Siyaset

Turan: "Dar kadroculuktan kurtulmalıyız"  

AK Parti Grup Başkanvekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan, 2019 seçimleri yeni bir döneme kapı aralarken işlerinin zamankinden daha zor olduğunu belirterek, '2019’da kazanmak istiyorsak dar kadroculuktan kurtulmalıyız. Bütün toplumsal kesimleri kuşatmayan bir siyaset kaybedecektir' dedi. 

AK Parti Grup Başkanvekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan  İstanbul'da düzenlenen '2023 Gençlik Şurası' toplantısında konuştu. AK Gençlik'in her kademe aktif rol alması tavsiyesinde bulunan Turan, AK Gençlik'in olumlu bir figür olarak milletimizin hafızasında yer etmesi gerektiğini söyledi. Turan, "2019 seçimleri, önceki seçimlerin hepsinden daha zor olacak. İktidar koltuğunu elde edebilmek için toplumun yarısından fazlasının oyuna ihtiyacımız var. 2019’da kazanmak istiyorsak dar kadroculuktan kurtulmalıyız. Bütün toplumsal kesimleri kuşatmayan bir siyaset kaybedecektir. Türkiye, bir inançlar, diller mozaiğidir. Her dilden, her inançtan insanı partiye katmalıyız. Diğer partiler gibi kimlikçi anlayışlara kapılarımızı kapatmalıyız. Farklı toplumsal kesimlere açılacak kanallar bulmalıyız. Kimi zaman spor müsabakalarıyla, kimi zaman konserlerle, kimi zaman pikniklerle bu sosyal birlikteliği güçlendirmeliyiz. Dışlayıcı, ayrıştırıcı dil kullananları partide barındırmamalıyız. AK Gençlik olumlu bir figür olarak milletimizin hafızasında yer etmelidir. Başkalarını ötekileştiren, dışlayan bir dile bu partide izin verilmemelidir. Hoşgörü, şefkat, merhamet, hüsnü-zan bizim değerlerimiz olmalıdır. Bu pencereden hayata yaklaşmayanların ne partimize ne de milletimize bir faydası olur" 
AK PARTİ 80 MİLYONUN PARTİSİ OLMALIDIR 
AK Parti'nin her kesi kucaklaması gerektiğini de vurgulayan Turan, sözlerini şöyle sürdürdü, " Bu parti, fakirin olduğu kadar zenginin, işsizin olduğu kadar çalışanın partisidir. Bu parti Kars’ın dağlarında koyun atlatan çobanın olduğu kadar, Maslak’ta çalışan bir beyaz yakalının da partisidir. Biz bir kesimin değil, bütün kesimlerin partisiyiz. Bu algıda olmayıp kendi dar pencerelerinden Türkiye’ye bakanların bu ülkeye bir katkısı olamaz. Bilişim çağında kendi içine kapanan bir gençlik değil, dünyaya açılan bir gençlik zafer kazanır. Çağın iletişim şekli değişiyor, dili değişiyor. Artık belki de broşürlerle, dev bayraklarla, afişlerle gençlere ulaşamayız. İletişimin getirdiği olanaklarla daha fazla gence ulaşabiliriz. Henüz 18 yaşında olup, hazırladığı videolarla Youtube’da 1 milyon takipçi edinen gençlerle gençlere ulaşabiliriz. Mizah, gençler arasında iletişimi sağlayan yollardan biri. Gençlere mizahla ulaşmanın yolları aranmalıdır. Eski yöntemler artık geçmişte kaldı. Mevlana’nın da dediği gibi, “Dünle beraber gitti, cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait. / Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.” 
21. ASRIN TÜRKİYE’NİN YÜZYILI OLMASINI İSTİYORSAK HAYAL KURAN BİR TÜRKİYE İNŞA ETMELİYİZ 
"Usta şair Yahya Kemal’in dediği gibi, “İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar” Yeni bir gelecek inşa etmenin ilk adımı hayal kurmak olmalıdır. Hayalleri olmayan bir insanın hayatta hiçbir başarısı olamaz" diyen Turan, "15 Temmuz gecesi, yeni bir Türkiye’nin hayaliyle yanıp tutuşmasaydık tankların önüne dikilmezdik. Tam da hayallerimiz için darbeye karşı direndik ve kazandık. Hayal kuran bir gençlik, yeni Türkiye’nin gücü olacaktır. Türkiye’de sessiz bir devrim yapan, Cumhuriyeti milletle buluşturan bir partinin gençliği hem bugünü hem de geleceği yönetmeye aday en büyük güçtür. Recep Tayyip Erdoğan gibi bir liderin öncülüğünde yeni bir Türkiye’yi inşa etmek bizim öncelikli vazifemiz olmalıdır." dedi. Kimlikçi siyasi yapıların tehlikesiyle karşı karşıya olan gençliği kurtaracak olan yine AK Gençlik olabilir. 
AK Parti iktidarı altında büyüyen gençler, zenginleşen, orta sınıflaşan bir kitlenin içinde büyüdüğünü belirten Turan, sözlerini şöyle tamamladı: "Ekonomik açıdan muazzam imkânlara kavuştular. Her şehirde üniversite açılması sonucu dışarı gidemeyen gençler, şehirlerindeki üniversiteler yoluyla eğitimli kesimin arasına girdiler. Bu üniversiteler sınıfsal geçişi sağladı. Alt sınıftan gelenler, orta, orta-üst sınıfa yükseldiler. Bu gençler, geçmiş dönemlerde yaşanan sıkıntıları bilmiyorlar. Hamaset üzerinden yükselen bir kimlikçi siyaset ile karşı karşıyalar. Türkçülük, Kürtçülük, laikçilik. Hangi kimlik siyasetini ele alırsanız alın bu siyasetler hamasi bir dille sadece duygulara sesleniyor. Aklı arka plana itiyor. Böylesi bir ortamda AK Gençliğin vizyonu, kimlikleri aşarak, birleştirici bir yönelim ortaya koyuyor. Bu tablo karşısında AK Gençlik, sadece siyasette değil, evde, işte, okulda, sokakta, kafede örnek bir insan olmalıdır. İyi ahlâk sahibi olmalıdır. Biz, doğruluğundan, dürüstlüğünden dolayı “Muhammedül Emin” diye hitap edilen bir Peygamberin ümmetinden geliyoruz. Onun ahlâkından nasiplenmeliyiz. Siyasi faaliyetlere ayırdığımız zamanın çok daha fazlasını sosyal faaliyetlere ayırmalıyız. Hayatı bir parti ile sınırlandırmamalıyız. Sözü olanı, eleştireni, sorgulayanı dinlemeliyiz. Şeyh Edebali Osman Gazi’ye öğüt verirken, “öfke bize, uyanıklık sana; gücenmek bize, gönül almak sana” diye devam eder. Öfke onlara ait olacak, uysallık bize ait olacak. Çünkü bizler doğru yolda olduğumuzdan eminiz. Doğru yolda olanlar da karşısındakinin öfkesinden korkmamalıdır. Sükûnetle karşısındakini ikna etmeye çalışmalıdır. Bizlere oy vermeyenlerin de, AK Parti siyasetini eleştirenlerin de dürüstlüğümüzü takdir edeceği bir profil çizmeliyiz. AK Gençlik denildiği zaman, insanların siyaseten eleştirileri olsa bile ahlâken eleştirilerinin olmaması gerekir. Çünkü hayat, siyaseti aşar. Biz, iyi siyasetçi olmaktan öte iyi insan olmaya çalışmalıyız. Bu ülkede sadece AK Partililerin yaşamadığını, hep beraber bir millet olduğumuzun bilincinde olmalıyız" 
Mehmet Güler