Gündem

Turan: 15 Temmuz Gecesini Anlattı

AK Parti Grup Başkanvekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan, 15 Temmuz ruhuna en çok yakışan illerden bir tanesinin Çanakkale olduğunu belirterek, o gece yaşananları anlattı.

AK Parti Grup Başkanvekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan 15 Temmuz darbe girişimi gecesinde yaşananlar hakkında açıklamalarda bulundu. 15 Temmuz gecesi Çanakkale’de bulunduğunu belirten Turan, 15 Temmuz’un milletin kaderin çok önemli bir nokta haline geldiğini belirtti. Milletin 15 Temmuz’u unutmaması, unutturulmamasının gelecek nesiller için çok kıymetli bir hatıra olduğunu vurgulayarak, “Her milletin tarihinde milli egemenliğe kasteden, yan bakan demokrasiye karşı gelmek isteyenlere karşı bir duruş vardır. Bu Türkiye’de zaman zaman darbelerin başarıya ulaştığı, Başbakanların asıldığı süreçlerin de yaşandığı süreç ile beraber 15 Temmuz’u bu milletin genci, yaşlısı, kadını, erkeği hep beraber meydanlara çıkarak, basını ile siyasetçisi ile bir tavır ortaya koyarak, bütün planları bozan bir fotoğraf haline getirdi. O gün tüm milletvekillerimiz, tüm partilerimiz elinden geldiği kadar bir şeyler yapmaya çalıştılar. Bir grubumuz Ankara’da idi meclise geldiler bu milli meclisi sahiplenmeye çalıştılar. Cumhurbaşkanımızın davetine önayak olarak o konuda bir direniş başlatmaya çalıştılar. Çok az bir grubumuz da maalesef oturup televizyon karşısında maalesef darbeyi izleme sürecini tercih ettiler. Bunu tarih not ediyor. Milletin hafızası da vicdanı da not ediyor. Ben o gün seçim programında Çanakkale’deydim. Bizim oradaki kampanyamız; ilçeler, iller toplantımız vardı. Saat 22.30 itibari ile bütün teşkilatımız ile beraber Çanakkale meydanına geldik. O meydandaki direnişimizi, yürüyüşümüzü başlattık. Hamdolsun Çanakkale’de ufak tefek sıkıntılar hariç bir yanlış olmaması sağlandı. O gün Çanakkale’de çok ilginç hatıralarımız var. O gün Çanakkale’de eğitime gelen 500’e yakın FETÖ’nün askeri İstanbul’a gitme desteği süreci başlamışken; oradaki paşamız, valimiz, emniyetimiz hep beraber büyük adımlar attık. İstanbul’a geçişini engelleme imkanı bulduk. Denizden geçeceklerdi. Bütün vapurları denizin ortasından çekip vapurlara ulaşamamasını sağlamış olduk. Gelibolu-Eceabat hattından savcılığımızın kararı ile hepsinin yakalanma süreci başladı. Daha vahimi o zamanki Boğaz Komutanının şu an yargılanan kişilerden bir tanesidir, Sayın valimizin ‘Gelin toplantı yapalım, vekilimiz burada’ dediği zaman, ‘ Hayır vali benim’ dediğini biliyorum. Sıkıyönetim komutanları ilan edilmiş, beyefendi Çanakkale’nin valisi olmuş FETÖ’nün talimatı ile. Bunlar kendilerini vali yerine koymaya başladılar. İlginç süreçlerdi, sabaha kadar yollardaydık. Bir Ankara bir Çanakkale gittik geldik. Sonuçta burası milletin merkezi, meclisi. Ben Çanakkale vekiliyim. Çanakkale’yi ayağa kaldırmamız lazım. Onu yapmaya çalıştık. Çanakkale ruhunun Türkiye tarihinde bir hatırası var. Çanakkale milletin ön sözünün yazıldığı yer. O yüzden 15 Temmuz ruhuna en çok yakışan yerlerden birisi Çanakkale olması lazım. Bütün illerimizde anma yaparken, Çanakkale’de Abidede ayrıca anma yapmaya çalıştık. Yahya Çavuş’lar, Seyid Çavuş’lar, hangi gerekçe ile Çanakkale savaşlarında can vermişler ise, Ömer Halis Demir’ler o gerekçelerle can verdiler. Onlar 102 yıl önce milletimize uzanan elleri kırmak, egemenliğimize uzanan elleri kırmak için hayatlarını ortaya koydular. Bugün de 15 Temmuz’un şehitleri bu milletin geleceği adına yanlış yapmak isteyen, egemenliğimize zarar vermek isteyenlere karşı, terör örgütlerine karşı aynı adımı atmış oldular. O yüzden Çanakkale’nin de şehitleri bizim için başımızın tacıdır. Bu milletin geleceğini inşa etmiştir. 15 Temmuz şehitleri de hiçbir hesap yapmaksızın evinden duyduğu an dışarı çıkarak, bu milletlin geleceğine dur demek için büyük bir destan yazmışlardır.” dedi.
 
 
MECLİSİN ÇATISI YIKILABİLİRDİ AMA RUHU ASLA
 
Meclisin bombalanma anında büyük üzüntü ve şaşkınlık yaşadığını kaydeden Turan o gece yaşananları şöyle anlattı: “Ne olursa olsun bu meclis ayakta kalacaktı. Çatısı yıkılabilirdi ama ruhu asla. O zaman bütün partiler burada meclise sahip çıkarak, elimizden geldiğince motivasyonu artırmaya çalıştık. Örneğin Grup Başkanvekilimiz Mustafa Elitaş Kayseri’de idi, orayı ayağa kaldırmaya çalışıyorlardı. Biz aynı şekilde Çanakkale’de idik. Diğer grup başkanvekillerimiz buradaydı. Hep konuşuyorduk, yazışıyorduk. Sonuçta bir kader birliğimiz var. Bu kader birliği şahsımızla ilgili bir şey değil. Hatta AK Parti ile ilgili bir şey değil. Türkiye meselesi. O yüzden eğer o gün başarılı olmuş olsalardı, meclis yıkıldı, vekiller öldü, muazzam bir bedel ödendi. Ondan sonra AK Parti kötü oldu da diğerleri iyi oldu diye bir şey yok. Türkiye bedel ödeyecekti. Hep beraber kaybedecektik. Eğer o gün FETÖ’cüler başarılı olmuş olsalardı bütün partiler, bütün basın dünyası hep beraber bedel ödeyecektik. O yüzden her ne kadar bizim görevimiz gereği Çanakkale’de olsak da ruhumuz aklımız buradaydı. Sabah 05.00’te oradaki işler yoluna girdiği zaman buraya geldik. Burada biliyorsunuz 16 Temmuz’da meclisimizi açtık, bütün parti ortak bir deklarasyon yayınladık. Akşam tekrar Çanakkale’ye döndük. Her gün git gel yaparak iki ile de katkı sağlamaya çalıştık. Burası milletin özetidir, milli iradenin merkezidir. Buraya hiç kimsenin yan bakmaması gerekir. Fikrimiz, zikrimiz, partimiz ne olursa olsun buraya hassas davranmamız lazımdır. Ama görüyorsunuz bu FETÖ’cü hainler o kadar ölçüsüz, hadsiz bir tavır içerisindeydiler ki milletin merkezini, kalbini bombalama cesaretini gösterdiler. O yüzden ben 15 Temmuz’a ‘Destandır’ diyorum. Herhangi bir örgütten bahsetmiyoruz. Bu milletin kılcal damarlarına girmiş, meclisi bombalayan, özel harekâtı, emniyet genel müdürlüğünü, köprüleri, Beştepe’yi bombalayan hain bir örgütten bahsediyoruz. O yüzden ne kadar Çanakkale’de olsak da gönlümüz ruhumuz Çanakkale’deki arkadaşlarımız ile beraberdi.”
 
HERKES ‘EMRİNİZDEYİZ, BURDAYIZ’ DEDİ
 
Turan, darbe gecesi Çanakkale’de neler yaşandığını şöyle aktardı: “Şunu gururla söylüyorum, saat 22.30 itibari ile bütün teşkilatlarımız, ilçesi kadın kolları, gençlik kolları hep beraber irtibat halinde ortak gruplarımızda yazışarak, birincisi parti binalarımızı açtık ikincisi meydana çıktık. Biz ne olacağını bilmeksizin bu işi yaptık. İstanbul ve Ankara’da büyük sıkıntı oldu ama başka illerde de olabilirdi. Oralar bastırılamasaydı tüm illerde benzer şeyler olacaktı. Herkes kendince başta büyük araçları organize ederek malum yerleri kapatmak üzere, elimizden geldiğince adımlar attık. Hiçbir teşkilat mensubumuzdan umutsuzluk hissetmedik. Makamlar mevkiler gelip geçer ama en özel hatıralarımdan bir tanesidir kimi aradıysam o gün, ‘Emrinizdeyiz, buradayız’ dediler. Hiç kimse ‘Bekleyelim bakalım, duralım bakalım’ demedi. Ne dediysek millet taşın altına elini koymaya çalıştı. Bu tablo şunu gösterdi bize, saat 22.30–23.00 gibi olunca zaten sonunu biz öngördük. Bu millet izin vermezdi. Bedel daha büyük olurdu daha az olurdu. Sonuçta o millet o kararlılığı göstermiş ise hiç kimse milletin gücünden geçemezdi. Biz daha Çanakkale’de o saatlerde o tabloyu görünce Türkiye’de asla bu hainler başarılı olamaz. Çünkü Çanakkale’deki ruhun aynısı diğer illerimizde de var. O yüzden dedik ki, ‘Bütün illerde halk sokağa çıkmış ise hiçbir hainin başarılı olma imkanı yok. Bu millet Adnan Menderes’in asıldığı o yılları hatırlıyor. Bu millet 80 darbesini, 28 Şubat’ın bedellerini biliyor. O yüzden biz dedelerimizden, babalarımızdan Menderes asılırken perdenin arkasından baktık, radyodan dinledik dediklerini hatırlıyoruz. İstedik ki televizyondan bir Başbakan’ın bir Cumhurbaşkanının idamını izlemeyelim. Mesele bir siyasetçi meselesi değil. Bir ülke meselesi idi. Bir demokrasi meselesi idi. Türkiye bu konuda büyük bir onur sergilemiş oldu. Hatırlarsınız, Çin’deki komünist devrimde bir fotoğraf vardı. Bir otobanda, tankın önünde bir vatandaş elini kaldırdı, o fotoğraf yıllar yılı, tüm Avrupa’da tüm dünyada demokrasi simgesi haline geldi. Bizim milletimiz bir gecede onun gibi binlerce fotoğraf geldi. Takın önüne yatan, silahı eliyle tutmaya çalışan. Öyle görüntüler var ki. Aslında bunlar tam bir demokrasi kahramanlığı örnekliği idi. Dış dünyaya baktığımızda Türkiye’de bazı siyasal uzantılara baktığımızda o heyecanı, o motivasyonu bulamıyoruz”
 
 
ADALET YÜRÜYÜŞÜ DEĞİL KOLTUK KAVGASI DİYE BAKILDI
 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun darbe gecesinde çekildiği iddia edilen fotoğraf ile ilgili de konuşan Bülent Turan, “Tarih ya da insanın hayatı, kendisine ömründe bir iki defa olağanüstü bir imkan verir. Olumlu ve olumsuzluk sonucunu doğuracak olan. Sayın Kılıçdaroğlu’na siyasi hayatı boyunca öyle bir imkan sundu ki tarih, ‘Sen demokrasinin sembolü, kahramanı olabilirsin’ dedi. Ama maalesef Kılıçdaroğlu bunu tercih etmek yerine o zül fotoğrafı vermeyi tercih etti. İnsanlar sokaklarda şehit olurken, Cumhurbaşkanımız meydanlara çıkmışken, herkes kendi üzerine düşeni yapmaya çalışırken, Sayın Kılıçdaroğlu, normal zamanlarda teorik olarak, ‘Ben tank karşısına çıkarım’ söyleminin çok ötesinde bir evde kravatı ceketi üzerinde kahve içerken, televizyon izlerken gördük. Keşke görmemiş olsaydık. Şunu demek istiyorum, siyasi insanların hayatında bir defa bu imkan olur. Demokrasinin yanında olursunuz veya uzağında olursunuz. O uzağında olmayı tercih etti. Düz yolda yürüyerek kahraman olunmaz. Yürüyüş yaptılar FETÖ’cülerin bir anlamda hayat öpücüğü haline geldiler. PKK’nın motivasyonunu artırdılar. Sözüm ona kahramanlık yaptılar. Kahramanlığın 15 Temmuz akşamı yapılmış olması lazımdı. O fotoğrafı vermek yerine bir tank karşısında ‘Ne yapıyorsunuz?’ deseydi FETÖ’cülere şu an Kılıçdaroğlu başka bir yerdeydi. Ülkenin milli muhalefeti idi. Ülkenin dinamiği idi. İstediği kadar yürüsün, Ağzı ile kuş tutsun, bütün siyasal hayatımız boyunca Kılıçdaroğlu bu fotoğraf ile anılacak. Darbe olurken, millet şehit olurken, liderler meydanlarda iken bir belediye başkanının evinde kahve içen lider olarak kalacak. Şunu da söylemek isterim; yürüyüş yaptığı zaman en çok şu tartışıldı. Kılıçdaroğlu bir dönem daha başkanlığı garantiledi diye bakıldı. Adalet yürüyüşü değil, Kılıçdaroğlu’nun koltuk kavgası diye bakıldı meseleye ama gördük ki muhalifler o fotoğrafı verdiler. Çünkü evden çıkan fotoğraf o. Yani şunu dediler, ‘Sen yürüyüşte birazcık karizma yapmaya çalıştın ya yok kardeşim senin böyle bir hakkın yok. Senin en çok karizman evdeki koltuk kadardır’ dediler ve o fotoğrafı vermiş oldular”  dedi.
 
Simge Özden