Gündem

Bülent Turan, Jülide İskenderoğlu TBMM’de konuştu Ağaç katliamı yok  

AK Parti Grup Başkanvekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan, Kirazlı’daki altın arama bölgesinde ağaç katliamı olduğu iddiasını doğru bulmadığını belirterek, “ Orada on sene önce verilen bir ÇED raporu var. Alan genişlemiş değil, ağaç sayısının değişmesi ağacın etrafındaki filizlerin büyümesi


AK Parti Grup Başkanvekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan, Kirazlı’daki altın arama bölgesinde ağaç katliamı olduğu iddiasını doğru bulmadığını belirterek, “ Orada on sene önce verilen bir ÇED raporu var. Alan genişlemiş değil, ağaç sayısının değişmesi ağacın etrafındaki filizlerin büyümesine bağlı bir yaklaşım” dedi. AK Parti Çanakkale Milletvekili Jülide İskenderoğlu ise, yer altındaki maddenin ekonomiye kazandırılmasının önemine değinerek, bölgede siyanürle altın arama yapılmadığını hatırlattı.
 
Önceki gün TBMM’de Çanakkale konuşuldu.  CHP grubu tarafından Çanakkale'de faaliyet gösteren termik santrallerin ve maden ocaklarının araştırılması için önerge verildi. Önerge reddedilirken AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan ve Milletvekili Jülide İskenderoğlu önemli açıklamalarda bulundu.  AK Parti Grup Başkanvekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan, Kirazlı’da bulunan altın madenlerinde ağaç katliamı yapıldığı iddialarına meclis kürsüsünden cevap verdi. Konuşmasında yanlış yapılmasına izin vermeyeceklerini söyleyen Turan, “Söz konusu yerde ağaç katliamı olduğu iddiasını doğru bulmuyorum. Orada on sene önce verilen bir ÇED raporu var. Alan genişlemiş değil, ağaç sayısının değişmesi ağacın etrafındaki filizlerin büyümesine bağlı bir yaklaşım” şeklinde konuştu.
 
SÖZ KONUSU YERDE AĞAÇ KATLİAMI OLDUĞU İDDİASINI DOĞRU BULMUYORUM
Ağaç katliamı olduğu iddialarının doğru olmadığını belirten Turan, çevreye zarar verilecek hiçbir şeye izin vermeyeceklerini belirterek, “Öncelikle, Çanakkale cumhuriyetimizin önsözü, özel bir kent, şehitler kenti. Her kentte ısrarcıyızdır ama Çanakkale’de ekstra ısrarcıyızdır yanlış yapılmaması için. Söz konusu maden vesaireyle ilgili bir samimiyet problemi olduğunu düşünüyorum. Şundan dolayı: Bakınız, Troya’dan beri altın madeni konusu o bölgede hep olmuş. Bir değil birden fazla madencilik kolu söz konusu. Bununla ilgili eğer samimi bir yaklaşım olsaydı, her konuyla ilgili gerekli adımlar için talepte bulunulurdu. Bizler vekiller olarak, tüm bürokrasiyi takip ederek, orada çevreye yanlış yapılmadan, ormana yanlış yapılmadan sanayi yatırımı olmasını, madencilik olmasını istiyor ve destekliyoruz. Söz konusu yerde ağaç katliamı olduğu iddiasını doğru bulmuyorum. Orada on sene önce verilen bir ÇED raporu var. Alan genişlemiş değil, ağaç sayısının değişmesi ağacın etrafındaki filizlerin büyümesine bağlı bir yaklaşım. Alan, aynı alan. Dolayısıyla, bir yanlış varsa bu yanlışı beraber takip edip durduralım. Hiç kimsenin avukatı değiliz. Çanakkale’de hiç kimsenin yanlış yapmaması bizim görevimiz. Takip edeceğiz, yanlışa izin vermeyeceğiz ama “senin madenin”, “benim madenim” tarzı bir yaklaşımı, bazı madenlere göz kırpıp bazılarını görmemeyi doğru bulmuyorum. Çanakkale’de maden varsa bu tüm millet için bir değerdir, uluslararası standartlarda, o şartlarda çıkarılması görevdir, hatta geç kalınmıştır. Amerika’nın, Rusya’nın, Çin’in dünya kadar maden çıkardığı, altın çıkardığı bir dünyada hâlâ biz ithalat aşamasındaysak altınla ilgili bir yanlışımız var. O yüzden, tarımı kollamak baş tacı görevimiz. Kazdağları bizim Kazdağlarımız, görevimiz ama altındaki madeni uluslararası standartlara uygun olarak çıkarmak da başka bir görevimiz. Çanakkale’nin hâlâ -özür dileyerek söylüyorum- lağımı boğaza akıyor. Nerede çevreciler? Birçok yerde diğer ilçelerimizde benzer sıkıntılar, iddialar söz konusu oldu. Nerede bu arkadaşlar? Ama bunu doğru bulmuyorum. Dolayısıyla, Troya’dan beri gündem olan bu meseleyi aklıselimle, soğuk akılla değerlendirmeyi doğru buluyorum. Bir örnek daha vereceğim Sayın Başkan. Biliyorsunuz, köprümüz bir dünya standardı ötesinde yapılıyor, harika bir çalışma, bir proje. Bu köprü yapılırken -bırakın altın madeni tarzı sıkıntıların olup olmaması meselesini- etraf betonlaşmasın diye 7 tane büyük ovayı tarım sit alanı ilan ettirdik. Köprü olsun ama asla tarıma zarar vermesin istiyoruz. Aynı hassasiyeti tüm yatırımlar için gündemde tutuyoruz” ifadelerini kullandı.
 
ÇEVRESEL ŞARTLAR, MEVZUAT, ÇED RAPORLARI TEK TEK YERİNE GETİRİLİYOR
AK Parti Çanakkale Milletvekili Jülide İskenderoğlu ise ÇED raporlarının yerine getirildiğini söyleyerek, “Tüm gelişmiş dünya ülkelerinde yapılan yatırımlar gibi ülkemizde de büyük projelere imza atıyoruz. Dünyayla rekabet edebilen ve büyük projelere hedefleri doğrultusunda ilerleyen bir Türkiye için yer altı ve yer üstü zenginliklerimizi verimli ve etkin bir biçimde kullanmamız gerekir. Bu durumda da daha çok enerjiye ihtiyaç duyuyoruz. Bütçe açığımızın büyük çoğunluğunu enerjinin oluşturduğunu… Ülkemizin enerji kaynaklarını, madenlerini, yerel kaynaklarını millî ekonomimize kazandırmaktan daha doğal bir şey olamaz. Her gelişmiş ülke gibi Türkiye'nin de kendi enerji kaynaklarını çevreye de zarar vermeyecek tedbirler alacak şekilde değerlendirmesi olağan ve zorunludur. Mustafa Kemal Atatürk’ün 1935 yılında Türkiye'de Maden Kanunu’nu çıkardığını hatırlatmak isterim. Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın 1 Mart 1922’de söylediği “Topraklarımızın altında el değmemiş hâlde duran maden hazinelerini az zamanda işleterek milletimizin yararına kullanmalıyız.” sözüyle bu konuya bakışını ortaya koymuş ve madencilikle barışık bir toplumu işaret etmiştir. Yapılan her enerji yatırımında, termik santralde ve madencilik faaliyetlerinde çevresel şartlar, mevzuat, ÇED raporları tek tek yerine getiriliyor. Hiç kimse çevre konusunda, ormanlar konusunda bizden hassas olduğunu iddia etmesin” dedi.

SİYANÜR KULLANILMASI SÖZ KONUSU DEĞİLDİR

Aramaların siyanürle yapılmadığını da belirten Jülide İskenderoğlu, “Dünya kuraklaşmaya başlarken orman varlıklarımızı 15 milyon dekar arttırarak 223 milyon dekara çıkarttık. Ağaçlandırma ve on altı yılda 207 adet içme suyu tesisimizle 2 milyon vatandaşa kaliteli içme suyunu sağlayan, 4 milyar 39 milyon yeni fidan diken ve 30 milyon dekarlık alanı korumaya alan hükümetimizdir. Söylem üretirken elinizi vicdanınıza koymanızı ve projelerimizi incelemeden lütfen ezbere konuşmamanızı rica ediyorum. En çok dile getirilen altın aramaları konusunda, ÇED süreçlerinde, altın arama ve çıkarma çalışmalarında siyanür kullanılması söz konusu değildir. Arama çalışmaları sırasında kullanılan solüsyon su, bentonit ve baritin karıştırılmasıyla oluşturulmuş doğal bir çamurdur. Çıkarma çalışmalarıysa, diğer maden türlerinde olduğu gibi, patlamalı açık ve kapalı ocak işletmeciliği yöntemiyle yapılmaktadır. Maden arama faaliyetleri ÇED Yönetmeliği’nden muaf tutuluyorken 2009 yılında ÇED Yönetmeliği’nde yapılan değişikliklerle kapsam alanına alındı. Altın madenlerinin aranmasının, üretiminin, termik santrallerinin projelendirilmesinin ÇED süreçlerinde 20’ye yakın kurumun değerlendirme ve inceleme komisyonlarının tek tek değerlendirme ve onayları alınıyor. Onay için müracaat edilen kurumlar listesinin çokluğu hassasiyeti göstermektedir. Ayrıca, ÇED olumlu kararına esas projenin faaliyete geçmesiyle nihai ÇED raporunda belirtilen önlemlerin alınmadığı ve taahhütlere uyulmadığının tespiti durumunda Çevre Kanunu’nun 20’nci maddesi gereğince gerekli yaptırımlar uygulanmaktadır. Tüm illerimizde olduğu gibi, destanlar ve şehitler diyarı Çanakkale’mizde tarihi ve doğayı koruyoruz. On yedi yıl önceki Çanakkale ve şimdiki Çanakkale aynı Çanakkale değil. Çanakkale’de faaliyet gösteren termik santrallerin 5 tanesi çevre izin lisansı almış olup Çan ilçesi Yaya köyü sınırları dâhilinde yer alan Çan 2 termik santrali geçici faaliyet belgesi almış ve çevre lisans süreci başlatılmıştır. Orman Kanunu’nun 16’ncı maddesinde uygulama yönetmeliği kapsamında verilen ön izleme belgeleri, kesin ağaçlandırma arazi ve izin belgeleri alınmaktadır” şeklinde konuştu
 
 
LAĞIM SUYUNUN ÇANAKKALE’DE DENİZE DÖKÜLDÜĞÜNÜ UNUTMAMAK GEREKİR
 
Güzelyalı’da lağım suyunun denize aktığı yönündeki şikayetleri mecliste dile getiren İskenderoğlu, konuşmasını şöyle tamamladı: “Bugün, Çanakkale’nin çevre sorunlarını konuşacaksak sonuna kadar sözde değil eylemde çevreci olmayı savunmamızın samimiyet olduğunu unutmadan, öncelikle Çanakkale merkezde, 10 kilometre ilerisinde, çocuklarımızın denize girdiği Güzelyalı mevkisinde ne yazıktır ki lağım suyunun Çanakkale’de denize döküldüğünü unutmamak gerekir. Biz, öncelikle 2 AK Parti Çanakkale Milletvekili olarak, değerli Çanakkale vekilimize de şunun sözünü verebiliriz: Çanakkale’nin denizinden toprağına, bir tane ağacına kadar… Bizler evlatlarımızı Çanakkale’de yetiştiriyoruz, Çanakkale çocuğu olmakla övünüyoruz, bizler buraya sahibiz ve eğer Çanakkale’nin toprağına zarar gelecek en ufak bir şey varsa biz burada, her zaman mücadeleye hazırız.”

Mehmet Güler