsun eğitimin önemine dikkat çekmek açısından bu çalışmanın çok önemli olduğunu düşünüyoruz” diye konuştue konuştu.

Ergun, rapora akademisyenlerin yanı sıra Yeni Kuşak Yöneticileri Derneği, Eğitim-İş, Eğitim-Sen, Özel Öğretmen Sendikası, ÖVDER ve Yazarlar Sendikası gibi birçok kuruluşun katkı sunduğunu belirterek, raporun CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Milli Eğitim Gölge Bakanı’na da iletildiğini sözlerine ekledi.

Güneşhan: "Milli Eğitimin beka sorunu Yusuf Tekin’dir"

Toplantıda konuşan CHP Çanakkale Milletvekili İsmet Güneşhan ise 2025-2026 eğitim-öğretim yılında sorunların katlanarak arttığını ifade etti. Güneşhan, iktidarın eğitim politikalarını sert bir dille eleştirerek şunları söyledi:

“Çocuklarımız karnelerini aldı. İnşallah kazasız belasız, güzel bir tatil dönemi geçirirler. Arkadaşlarıyla, aileleriyle güzel güzel eğlenirler. Bol bol kitap okurlar, gezerler, dolaşırlar ve yeni döneme hazır hale gelirler. Tabii 2025-2026 eğitim-öğretim yılında sorunlar bir önceki yıla göre artarak daha da fazlalaştı. Şiddet olayları arttı. Başta barınma ve güvenlik sorunu olmak üzere öğrencilerimiz yine birçok sorunla karşı karşıya kaldı. İktidarın bu sorunları çözmesi beklenirken sorunlar daha da derinleşti. Ancak görünen şu ki değerli arkadaşlar, bu iktidarın bu sorunları çözebilme becerisi, yeteneği ve kapasitesi ortadan kalkmıştır. Bundan sonra da çözebilmesi mümkün değildir.

Eğitimin toplumlar ve ülkeler için ne kadar önemli olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Bunu en iyi bilenlerin başında da değişmez önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk geliyor. Demin başkanımızın da söylediği gibi, Ulusal Kurtuluş Mücadelesi'nin tam ortasında, düşman Polatlı'ya gelmişken bile Ankara'da Maarif Şurası'nı topladı. Orada ülkenin geleceğine ve eğitimine yönelik çok önemli kararlar aldı.

Değerli arkadaşlar, şu anda Türk Milli Eğitiminin, Türkiye'deki Milli Eğitim Bakanlığının beka sorunu Yusuf Tekin'dir. Yusuf Tekin göreve geldiğinden beri milli eğitimdeki sorunlar artarak devam ediyor ve hiçbiri çözülemiyor. Çözülemediği gibi, bugün Türkiye'de iki tane bakanlığın isminin önünde "Milli" kelimesi var. Bir tanesi Milli Eğitim Bakanlığı, diğeri de Milli Savunma Bakanlığı. Peki neden millidir? Çünkü bunların siyasi partilere göre değil, ulusal bir politikası olmalıdır. Toplumun uzlaştığı bir politika vardır. O politikalar çerçevesinde hem milli güvenlik ve savunma politikaları hem de milli eğitim politikaları yer alır. Ancak bu iktidar döneminde izlenen yanlış politikalar sonucunda bunu değiştirmeye çalıştılar. Fakat ne kadar çaba gösterirlerse göstersinler, ne yaparlarsa yapsınlar bunu maalesef istedikleri seviyeye getiremiyorlar. Bunu da zaman zaman kendileri itiraf ediyorlar.

Değerli arkadaşlar, bir diğer konu ise bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde Ankara'nın tam göbeğinde 13 gün süren, öğretmenlerimizin açlık grevi eylemiydi. O eylem dün itibarıyla sona erdirildi ama bu hak arayışı Türkiye'nin dört bir yanında farklı şekillerde devam edecek. Öğretmenlerimiz ne istiyor? Başta özel okul öğretmenlerimiz ve mülakat mağduru öğretmenlerimiz olmak üzere talepleri nelerdir?

Bir kere, son seçimlerde bildiğiniz gibi başta Cumhurbaşkanı olmak üzere dönemin Milli Eğitim Bakanı mülakatın kaldırılacağını söyledi ve bunun sözünü verdi. Fakat iktidara geldikten sonra Milli Eğitim Bakanının değişmesiyle Yusuf Tekin, mülakatların devam edeceğini ancak mülakat gibi yapılacağını söyledi. Bu ne demek oluyor? Demek ki daha önceki mülakatlar mülakat gibi yapılmamış. Dolayısıyla bundan sonra da yapılacağını ifade etti. Oysa yapılan mülakatlar sonucunda, yazılı sınavlarda son derece başarılı olan 1661 öğretmenimiz mağdur edilmiştir. İki yıldan beri haklarını arayan bu öğretmenlerimiz, haklarının kendilerine iade edilmesini istiyor.

Bir diğer konu da özel okul öğretmenlerimizin taban ücret konusundaki talepleridir. Oysa 1965 yılında çıkan yasayla özel okullardaki öğretmenlerimize de devlet okullarındaki öğretmenlerimiz gibi taban ücret uygulaması getirilmiş ve kabul edilmişti. Fakat yine Yusuf Tekin'in müsteşarlığı döneminde, 2014 yılında çıkarılan bir yasayla bu hak kaldırıldı. Bugün özel okullarda öğretmenlik yapan meslektaşlarımız, asgari ücretin altında, dokuz aylık sözleşmelerle çalışmak zorunda bırakılmıştır. Yani bir diğer talepleri de budur değerli arkadaşlar. Öğretmenlerimizin bir diğer talebi de anayasal ve en temel insan hakkı olan iş güvencesidir. Yani gelecekleri patronların iki dudağı arasında kalmasın. İşlerinin devam edip etmemesi yasal olarak güvence altına alınsın istiyorlar.

Biz öğretmenlerimizin sonuna kadar arkasındayız. Eğitim Komisyonu olarak da çalışmalarımızı çok yoğun bir şekilde sürdürüyoruz. Gölge Bakanımız Suat Özçağdaş ve diğer komisyon üyesi arkadaşlarımızla çalışmalarımıza devam ediyoruz. Çanakkale İlçe Eğitim Komisyonumuz da çok nitelikli ve değerli bir çalışma yaptı. Emeği geçen bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum. Bu çalışmaları bir belge, bir kitapçık haline getirdiler. Bunlar çok kıymetlidir, çünkü zaman hızla akıp gidiyor. Yıllar geçtikçe bu rapordan herkes faydalanacaktır. Bizim eğitim komisyonumuz da bu rapordan yararlanacaktır. Ben hem başkanımıza hem de komisyon üyesi arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Türkiye'de eğitimin düzelmesi, öğrencilerimizin daha iyi şartlarda eğitim almalarının tek yolu Türkiye'nin bu iktidardan kurtulmasıdır. Bunun için de sandık vatandaşın önüne geldiğinde; velilerimiz, öğretmenlerimiz ve öğrencilerimizle birlikte gereğini yerine getirip bu iktidarı görevden indirmek olacaktır.” ifadelerini kullandı.

Gürbüz: "İktidar için mücadeleye devam edeceğiz”

CHP Çanakkale İl Başkanı Levent Gürbüz ise yaptığı açıklamada, hazırlanan rapor için ilçe başkanlığını tebrik etti. İktidarın her alanda olduğu gibi eğitimde de sorunları çözmek yerine baskıyı tercih ettiğini savunan Gürbüz, şöyle konuştu “Çok güzel bir çalışma olmuş. Bunun için öncelikle ilçe başkanımı ve emeğe geçen tüm arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Ülkemizin geldiği durum bu durumda, bu eğitime yine de inatla ve kararlılıkla dikkat çektikleri için ayrıca tebrik ediyorum. Malumunuz ülkemizde artık iktidar ne ekonomiyi, ne dış politikayı, ne tarımı, ne işçiyi, ne köylüyü, ne memuru düşünmediğini ve bunları düzeltmek için herhangi bir çabası olmadığını da biliyoruz. Eğitim de aynı durumda, geldiğimiz noktada eğitim konusunda artık öğretmenlerimiz de isyan etmiş durumda ve hükümet saray rejimi her konuda olduğu gibi bu konuda da işi zorbalıkla, baskıyla, copla, gazla çözmeye çalışıyor. Bunun böyle olmayacağı son derece açık arkadaşlar. Tüm halkımız artık bunu görüyor. Bu işten bu konuda bu ülkenin tek kurtuluşu Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidarıdır. Bunun için biz elimizden geleni yapıyoruz. Çalışmaya devam edeceğiz. Sonuna kadar iktidar için mücadeleye devam edeceğiz. Halkımızın da desteğiyle bunu başaracağımıza inanıyorum.”

Toplantı, eğitim raporunun basın mensupları ve katılımcılarla paylaşılmasının ardından sona erdi.


Atakan Alkış