Reklam

ANZAKLI ÖMER

Bu duyguyla, 'Yazıklar olsun bana' dedim

65 0

Mehmet İhsan Gençcan

Mehmet İhsan Gençcan


-----
. "Böyle asil insanlarla niye savaşıyorum ben? Niye savaşmaya gelmişim. Bu İngiliz milleti ne yalancıymış. Ne kadar Türk düşmanıymış" diyerek pişman oldum. Ama bu pişmanlığım fayda etmiyordu ki... Bu iyiliğe karşı ne yapsam ne yapsam diye düşündüm durdum günlerce...
Nihayet bizi serbest bıraktılar. Memleketime döndüm. İşte memlekette, Türk milletini ömür boyu unutmamak için, koluma bu dövme Türk bayrağını yaptırdım. Bu bayrağın esrarı işte bu...
Benim gözlerim dolu dolu, ihtiyara bakarken o devam etti:
Talihin cilvesine bakın ki o zaman ölmek üzere iken, yaralarım iyileştirerek, sıhhate kavuşmama çaba sarf eden Türkler idi. Şimdi de Amerika gibi yerde, yıllar sonra yine iyileştirmeye çaba sarf eden bir Türk.
Peşinden nemli gözlerle "Bana adınızı söyler misiniz?" dedi. "Ömer" cevabını verdim. Gayet merakla tekrar sordu:

  • Peki, niçin Ömer ismini vermişler sana?
  • Babam, Müslümanların ikinci halifesinin isminden ilham alarak bana Ömer adını vermiş.
  • Yahu senin adın bir Müslüman adı mı?
Ben, "Evet, Müslüman adı" deyince, yüzüme baktı baktı, birden doğrulmak istedi. Ben mani olmak istedim. Israr etti. Ama niye ısrar ediyordu?
İhtiyarın ısrarına dayanamayıp, yatakta oturmasına yardım ettim. Gözleri dolu doluydu. Yüzüme bakarak dedi ki:
  • Senin adın ne güzelmiş. Benim adım şimdiye kadar Mr.Josef Miller idi. Şimdiden sonra Anzaklı Ömer olsun.
  • Olsun...
  • Peki, doktor, beni Müslüman eder misin? Müslüman olmak zor mu?
-Tabii, dedim. Müslüman olman çok kolay...
Sonra kendisine imanın ve İslâmiyet’in şartlarını anlattım. Kabul etti. Kelime-i Şahadet getirdik beraber. Hem titreyen dudaklarıyla kelime-i Şahadet getiriyor hem çocuklar gibi ağlıyordu...
Yaşlılık bir yandan, hastalık bir yandan, bir de yıllardan beri içinde kavuşmak isteyip de bilemediği için kavuşamadığı İslâmiyet’e olan hasretin sonra ermesi bir yandan, bu yaşlı gönlü duygulandırmıştı... Mırıldandı:
-Siz Müslümanlar, tespih çekersiniz. Bana da bir tespih bulsan da, ben de yattığım yerden tespih çekerek Allah'ımı ansam, olur mu?
Bu sözünden de anladım ki, dedelerimiz savaş esnasında dahi, Hak'kı zikretmeyi ihmâl etmiyorlarmış... Neyse uzatmayalım, hemen bir tespih bulup kendisine getirdim.
Hasta, yatağında tespih çekiyor, biz de gerektiğinde tedavisiyle ilgileniyorduk. Fakat benim için o daha bir başkalaşmıştı. Müslüman olmuştu...
Bir gün yanına gittiğimde, samimi bir şekilde rica etti:
-Beni yalnız bırakma olur mu?
-Ne gibi Ömer amca?
-Ara sıra gel de, bana İslâmiyeti anlat! Sen çok güzel şeylerden bahsediyorsun. O sözleri duydukça kalbim ferahlıyor...
-Tabii efendim. Ne demek? Her gün size geleceğim. Merak etmeyin
O günden sonra, her gün yanına gittim. Bildiğim kadarıyla dinimizi anlattım. Fakat günden güne eriyip tükeniyordu...
Kaç gün geçti tam hatırlamıyorum. Hastanenin genel hoparlöründen bir anons duydum: "Doktor Ömer! Doktor Ömer!.. Lütfen217 no'lu odaya geliniz!"
Dedim ki içimden: "Tamam. Bizim Anzaklı Ömer amca, galiba yolcu" Hemen yukarı çıktım. Odasına vardığımda gördüğüm manzara aynen şöyleydi:
- Sağ elinde tespih, açık duran sol kolunun pazusunda dövme Türk bayrağı, göğsünde imanı ile koskoca Anzaklı Ömer, cana kurulmuştu...
Hemen başucuna oturdum. Kelime-i Şahadet söylettirdim. O şekilde kucağımda teslim-i ruh etti!..
Bir Çanakkale gazisi görmüştüm. Yıllar sonra da olsa, Müslüman Türk milletine olan sevgisi sayesinde, ken­disine iman nasip olmuştu... Ne yalan söyleyeyim, ağladım...
 
 
 
 


Etiketler; #ömer
Yorum Ekle
İsim
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.