Reklam

ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ

.

126 0

Mustafa Ali Tezcan

Mustafa Ali Tezcan

Türküler genellikle bir olay, bir arzu ve bir heyecan üzerine doğarlar. Türküler, başlangıçta sahibi belli ürünlerdir. Ancak za-manla, türkünün asil sahipleri unutulur ve sonraki nesiller tarafından halkın dilinde dolaşa dolaşa farklı coğrafyalara yayılır. Türküler böylelikle anonimleşirler. Önceleri mahalli hüviyet gösteren türküler, za¬manla milli hüviyete bürünürler, Türkülerin anonimleşmesinde, daha ziyade göçler, kervanlar, askeri şevkler, gurbete iş için gidişler, gezgin halk şairlerinin faaliyetleri, yakın zamanlarda basın ve yayın organları rol oynar. Yayılma sırasında türkülerin sözlerinde ve ezgilerinde bazı değişiklikler vukua gelir. Kimi zaman bu değişiklikler türküyü tanınmayacak hale getirir; öyle ki, bu eserler karşımıza bir başka türkü olarak dahi çıkabilir. Türkülerin bu derece çeşitlenmesinin asıl sebebi kişilerin kabiliyetleridir. Kaynak şahıslar, ezgilerin yapısında önemli ölçüde değişiklik yapabildiğini, bu değişikliği türkülerin sözlerinde de yapabilirler.
Çanakkale türküsüne gelince: Bu türkü T.H.M. müziği eserleri içerisinde en çok tartışılan eserler arasındadır. Sebebi ise türkünün Çanakkale değil de Kastamonu yöresinin türküsü olduğu iddiasıdır. Bu gerçek eserin yazan bilinmemekle beraber; kaynak olarak İhsan Ozanoğlu isminde bir kişi ortaya çıkmış; Muzaffer Sarısözen tarafından notaya alınmıştır. 22.11.1973 yılında ise incelenip T.R.T. repertuarının sırasına girmiştir..
Bu eser 4/4 lük kalıp ile yazılmıştır. Kastamonu yöresine bakıldığında Karadeniz İllerinden biri olmasına rağmen 5/8, 7/8 usullerin az görüldüğüne rastlarız. Usuller yörenin folklorik yapısını yansıtır. Ve o yörenin coğrafyasını dinleyene aktarır.
Kastamonu yöresinde eğe yöresinde görülen 9/8 ve 9/4 lük usullere de rastlanır. Usul bakımından çeşitlilik içerir. Çanakkale yöresinde ise 9/8 ve 9/4 lük eserler zeybekler ağırlıktadır. Çanakkale türküsünün Çanakkale Muharebesinden çok çok önce yazıldığı ve Çanakkale'de savağa giden Türk askerleri tarafından hep bir ağızdan söylendiği, Çanakkale savaşına katılan bir askerin annesine yazdığı bir mektupta bu durumdan bahsettiği belgelerle sabittir. Bir diğer bil¬giye göre savaştan önce bir zamanda Çanakkale öldürülen bir gencin ağzından yakılmış bir ağıt olduğu da kesin bilgiler arasındadır. Sözler aynen şöyledir:
"Çanakkale içinde vurdular beni Nişanlımın çevresiyle sardılar beni. Of gençliğim eyvah!"
Bu sözler uzar gider. Bu durumda Çanakkale Türküsünün sözleri ilk başlarda savaşa değil başka bîr durumu ifade etmektedir. Diğer adımda ise; Çanakkale harbine katılan askerlerimizin buraya geldiklerinde söz konusu türküyle tanışlar ve sonra, asker içindeki ozanların katkılarıyla da gerçek ruhuna kavuştuğunu tespit ediyoruz.
Sonra türkünün savaş içinde ve dışında hep bir ağızdan makam ile söylenmesi adet halini alır. Fakat okunduğu ölçü makam bilinmeme¬ktedir. Bu bir şiir şeklinde söyleyiş olabilir. Türkünün gerçek hikâyesi ise; tamamen Türk askerinin silâhaltında iken geride bıraktıkları değerleri ve savaşın askerlerin üzerinde bırakmış olduğu psikolojik et¬kinin dışa vurumundur.
Adeta bir asker marşını andırmaktadır. Çanakkale'ye dünyanın dört bir yanından asker gelmiştir. Ve gelenler bu eseri ortak söylemişlerse: 
Ayrıca bundan 80 yıl evvel çok değerli merhum sevgili
Babaannemden bu türküyü defalarca dinlemiş isem, bu Kastamonu türküsüdür deyip "Çanakkale Türküsünü" benim bunu kabullenmem mümkün değil, ikinci bir iddiamda şudur:
Bundan tahmini 35 yıl evvel TRT.nin yapmış olduğu bir pro-gramda Yugoslavya'nın dağılmadan evvelki Makedonya'nın batı bölgesiyle Kosova bölgesine yakın Konca kasabasında giden muhabir mülakat yapıyordu; orada bir kadının okuduğu türkü, aynen Çanak¬kale Türküsünün melodisine benziyordu,
Üstelik bu kasabadan Çanakkale Savaşları'na 92 yağız delikanlı iştirak etmiş ve tamamına yakını burada şehit düşmüştü. Bu mülakat belgesi aynen TRT arşivlerinde de mevcuttur.
Çanakkale nere Kastamonu nere? Çanakkale'ye özgü "Aynalı Çarşı" Kastamonu'da var mı? YOK. Çanakkale içinde uzun selviler; bir tane değil yüzlercesini görmek mümkün idi.
Çünkü bu günkü Cumhuriyet  meydanı, şehrin büyük bir mezarlığını gösteriyordu; bu mezarlık 1929 yılında kaldırıldı ve türküde adı geçen selviler de o zaman kesildiler.
Bilmediğimiz bir taraf var ki, acaba ihsan Ozanoğlu ismindeki zat, Çanakkale Savaşları'na katılıp da bu türkü ile müşerref mi oldu???
Çanakkale Türküsü bu günkü haliyle esas ruhunu kaybetmiş bir eserdir.
1973 yılında TRT T. H.M dairesi tarafından Kastamonulu kişiden alınıp notaya dökülen bu türkü resmikabul görmüş ise de; birçok dinletide halkın kulağına yanlış notasyon ile aktarılmaktadır.
Ve halk arasında yanlış olarak bilinmektedir. Müzik otoritesi olarak tanıdığım Can Kocabaldır ile türkünün bu hale gelişinin nedenlerini uzun uzun tartıştık. Ne çare?
Türkünün eski haliyle bir defa daha sözlerini aktarmış olalım:
"Çanakkale içinde aynalı çarşı
Ana ben gidiyom düşmana karşı. Oof Gençliğim eyvah.
Çanakkale içinde bir uzun selvi Kimimiz nişanlı, kimimiz evli. Oof Gençliğim eyvah.
Çanakkale üstünü duman bürüdü.
On üçüncü fırka harbe yürüdü. Oof Gençliğim eyvah.
Çanakkale içinde bir dolu testi,
Analar babalar mektubu kesti. Oof Gençliğim eyvah.
Çanakkale içinde vurdular beni Ölmeden mezara koydular beni Oof
Gençliğim eyvah.
 
 

Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.