BİÇİM BİLGİSİ (MORFOLOJİ): Yerdeş sözü “Yer (belirli bir toprak, yeryüzü)” sözüne “birliktelik, ortaklık, ortak özellik eki”: +DAŞ / +DEŞ “addan ad türetme eki” eklenmesiyle türemiştir:

“YER + DEŞ”. Kadaş, karındaş, köñüldeş> gönüldeş, yoldaş..gibi.
A) ART DÖNEMLİ SÖZ VARLIĞI: ESKİ TÜRK LEHÇELERİ:
“DİVÂNÜ LÜGÂT’İT-TÜRK” - Kaşgarlı Mahmut; (1072):
Besim Atalay – TDK yayınları
yérdeş (ad) = Yerdeş (hemşehri).: I. 407 - 9; III. 40 - 20, 40 - 23. “Oğuzca.”; “Türkçesi”
İkisi bir yerden olan kimselere yérdeş denir, hemşeri anlamındadır. I. 407:
Yérdeş = Hemşeri: “yérdeş kişi = Hemşeri adam”. Bu, iki kişinin bir şehirden olmasıdır. Birbirine yérdeş derler. Oğuzca.. III. 40.:
--- --- ---
ESKİ TÜRKİYE TÜRKÇESİ (13. - 15. yüzyıl);
OSMANLI TÜRKÇESİ (15. - 19. yüzyıl)
Yerdeş : Hemşehri, hemşeri.
& Hem - câyî (?????) [Farsça] = Yerdeş (????) ya’ni köydeş. (Ni’meti. XVI. 633)
[LÛGAT-İ Nİ’METULLAH: 1561 (969)de İstanbul’da ölen Nakşibendi şeyhlerinden Sofyalı Ni’metullah Efendinin 1540 (947) yılında düzenlediği Farsçadan Türkçeye sözlüktür. Bu eserin Türk Dil Kurumu kitaplığında 6075 numara ile kayıtlı nüshası taranmış, gerektikçe 451 numara ile kayıtlı başka bir nüshaya da bakılmıştır.
Tarayan: Kurumumuz uzmanlarından DehriDilçin’dir.](Ni’meti. 16.)
& Hem - cây (?????) [Farsça] = Yerdeş (????). (Şamil. XVI. 534)
(ŞAMİL-ül-LÛGA: XVI. y. y.; 1540 yılında kendi yurdunda ölen değerli bilgin Afyonkarahisarlı Hasan bin Hüseyin İmadüddin’in 1505 (911)te büyük bir himmetle düzenlediği Farsçadan Türkçeye sözlüktür. Eser iki bölüme ayrılmıştır: Birinci bölüm: ADLAR, İKİNCİ BÖLÜM: “MASTAR”lardır.
İkinci bölümde manzum, mensur Farsça dilbilgisi kuralları gösterilmiş, çekim örnekleri de verilmiştir. Büyük bir özenle yazılmış olan bu eserin Afyonkarahisar Memleket kitaplığında 589 numara ile kayıtlı bulunan 673 sayfalı nüshası taranmıştır.
Tarayan: Kurumumuz uzmanlarından DehriDilçin’dir.](Şamil. XVI.)
--- --- ---
ESKİ KIPÇAK TÜRKÇESİ - TÜRKİYE TÜRKÇESİ
TÜRKÇE KÖKENLİ “KÖKTEŞ SÖZLER SÖZLÜĞÜ” (13. - 15. yüzyıl):
yerdeş (ad) = Yerdeş, bir yerden, bir şehirden olan (hemşehri), yurttaş (vatandaş, hemvatan) (Kİ, TA, TZ) bkz. yerdaş.
KİTÂBÜ’L-İDRÂK Lİ-LİSÂNİ’L -ETRÂK
Yazan: EsîrüddinEbîHayyân el-Endülüsî: - (1312) –
Çevirerek yayımlayan: Ahmet Caferoğlu. İstanbul - 1930. – (Kİ)
KİTÂB-I MECMÛ-I TERCÜMÂN-I TÜRKÎ VE ACEMÎ VE MUGALÎ – (TA)
ET-TUHFETÜ’Z-ZEKİYYE Fİ’L-LÜGATİ’T-TÜRKİYYE – (TZ)
yerdaş (ad) = Yerdeş, bir yerden, bir şehirden olan (hemşehri), yurttaş (vatandaş, hemvatan) (BM, DM). bkz.yerdeş.
KİTÂBU BULGATÜ’L-MÜŞTÂK FÎ LÜGATİ’T-TÜRK VE’L-KIFÇAK – (BM)
ED-DÜRRETÜ’L-MUDİYYE Fİ’L-LÜGATİ’T-TÜRKİYYE –(DM)
--- --- ---
B) EŞ DÖNEMLİ SÖZ VARLIĞI: ÇAĞDAŞ TÜRK LEHÇELERİ:
& KARLUK - UYGUR LEHÇE ÖBEĞİ:
ÇAĞDAŞ UYGUR TÜRKÇESİ - TÜRKİYE TÜRKÇESİ
TÜRKÇE KÖKENLİ “KÖKTEŞ SÖZLER SÖZLÜĞÜ”:
yerdeş, yérdeş (ad) “seyrek kullanılır” = Yerdeş (hemşehri). bkz.jutdaş, yurtdaş / yutdaş; hemşeher. < “yérdeş” D. L. T. -1072 yılı-; “Türkçesi”
yerleş, yérleş (ad) = Başka bir yerden gelip bir yerde uzun süre yaşayan.