Ekonomi

“Orta gelirlinin ev alması imkansız”

Çanakkale Müteahhitler Birliği  Başkanı Salih Yıldız, Boğaz TV’de Ogün İnal ile Güncel Programında inşaat sektörünü değerlendirdi.

Başkan Yıldız, artan maliyetler ve konut faizleri nedeni ile hem müteahhitler hem de tüketicilerin için durumun çok zor olduğunu ifade ederek, “Umudumuzu yitirmiyoruz, bizim bu kente  borcumuz var, piyasaların dengeye kavuşmasını bekleyeceğiz” dedi. 1915 Boğaz Köprüsü ile inşaat sektörüne hareket gelip gelmeyeceği sorusunu da cevaplayan  Başkan Yıldız, “Sadık Aydoğan çok güzel bir söz söyledi. Köprü altı şehri olmayalım dedim.  Köprüden araçların geçmesi bize bir şey getirmez. İstanbul’dan İzmir’e gitmek için köprü kullanacak vatandaşın bize faydası olmaz.  Ama Çanakkale İstanbul arası mesafe kısaldı diye burası bir kat daha cazibe merkezi haline gelebilir. Buraya yerleşmek isteyenler için avantaj sağlar” dedi.
Çanakkale Müteahhitler Birliği  Başkanı Salih Yıldız, Boğaz TV’de Ogün İnal ile Güncel Programının canlı yayın konuğu oldu ve Çanakkale’deki inşaat sektörüne ait gelişmeleri değerlendirdi.
Artan maliyetler ile yeni  daireler üretmenin zorluğunu aktaran Başkan Yıldız,  orta gelirli bir ailenin  Çanakkale’de  daire sahibi olmanın neredeyse imkansız olduğunu dile getirdi.  Yıldız, konuya ilişkin, “Vatandaşın bu maliyetler doğrultusunda daire alması çok zor.  Bir sistem olmalı. Konut faizleri 2’ye yakın. Bu ne demek fiyatın iki katını ödüyorsunuz. Mortgage ev kredisi sistemi gibi, 0,5 faizle alırsınız kira öder gibi ödersiniz. Avrupa’da böyle.  Ama biz de iki katını ödüyorsunuz. Ticaretle uğraşmayan vatandaşın ev alma şansı yok” dedi.
1915 Boğaz Köprüsü ile inşaat sektörüne hareket gelip gelmeyeceği sorusunu da cevaplayan  Başkan Yıldız, “Sadık Aydoğan çok güzel bir söz söyledi. Köprü altı şehri olmayalım dedim.  Köprüden araçların geçmesi bize bir şey getirmez. İstanbul’dan İzmir’e gitmek için köprü kullanacak vatandaşın bize faydası olmaz.  Ama Çanakkale İstanbul arası mesafe kısaldı diye burası bir kat daha cazibe merkezi haline gelebilir. Buraya yerleşmek isteyenler için avantaj sağlar” dedi.
İşte o sorular ve yanıtları…
 Çanakkale’nin birçok noktasında müteahhitliğini gerçekleştirdiğiniz yapılar var ve bu yapılarda aileler hayat sürdürüyor, size ne hissettiriyor bu durum?
“Ben Çanakkale’de her sokağa her insana dokunuyorum. Daire sattığımız aileler ile dost oluyoruz, düğünlerine gidiyoruz, nişanlarına gidiyoruz. Onlarla kız istemeye gidiyoruz.   Acı varsa cenazeye hasta varsa geçmiş olsuna gidiyoruz. Bir çok yerde yaptığımız konutlarda oturan aileler mutlu ise biz de mutlu oluyoruz. İnşaatçılığın da en güzel yanı bu. Ortaya bir şey koyuyorsunuz..  İnsanlar da yaptğınız evleri beğeniyorsa, sizi evlerine buyur ediyorlarsa inanılmaz keyifli oluyor. Her dairede emeğiniz oluyor. Biz özellikle arıyoruz soruyoruz. Üzerinden on sene geçse bile yaptığımız inşaatın peşinden koşuyoruz.  Bilimsel nitelikte fen bilgisini ve malzemeyi iyi kullanırsanız, ortaya işe yarar bir iş çıkar.  İnsanların yaşadıkları yere borcu vardır. Bir yerin yolunu yürüyor, havasını soluyor, denizini keyifle seyrediyorsan, insanına merhaba diyorsan o şehre borcu vardır. Boyacısından Valisine kadar. Böyle baktığımız zaman, bütünü görürsünüz. Çanakkale bizim için çok farklı, manevi başkentimizde yaşarken, bu ülke için dökülen kanların önemini değerini unutmadan, vefasızlık yapmadan yaşamak lazım.  Kime Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarına, can veren şehitlere. Ben abideye her baktığımda içim titrer, bu şehre iyi bakın diye sesler duyar gibi olurum. Toprak sahiplerinin de Çanakkale’ye borcu var. Üç daire fazla alacağız diye işin ehli olmayan müteahhitte arsamızı vermeyelim.  Yaşanabilirlik niteliği olan kaliteli daireler üretilecekse arsanızı verin.  Kalitesiz üç daire size zarar ettirir, kar ettirmez.”
Müteahhitler Birliğine geçtiğimiz yılın Ağustos Ayı’nda başkan seçildiniz. Ne kadar aktif bir insan olduğunuzu da biliyoruz.  Zorlu bir sürecin içerisinde başkan seçildiniz?  Planlarınız da neler var?
Müteahhitler Birliği kurucular kurulunda çalışmaya başlarken, ben zaten yedi kişi ile birlikte Çanakkale’de hiçbir işin gelişigüzel yapılamayacağı düsturu ile yola çıkmıştım.  On yılı geçen bir sürede amacımız her şeyin takip edilmesi, herkesin müteahhitlik yapmaması, teknik kadroların ve iyi ekiplerin oluşması o ekibin bilgisinin toprağa temele binaya ve yaşaması yansıması mantığında yola devam ettik. Benden önceki başkanlarımız bu işim devam ettirdi. Biz bir ekibiz. Bu müteahhit grubunun bir araya gelmesi ciddi bir sermaye grubununum da bir araya gelmesi demek. İstihdam yaratıyoruz ve bu aşamada toplumun eğitimsiz kesimi ile yani herhangi bir eğitime tabi tutulmadan iş sahibi olmak isteyenleri de barındırıyoruz.  Onları istihdam ediyoruz. İnşaat sektörü lokomotif güç oldu bir dönem, o dönemde birçok insan müteahhitlik yapmaya başladı.  Hem daire sahibi olmak isteyenleri mağdur ettiler hem de ortaya kötü yapılar çıktı.  Federasyon ile bağlantılarımız, diğer inşaat grupları ile yaptığımız görüşmelerde bir tepki ortaya koymak gerektiğini düşündük.  Kademelendirme geldi. Belli karneleri olmayan insanlar bazı işleri yapamıyor. İşi ehline bırakmak lazım.  Bizim yönetim kurulumuzda iyi bir kadro var, tüketiciyi koruyan kimse yanımızda yer vardır.
Sektörünüz covit sürecini nasıl geçirdi?
İnşaat sektörü çalışanları yakın temas halinde çalışan personellerden oluşur.  İlk zamanlar çok zorlu oldu. Kimi zaman sayı azalttık, kimi zaman durdurduk. İnşaat sektöründe kapanma sürecinde çok kolaylıklar da getirildi. Biz tedbirler ile işimize devam ettik. Çalışanlarımızın sağlık kontrolleri sürekli yapıldı.  Dairesine geç kavuşan aileler oldu. İşimiz gecikti, gecikme sürecinde maliyetler arttı.
Maliyetler ne durumda, sıradan vatandaş ev alabilecek mi?
Şu an en büyük girdimiz beton ve demir.  Çimentocular ile konuşuyoruz, çok pahalı diyoruz, onlar da diyor ki enerji üretenle konuşun, enerji tek tabanca. Demir tonu 820 dolar. Beton metreküpü 250-300 TL iken 600 TL oldu.  900 TL’ye aldığımız kereste 3,200 TL.  Plastik hammaddeli işlemleri sayamıyorum artık. Bizim bir senede maliyetimiz yüzde yüz arttı.   Brüt 120 metrekare bir iki artı bir dairenin metrekaresi 5 Bin TL’nin altında bir maliyetle yapılmıyor. Arsa payını da koyunca bu ev 1 milyon demek. Üretim sürecinde krediler, faizler müteahhiti etkileyecek.  Zararına ev satma şansımız var mı? Ev alan aile hesap yapıyor ama arsa payını hesaba katmıyor. Arsa bedava değil ki.  Çevre donatıları var.   1 milyon öngörü ile başladığımız bir işte çevre donatısı 3 milyona mal oldu.  Bu arada biz daireleri satmışız, aradaki 2 milyonu satışa yansıtamazsınız. Çanakkale’den çok müteahhit geldi geçti. Çarpan gitti, kandıran gitti.  Mağdur olan vatandaş oldu. Vatandaşın bu maliyetler doğrultusunda daire alması çok zor.  Bir sistem olmalı. Konut faizleri 2’ye yakın. Bu ne demek fiyatın iki katını ödüyorsunuz. Mortgage ev kredisi sistemi gibi, 0,5 faizle alırsınız kira öder gibi ödersiniz. Avrupa’da böyle.  Ama biz de iki katını ödüyorsunuz. Ticaretle uğraşmayan vatandaşın ev alma şansı yok. 
Yani yüz metrekare iki artı birin maliyeti beş yüz bin. Yüzde kırk ile de arsa aldınız. Çevre düzenlemesi de var.  Bir milyona yaklaştı maliyet. Biz üreterek para kazanıyoruz.   Müteaahitler inanılmaz paralar kazanıyor zannediliyor. Öyle bir şey yok.
Son projenizden ev alanlar, maliyetler artışı ile birlikte yüzde yüz karlı oldu. Bundan sonra ne olur.
Ev alan hep kazanır. Bundan sonrası tufan… Artık iyi bir daire bir milyon bandında. Biz ürettiğimiz malım maliyetine bakarız değerini biçeriz. Biz önümüzde bakacağız. Bir denge yerine oturacaktır. Bir planlama ile yaşanabilir şehirler oluşturmak adına yeni kararlar alınmalıdır.  Türkiye’de istatistiklere göre yaşanabilir iki şehir vardır, biri Sinop biri Çanakkale. Bu şehri bozmamak lazım.  Buraya göç gelmez sanayi yok. Buraya yaşamayı seven emekli insanlar gelir. Birikmiş parası ile daire almaya insan gelir. 70’li yılların gecekondulaşması bugün kentsel dönüşümleri oluşturdu. Kontrolsüz göç sorun çıkarır.  İnşaat sektörü binlerce kaleme yayılır, milyon sayıda istihdam oluşturur.
Bundan 3-4 sene önce bir çok müteahhit ekonomik kriz sonrası iflas etti, mağdurlar oluştu. Bundan sonra vatandaşlar nelere dikkat etmeli?
Biz birlik olarak vatandaşa her zaman bilgi vermeye hazırız. O dönemde benim yüzde 35 arsa payı verdiğim yere sıradan bir müteahhit yüzde 50 verince arsa sahibi onu tercih etti.  Ama kaliteli işler ortaya çıkmadı. Hayatında klozete oturmamış adama ev yaptırıldı.  Şimdi tecrübesiz insanlardan yaşam alanı oluşturması beklendi. Öncelikle daire alacak vatandaş araştırma yapmalı, önceki işlere bakmalı. Projenin konumuna bakmalı. Biz sözleşmemizde işi bitiremediğimiz tarihten bitene kadar kira ödemeyi taahhüt ediyoruz. Biz kendimize güveniyoruz. En büyük sıkıntı arsa sahiplerinde. İş iki daire fazla almak değil, iş kaliteli yaşam alanı çıkarmak. Bu iş malzeme meselesi. Biz en iyisi ile çalışıyoruz. Bize memnuniyet iş yaptırır. O dönemde herkes ucuz ev almak istiyordu.  Bir teyze bir müteahitti elinde pankartla protesto etti.  Benim 300 bine ev sattığım dönemde o 150 bine ev satıyordu.  Her şeyin bir değeri vardır. Merkez’de iyi  bir yer bulursak birlik olarak bir masa oluşturup vatandaşın sorularına cevap vereceğiz. Müteahhit aynı zamanda ameledir. Zaten amele olamazsa o işi yürütemez.  Ben Geyikli ’de işçi bulamadım, keresteleri kendim indirdim, tırın üstünden indiğim gibi bir daire alacak aileye iki daire sattım.”
Çanakkale’de kentsel dönüşüm hakkında neler söylemek istersiniz?
İlk kentsel dönüşümü ben yaptım. Dönüşüm ciddi bir sorun. Devlet katkı vermelidir. Emekli insanı evinden çıkarıp 600-700 binlik ev yapıyorsunuz. Devlet bu noktada araya girmeli, her iki tarafın da mağduriyetin gidermelidir.  Ev yıkılacak, müteahhit yeniden yapacak, aile kiraya çıkacak. Sosyal devletin amacı vatandaşın barınma hakkını korumaktır. Sosyal konutlar apayrı bir olay kat sayısı on üçten sekize düştü. Beşi vatandaşın, üçü sizin.  Mümkün değil. Ada bazında olsa idi biz hallederdik ama mal sahipleri ile anlaşmak da çok zor. Bir dairede 10 hak sahibi olabiliyor. Ciddi sorun.
Çanakkale Boğaz Köprüsü’nün faaliyet geçmesi ile birlikte sizin sektörünüze bir ivme gelecek mi?
Ulaşım her zaman rağbet getirir.  Tarlanızın yanından yol geçiyorsa tarlanız değerlidir.  Köprü muhteşem bir olay. Ben köprünün merkezimizde olmasını isterdim.  Çevre yolunda sıkıntılar var. Geçiş ücretleri yüksek, benzin yüksek, otoyollar yüksek. Şu anda öngöremiyorum bir şey.  Sadık Aydoğan çok güzel bir söz söyledi. Köprü altı şehri olmayalım dedim.  Köprüden araçların geçmesi bize bir şey getirmez. İstanbul’dan İzmir’e gitmek için köprü kullanacak vatandaşın bize faydası olmaz.  Ama Çanakkale İstanbul arası mesafe kısaldı diye burası bir kat daha cazibe merkezi haline gelebilir. Buraya yerleşmek isteyenler için avantaj sağlar.  Ben bu ülkede yapılan bütün köprüleri gördüm. Maliyetleri karşılınca bedava olacak köprülerdi onlar. Bırak bedavayı giderken de ödüyoruz, gelirken de ödüyoruz. Ülkemiz zor günlerden geçiyor, bu ülke kalkınacaksa hepimiz taşın altına elimizi koyacağız. Gerekirse parmağımızdaki alyansı da satarız ama yeter ki güvenelim.”
2022 sizce nasıl geçecek?
“Seramikten örnek vereyim. Eskiden çekimizi veriyorduk alıyorduk. Şimdi aldığımız tarihte kur, elektrik, benzin kaç para teslim tarihinde kaç para. Aradaki farkı da ödeyip alıyoruz.  Bu şekilde bir inşaata girince olmuyor. Ben şimdi beklemedeyim. Döviz oturmadı, sistem dengede değil. Öngörüm yok. Konut kredileri ikiye dayanmış. Becayiş faizi yüzde otuz beş. Arsa maliyetleri, girdi maliyetleri ana kaynak doğalgaz elektrik akaryakıt durmadığı sürece nasıl iş yapacaksınız? Üretim yapmayan toplumlar, tarımdan vazgeçen toplumlar sonuca katlanır.  Umudumuz yitirmiyoruz ama belirsizlik var.”
Kepez Belediyesi güreşlerinde ağa oldunuz, tebrik ediyoruz sizi.
“Kepez Belediye Başkanı ile biz dostuz. Güreşimiz var, yanımızda olur musun dedi. Bilmediğim bir iş ama ağamız olur musun dedi. Ben ağalık sistemine karşıyım ama bu sosyal bir olay, ben yanlarında olacağım. Birol Başkan ile bir yol yürüyeceğiz. Ben hayvanseverim. İnanın deve sahipleri çocuklarına nasıl bakıyorsa develerine de öyle bakıyor. Deve güreşi zaten laf üstünde güreş. Orada mesele sosyalleşmek. Orada matador yok. Bu şehirde yaşıyorsak hepimiz birbirimize el vereceğiz.”
Dilek Akşen