Gündem

“Üç Fidan” İçin Anma Yürüyüşü

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam edilişlerinin 54. yılında Çanakkale Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri tarafından düzenlenen yürüyüşte, "Tam Bağımsız Türkiye" mücadelesinin kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.

Çanakkale’de 6 Mayıs 1972’de idam edilen 68 kuşağının devrimci önderleri için anma programı gerçekleştirildi. Golf Çay Bahçesi önünde toplanan kalabalık, İskele Meydanı’na kadar sloganlar eşliğinde yürüdü. Yürüyüşe Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İl Başkanı Levent Gürbüz, Merkez İlçe Başkanı Can Ergun ve belediye meclis üyelerinin yanı sıra çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcisi ile vatandaş katıldı.

İskele Meydanı’nda yapılan basın açıklamasında, idamların üzerinden 54 yıl geçmesine rağmen Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının hatıralarının toplumun geniş kesimlerinde tazeliğini koruduğu ifade edildi. 12 Mart askeri darbe koşullarında verilen idam kararlarının hukuk dışı olduğu belirtilen açıklamada, bu sürecin bir dönemin devrimci gençlik önderlerini ve savundukları değerleri yok etme amacı taşıdığı dile getirildi.

İskele meydanında gerçekleştirilen basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi; “ 54 yıl önce bu gün Deniz GEZMİŞ, Hüseyin İNAN ve Yusuf ASLAN idam edilerek hayattan koparıldılar. İdam edilişlerinin üzerinden 54 yıl geçmiş olsa da; anıları halkın hafızasında taptaze durmakta, idealleri hepimizin ideali olarak yaşamakta, çocuklarımızın isimlerinde yaşamaktalar. 12 Mart askeri darbesi koşullarında, Sıkıyönetim Askeri Mahkemesince emir-komuta zinciriyle hukuk katledilerek, “Tam Bağımsız Türkiye” mücadelesinin yiğit evlatları, üç fidan, hakkında idam cezaları verildi. Emperyalizme ve faşizme karşı mücadele eden öğrenci gençliğe, işçi ve emekçilere, ezilen halklara gözdağı verilmek istendi. Bu idamlar, devlet eliyle işlenen siyasi cinayetlerdir. Sinan CEMGİL ve arkadaşları Nurhak’ta, Mahir ÇAYAN ve arkadaşları Kızıldere’de, İbrahim KAYPAKKAYA işkencede öldürülmüş, Deniz GEZMİŞ, Yusuf ASLAN, Hüseyin İNAN Ankara Ulucanlar Cezaevinde idam edilmiştir. Böylece, bir dönemin devrimci gençlik önderlerinin mücadele ettiği değerler egemenlerce yok edilmek istenmiştir. Gelişen halk hareketlerine gözdağı verilerek, halkın, gençliğin, emekçilerin mücadelesinin büyümeden yok edilmesi amaçlanmıştır.

Ancak sermayenin, patronların ve işbirlikçilerinin bu hesapları tutmadı. İşçiler, emekçiler, gençler Onların açtığı yoldan mücadeleye devam ediyorlar! Denizler ve 68 gençlik önderleri, emperyalist saldırganlığa ve sömürüye karşı işçi, köylü ve emekçilerin, ezilen halkların eşitlik ve özgürlük mücadelesinin simgeleşmiş isimleri oldular, halkın hafızasında yer ettiler.

68 gençlik hareketinin önder kadroları, akademik özgürlükler için, bilimsel ve demokratik eğitim için üniversitelerde mücadele etmiş, kendi kaderini halkın, işçi ve emekçilerin kaderiyle birleştirmiş, işçilerin grev ve direnişlerine destek olmuş, geniş emekçi kesimlerin, ezilen halkların hak mücadelelerini örgütlemiş, Filistin halkının özgürlük mücadelesine katılmıştır. Emperyalizm ve yerli işbirlikçilerine karşı Amerikan 6. Filosunun ülkeyi terk etmesi, NATO üslerinin kapatılması, tam bağımsız demokratik bir ülke  mücadelesinin örgütleyicisi, sözcüsü olmuştur. Zap köprüsünü inşa ederek Kürt ve Türk halkının eşitliği, kardeşliği ve ortak geleceği için, fiziki ve simgesel anlamda çok önemli bir temel atmışlardır.

O dönem aydınlar, yazarlar, sanatçılar, akademisyenler, hukukçular, idam kararlarının uygulamaması ve idam cezasının kaldırılması için imza kampanyaları düzenleyip, binlerce imzayı Meclise sundular. İdamların durdurulması talep ettiler. Bir çok ülkeden işçi sendikaları, siyasi partiler, insan hakları örgütleri idamlara karşı harekete geçtiler. Ancak, Meclis’te 273 oyla idam cezaları kabul edildi. Adlarına şiirler yazılan, türküler, ağıtlar yakılan üç devrimci gencin idam edilmesi için el kaldıranlar, “halk, özgürlük ve eşitlik düşmanları” olarak tarihteki yerlerini almışlardır. DENİZLER ise işçi sınıfının, emekçilerin, gençliğin hafızasında, Türkiye halklarının belleğinde yer ederek çoğalarak, bu güne, bizlere örnek olarak kalmış, yarına miras olarak kalacaktır.

Deniz‘in, Hüseyin'in, Yusuf'un, 6 Mayıs 1972 günü sabaha karşı Ankara Ulucanlar Cezaevi avlusunda, idam sehpasında tereddüt göstermeden ölüme yürürken haykırdıkları son sözleri; “Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye, Yaşasın İşçiler, Köylüler, Yaşasın Devrimciler! Kahrolsun Faşizm, Kahrolsun emperyalizm! Yaşasın Türk ve Kürt Halklarının Kardeşliği” olmuştur. Bu son sözleri, bugün de işçi sınıfının, emekçilerin, gençliğin ve ezilen, yok sayılan halkların belleğinde yaşamaya, mücadelede rehber olarak kalmaya devam etmektedir.

Denizlerin mücadelesinin yaşaması, amacına ulaşması için; Türkiye işçi ve emekçi sınıfları, her kesimden toplumsal muhalefet güçleri örgütlenip, sermaye sınıfının iktidarına er ya da geç son verecektir. Bizler, Denizlerin ve Türkiye devrimci tarihinin mirasına sahip çıkıyoruz. Onlar yolumuzu aydınlatmaya devam ediyorlar, mücadeleleri mücadelemiz, idealleri ideallerimizdir. Şairin dediği gibi; Sürüyor, sürecek o kavga, yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!  Yaşasın Türkiye Halklarının Eşitlik, Özgürlük, Barış ve Demokrasi Mücadelesi!  Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye!”

Atakan Alkış